Türkiye’deki enflasyon canavarı bir türlü dizginlenemezken bu durum vatandaşın alım gücünü eritiyor. Gıda enflasyonunu ise çok daha yüksek seyrettiği ülkemizde vatandaşlar artık kilo yerine gramla alışveriş yaparken enflasyonda diğer ülkelerle aramızdaki fark da oldukça açıldı. Türkiye’de yılın ilk iki ayında özellikle gıda enflasyonunun çok yüksek seyrettiğini belirten Toptaş, “Türkiye’de ocak ayı enflasyonu yüzde 4.84'tü. Yani yüzde 5'e yakın bir enflasyon çıktı. Gıda enflasyonu ise yıl başında yüzde 6.59 çıktı. Bu bir şaşkınlık yarattı çünkü ciddi anlamda çok yüksek bir oran. Ardından şubat ayı enflasyonu gündeme geldi. Onda da manşet yüzde 2.96, gıda da yüzde 6.89. Yani ocak ve şubat ayının toplam enflasyonu yüzde 7.8 oldu. Bu rakam neredeyse gelişmiş ülkelerin yıllık enflasyon rakamlarının toplamına yakın. Almanya, Fransa, ABD, Kanada ve Japonya gibi gelişmiş 5 ülkenin yıllık enflasyonunu alt alta toplasanız yüzde 9 civarında çıkarken bizde ilk 2 ayda neredeyse 8’i buldu. Ayrıca mart ayının enflasyonu da yüzde 2 ile yüzde 3 arasında bekleniyor, bu da çok yüksek” ifadelerini kullandı.

Ayhan Bülent Toptaş-3

‘Sıkıntıya işaret ediyor’

Gıda fiyatlarındaki artışın ise aylık enflasyonun çok daha üstünde olduğunu kaydeden Toptaş, “Dünyada gıda enflasyonunda önde gelen birkaç ülkeden biriyiz. Yani savaştaki ülkeler gibiyiz” dedi. Gıda enflasyonu artışının, ülkemizde tarım ve hayvancılık alanında kötüye gittiğinin bir göstergesi olduğunu belirten Ayhan Bülent Toptaş, “Gıda enflasyonunda artış olması demek bizim tarım ve hayvancılık konusunda büyük sıkıntılar yaşadığımıza işaret ediyor. Bundan 20 sene önce Türkiye, tarım ürünleri anlamında dünyada kendi kendine yeten 7-8 ülkeden biri olarak anılırdı. Ancak bu artık mümkün değil. Çünkü tarımla ilgili doğru politikalar yok. Bu sebeple de insanlar köyleri boşaltıyorlar. Yani artık yaş ortalaması 60 civarında olan çiftçiler kaldı. Onlar da dalgalanan ekonomiyle baş etmekte çok zorlanıyorlar” şeklinde konuştu.

‘Hedef tutmayacak’

Merkez Bankası’nın yıllık enflasyon hedefine de dikkat çeken Toptaş, “Ocak ayında Merkez Bankası'nın yıllık enflasyon hedefi yüzde 16 olarak belirlenmişti. Ama biz daha ilk iki ayda yüzde 8'i bulduk. Dolayısıyla bu hedef artık rafa kalkmış durumda. Durum böyle olunca da ocak ayında verilen zamlar 2 ay içinde eridi. Bu emekliler, sabit gelir elde edenler ve düşük gelirliler için zor bir durum. Tabi bunda hem ekonominin kötü yönetilmesi hem de İran-İsrail savaşının etkileri var. Çünkü Merkez Bankası bu yılın ilk enflasyon raporunda yıllık enflasyon ile ilgili görüşlerini açıklarken petrol fiyatında varilinin 60 dolar olduğunu hesap ediyordu. Ancak şu an 100 dolar civarında seyrediyor. Tabii bu yükseklik devam ederse Merkez Bankası'nın enflasyon hedefleri çok zarar görecek. Çünkü sapmalar olacak. Yani 2026 da enflasyonla mücadele açısından iyi gitmiyor. Benim tahminim enflasyonun yıl sonunda yüzde 25-30 bandında olabileceği yönünde” ifadelerine yer verdi.

‘Sarmalda sıkışıyoruz’

Türkiye’de enflasyonun artık sadece bir “fiyat artışı” sorunu olmaktan çıkıp, beklentileri bozan ve ekonominin tüm dengelerini aşındıran yapısal bir krize dönüştüğünü aktaran Ekonomist Ayhan Bülent Toptaş şunları söyledi: “Gelişmiş ülkelerin bir yılda yaşadığı enflasyonu Türkiye’nin iki ayda üretmesi, fiyatlama davranışlarının kalıcı biçimde bozulduğunu ve paranın değer saklama işlevinin zayıfladığını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle gıda gibi temel kalemlerde çift haneli aylık artışların görülmesi, enflasyonun dar gelirli üzerindeki etkisini katlayarak sosyal refah kaybını derinleştiriyor. Bu hızla devam eden bir enflasyon sürecinde, ücret artışları daha cebe girmeden erirken, ekonomi giderek “yüksek enflasyon–düşük alım gücü–zayıf üretim” sarmalına sıkışma riskiyle karşı karşıya kalıyor.”

Kaynak: Ayselin Uzun