Kıymetli Okurlar!
19. Meryem Suresi’nin 96. ayetinde “İman edip salih ameller işleyenler (o imanla uyum içinde olanlar) için Rahmân, (gönüllere) tarifsiz bir sevgi var edecektir.” buyrulmaktadır. Sınırsız rahmet sahibi, imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanları sevgiyle kuşatacaktır. Yüce Rabbimiz, kendi rızasına ulaştıracak amelleri Kerim Kitabı’nda bizlere gösterdiği gibi, rahmetinden uzaklaştıracak amelleri de beyan etmiştir. Sevgisine mazhar olan kimseleri haber verdiği gibi; sevgi ve merhametinden mahrum kalanları da bildirmiştir:

Allah, elçisine tâbi olanları sever. Yüce Rabbimiz, sevgisine ve mağfiretine mazhar olmanın yolunu bizlere Âl-i İmran Suresi’nin 31. ayetinde şöyle göstermektedir: “Resûlüm! De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah bağışlayan ve merhamet edendir.’”

Allah, maddi ve manevi anlamda temiz olanları sever. Öyleyse geliniz, fıtratımızı her türlü kötülüklerden koruyalım. Zihin ve gönüllerimizi kötülük ve çirkinliklerin esiri değil; iyilik ve güzelliklerin merkezi kılalım.

Allah, tövbe edenleri sever. Öyleyse aziz kardeşlerim! Geliniz, tövbelerimizle kulluğumuzun farkına varalım. Rabbimize teslimiyetimizi, günahlarımıza nedametimizi dile getirelim. O’nun engin merhametine sığınalım. Tövbenin, adeta hayata yeni bir başlangıç olduğunu unutmayalım.

Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Öyleyse geliniz, her daim görev ve sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Hayatımızı yaratılışımızın gaye ve hikmetine uygun yaşayalım.

Allah, kendisine tevekkül edenleri sever. Öyleyse geliniz, üzerimize düşeni yerine getirdikten sonra “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” diyelim. Rabbimizin rahmet, nusret ve inayetinden hiçbir zaman ümidimizi kesmeyelim.

Allah, muhsinleri; her işinde, her sözünde kendi rızasını gözetenleri sever. Öyleyse geliniz kardeşlerim! Rabbimizin her an bizi gördüğü bilinciyle hareket edelim.

Allah, sabredenleri sever. Sabredenlerle beraberdir. Öyleyse geliniz, hayatın bir imtihan olduğu bilinciyle kendimize sabrı, sükûneti şiar edinelim.

Allah, âdil olanları sever. Öyleyse geliniz, her daim adaleti yüceltelim. Unutmayalım ki adalet, güven ve huzurun anahtarıdır. İnsanca bir yaşamın olmazsa olmazıdır.

Şimdi de Rabbimizin sevmediği kulların kimler olduğuna bir bakalım:

Allah, haddi aşanları, taşkınlık yapanları sevmez. Öyleyse bizlere düşen, yıkıcı ve bölücü değil; yapıcı ve birleştirici olmaktır.

Allah, zalimleri sevmez. Zira zulüm, en büyük günahlardandır. Hak ve hukuku ayaklar altına almaktır. Öyleyse bizlere düşen, her daim zalimin karşısında, mazlumun yanında yer almaktır.

Allah, israf edenleri sevmez. Öyleyse bize düşen, sahip olduğumuz kazanımları saçıp savurmaktan, Allah’ın vermiş olduğu nimetleri ölçüsüzce kullanmaktan sakınmaktır.

Allah, ifsat edicileri ve bozguncuları sevmez. Öyleyse bizlere düşen, huzurumuza, birlik ve beraberliğimize, kardeşlik ve muhabbetimize hep birlikte sahip çıkmaktır.

Allah, büyüklük taslayanları, böbürlenenleri, kibirlenenleri sevmez. Öyleyse bizlere düşen, tevazu ve vakarla yücelmektir.

Allah, kendisine, yüce kitabına, peygamberine, değerlerine, kardeşlerine ihanet edenleri asla sevmez. Öyleyse bizlere düşen, her türlü ihanetten, ikiyüzlülükten, aldatmaktan uzak durmaktır.

Allah, inkârcılıkta ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez. Öyleyse bizlere düşen, Rabbimizin sayısız lütfuna, bizlere yapılan iyiliklere kör, sağır ve dilsiz kesilmekten, nankörlük etmekten sakınmaktır.

Yazımızı Efendimizin (s.a.v.) bir beyanıyla bitirelim:
Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e: “Ben filanı seviyorum, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil onu sever ve sonra gök halkına:
“Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz” diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever; yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.

Allah Teâlâ bir kula buğzettiği zaman Cebrâil’e:
“Ben filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!” diye emreder. Cebrâil de onu sevmez. Sonra Cebrâil gök sakinlerine:
“Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin” der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Derken yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır. (Müslim, Birr, 157; Müsned, II, 413)

Yüce Rabbimiz, bizleri sevgisine mazhar olan bahtiyar kullarından eylesin.
Selam ve Muhabbetlerimle...
*Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinden istifade edilmiştir.

Hazırlayan: Kadir Küçük (İzmir İl Vaizi)

Kaynak: Bülten