Allah’a gönülden bağlanmak; sadece ibadet ritüelleriyle sınırlı bir bağlılık değil, içten bir teslimiyet ile ruhun huzura doğru eğilmesidir. Bu bağlılık, insanın varlığındaki bütün dağınıklığı toparlayan, kalbe dinginlik veren bir çekim alanı oluşturur. Kur’an’ın “Allah kalplere huzur indirendir” (Fetih 48/4) ayeti, işte bu içsel sükûneti anlatır.

Resul’e gönülden bağlanmak ise; hayatı anlamlandırmanın, ahlâkı ete kemiğe dökmenin yoludur. O’nun “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” (Muvatta’, Husnü’l-Huluk, 8) sözü, bağlılığın sadece sevgi değil, dönüşüm talep ettiğini gösterir. O’na bağlanmak; bir insanın kendi en iyi hâline doğru yürüyüşüdür.

Ayetler ve öğütler bize şunu hatırlatır: Allah’a ve Resulüne bağlılık, körü körüne bir bağlanma değil; adaleti, merhameti, hikmeti arayan bilinçli bir yöneliştir. Tıpkı “Allah’a ve Resulüne çağırıldığınızda, sizi hayat verecek şeye çağırıyor” (Enfâl 8/24) ayetinde söylendiği gibi… Yani mesele yasaklarla sıkıştırmak değil; hayatı derinleştirmek.

Bir gün Peygamber Efendimiz’e (s.a.s) birisi gelerek, “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu. Resûlullah (s.a.s), “Kıyamet için ne hazırladın?” karşılığını verdi. Adam, “Allah ile Resûlü’nün sevgisini!” dedi. Bunun üzerine Kutlu Elçi, “Sen sevdiklerinle berabersin!” buyurdu. (Müslim, Birr ve Sıla, 161)

Eğer biz, Allah’ın bizi sevmesini istiyorsak; Allah ise Kur’ân-ı Kerîm’inde kimleri sevdiğini bildirmişse bizlerin de Allah’ın bildirdiği kimseler gibi olmamız gerekir. Bunun başında ise Rabbimizin belirttiği gibi, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) uymak gelir: “De ki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah sizi sevsin, günahlarınızı da bağışlasın. Allah Ğafûr ve Rahîm olandır.”

Modern insan çoğu zaman bir boşlukta yürür gibi hissediyor. Kalbine sorduğunda “Daha fazlası yok mu?” diyen bir ses yükseliyor. İşte o sesin cevabı, kalbin bağ kurma ihtiyacında saklı. Allah’a yöneldiğinde anlam buluyor; Resul’e yöneldiğinde bu anlam davranışa dönüşüyor. Biri ufku gösteriyor, diğeri o ufka nasıl yürüneceğini. Sonunda insan anlıyor: Gönülden bağlılık, özgürlüğün zıddı değil; ruhun gerçek özgürlüğüdür. Çünkü kalp hakikatle bağ kurduğunda, dünya üzerindeki bütün karanlıklar yavaşça çözülür.

Allah’ın sevgisini kazanan her şeyi kazanır, Allah’ın sevgisini kaybeden ise her şeyi kaybeder. Çünkü dünya da, ahiret de Allah’ın elindedir. Öyleyse Allah’ın sevdiği müminlerden olalım, olmaya gayret edelim. Allah’ın çok sevdiği ve kendisini Allah’a sevdiren Peygamber Efendimizin hayatını kendimize örnek alalım ve daima onu izleyelim ki, Allah’ın sevgisini kazanabilelim. Zira Allah kulunu severse, onu dost edinir. Allah ise dostlarını düşmanları olan nefse ve şeytana bırakmaz, onları korur.

Bir Fetva :

Allah ve Resûlü’nün açık emirlerini bilerek reddetmek küfürdür. Ancak anlamakta zorlanmak, soru sormak veya öğrenme sürecinde olmak imanla çelişmez. Bağlılık, bilinçle güçlenir.

Bir Dua:

Allahım, kalbimizi sana bağla ama aklımızı kapatma.

Resûlünü sevmeyi sözde değil, hâlde nasip et.

Bizi hakikate yakın, samimiyete sadık kullarından eyle. Âmin.

Kaynak: T.D.V. Yayınları, (Din Görevlisiyle 365 Gün.) adlı eserden istifade edilmiştir.

Hazırlayan: Mustafa YAKICI (İzmir İl Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı)

Kaynak: Bülten