Enflasyon karşısında alım gücü her geçen gün erirken, Türk lirasındaki değer kaybı banknotların kupür dağılımına da yansıyor. Piyasada nakit giderek daha yüksek değerlere sıkışıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, yıllar içinde paranın alım gücünde yaşanan erimeyi gözler önüne seriyor. 2009 yılında tedavüle giren banknot, geçen süreçte değerinin yaklaşık yüzde 96’sını kaybetti. TCMB’nin “enflasyon hesaplayıcı” verileri üzerinden yapılan değerlendirmeler, ekonomik tabloyu çarpıcı bir karşılaştırmayla ortaya koyuyor. Buna göre 2009 yılının Ocak ayında tek bir 200 TL banknot ile doldurulabilen bir alışveriş sepeti için bugün yaklaşık 5 bin TL gerekiyor. Asgari ücret için de 2009’da 3 tane 200 liralık yeterken bugün asgari ücret için 140 tane 200 liralık banknot gerekiyor. Bugün yalnızca 2 kilo domates ya da elma alınabilen bir tutar haline gelen 200 TL, kırmızı biber ya da çilek gibi ürünlerde ise neredeyse tek bir kilogram karşılığında tamamen harcanıyor.

‘Güven duygusu zayıfladı’
Toplumdaki en büyük kaygının temelinde hiç kuşkusuz enflasyonun yattığını aktaran Ekonomist Prof. Dr. Hüsnü Erkan, “Enflasyon yalnızca fiyatların artması anlamına gelmiyor; aynı zamanda insanların alım gücünün erimesi, emeğin değer kaybetmesi ve geleceğe dair güven duygusunun zayıflaması anlamına geliyor. Ancak enflasyon dediğimiz sorun da tek başına ortaya çıkan bir mesele değil. Bir ekonominin güçlü olabilmesi için üretimin canlı olması gerekir. Üreten, verimli çalışan, teknolojiyi geliştiren, yenilikçi adımlar atan ve sanayisini büyüten bir yapı yoksa ekonomik dengeyi korumak da giderek zorlaşır. Eğer üretim yetersizse, ekonomi dışa bağımlı hale gelmişse ve ülke sürekli tüketim üzerinden ayakta kalmaya çalışıyorsa, o noktada para da kaçınılmaz olarak değer kaybetmeye başlar. Çünkü güçlü para, yalnızca merkez bankasının kararlarıyla değil; arkasındaki üretim gücüyle, güven ortamıyla ve ekonomik istikrarla ayakta kalır” sözlerine yer verdi.
‘Enflasyon kronik sorun’
Yalnızca üretim eksikliği değil, ekonomi yönetimindeki tutarsızlıkların da bu süreci daha ağır hale getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkan, “Para politikalarının sürekli değişmesi, alınan kararların öngörülebilir olmaması, ekonomik hedeflerin sık sık farklı yönlere savrulması piyasadaki güveni zedeliyor. İnsanlar yarın ne olacağını kestiremediğinde yatırım yapmaktan çekiniyor, üretici önünü göremiyor, vatandaş ise elindeki parayı koruma telaşına düşüyor. Bu da ekonomideki kırılganlığı daha da büyütüyor. Ekonominin sağlıklı işlemesi için yalnızca rakamların değil, yönetim anlayışının da güven vermesi gerekir. Güçlü ekonomi; planlı, istikrarlı ve sürdürülebilir politikalarla mümkündür. Ancak ekonominin sahipsiz kaldığı, günü kurtarmaya yönelik kararların öne çıktığı bir ortamda enflasyon kronik hale gelir, para sürekli değer kaybeder ve toplumun üzerindeki ekonomik baskı her geçen gün daha fazla hissedilir. Bugün yaşanan kaygının temel nedeni de tam olarak budur: İnsanlar yalnızca fiyatların yükselmesinden değil, ekonominin geleceğine dair belirsizliğin giderek büyümesinden endişe duyuyor” diye konuştu.

‘Yükseği istenmiyor’
Artık yaşanan sorun yalnızca banknotların değer kaybetmesi ya da piyasada daha yüksek kupürlü para ihtiyacının ortaya çıkmasıyla açıklanamayacağını belirten Ekonomist İris Cibre ise, ekonomi yönetiminin asıl hedefin nakit kullanımını azaltmak olduğunu kaydetti. Cibre, “Harcamaların mümkün olduğunca sistem üzerinden, yani kredi kartı ve dijital ödeme kanalları aracılığıyla gerçekleşmesini sağlamak hedefleniyor gibi. Bu durum yalnızca teknik bir tercih değil; aynı zamanda kayıt dışı ekonomiyle mücadele, kara para dolaşımını sınırlandırma, vergi tahsilatını artırma ve vergi kaçırılmasını engelleme amacı taşıyan daha geniş bir ekonomik politikanın parçası olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle piyasada uzun süredir dile getirilen ‘daha yüksek banknot çıksın’ yönündeki taleplere rağmen gündeme alınmıyor” dedi.
‘Karta yönlendiriliyor’
Yüksek enflasyon karşısında mevcut banknotların alım gücünün ciddi şekilde düşmüş olmasına karşın ekonomi yönetiminin nakit dolaşımını büyütecek adımlardan kaçındığının altını çizen Ekonomist İris Cibre, “Bunun yerine vatandaşın harcamalarını kredi kartı gibi bankacılık sistemi içine çekmeye çalışıyorlar. Böylece yapılan her harcamanın kayıt altına alınması, para hareketlerinin izlenebilmesi ve ekonomik akışın daha kontrol edilebilir hale gelmesi hedefleniyor. Mevcut politikada amaç, nakit kullanımını kolaylaştırmak değil; tam tersine ekonomik işlemleri sistem içine çekerek hem denetimi artırmak hem de kayıt dışılığı mümkün olduğunca azaltmak. Bu nedenle de daha yüksek miktarlı banknotların çıkarılmaması, bilinçli bir ekonomik yönelim olarak değerlendiriliyor” dedi.





