ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin ardından küresel piyasalarda dikkat çeken bir hareketlilik yaşandı. Petrol fiyatları sert düşüş gösterirken, altın ve kripto varlıklarda yükseliş görüldü. Jeopolitik risklerin geçici olarak azalması enerji fiyatlarını aşağı çekerken, bu gelişmenin Türkiye ekonomisine nasıl yansıyacağı ise tartışma konusu oldu.
Uluslararası piyasalarda özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağı beklentisiyle petrol fiyatlarında yüzde 15’e varan bir gerileme yaşandı. Ancak uzmanlara göre bu düşüşün Türkiye’de pompa fiyatlarına aynı hızda yansıması beklenmiyor. Döviz kuru, vergi yükü ve geçmiş fiyat artışlarının etkisi nedeniyle akaryakıt fiyatlarının yüksek seyrini koruyabileceği ifade ediliyor.

Petrolde yüzde 50 artış
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi İbrahim Attila Acar da sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede, petrol fiyatlarındaki mevcut seviyenin hâlâ yüksek olduğuna dikkat çekti. Acar, “Petrol fiyatlarının düşmesi daha da olabilir. Eğer barış devam ederse… Amerika 2026 için petrol hedeflerini 90 dolar olarak açıkladı ancak hâlâ 100 doların üstündeyiz. Dolayısıyla yüzde 15’e yakın şu anda beklenen fiyatın üstünde bir rakam var” dedi.
Petroldeki dalgalanmanın sadece enerjiyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Acar, savaş öncesi ve sonrası arasındaki farkın küresel ekonomiye ciddi bir yük getirdiğini belirtti. “İran-İsrail çatışmasından önce 65 dolar seviyesindeki petrol şu anda 95 dolar. Yani yüzde 50 artmış görünüyor. Bu artış dünyada akaryakıt fiyatlarını 1,5 ile 2 kat arasında yükseltti” ifadelerini kullandı.

Yüksek faiz düşük altın
Artan enerji maliyetlerinin zincirleme bir etki yarattığını söyleyen Acar, “Bu durum taşımacılıktan, petrolün girdi olarak kullanıldığı bütün yan sanayilere kadar fiyat artışı anlamına geliyor. Bu da enflasyonist baskının artması demektir” diye konuştu. Özellikle Avrupa ülkelerinin bu süreçten ciddi şekilde etkilendiğini belirten Acar, küresel enflasyon beklentilerinin de yukarı yönlü revize edildiğine dikkat çekti. Enflasyonun yüksek seyretmesinin faiz politikalarını da doğrudan etkilediğini ifade eden Acar, “Enflasyonun artması faiz oranlarının yüksek kalması anlamına gelir. Faiz yüksek kaldıkça altın fiyatları da düşük olmaya devam edecektir. Ne zaman ki faizler düşmeye başladı, altın yükselecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan petrol fiyatlarındaki geri çekilmeye rağmen altın ve kripto varlıklarda yeniden yükseliş görülmesinin mümkün olduğunu dile getiren Acar, yatırımcı davranışlarında değişim yaşandığını da vurguladı. Mazot fiyatlarının kısa vadede düşmesini beklemediğini belirten Acar, “Mazot fiyatlarının 80 ile 90 lira aralığında seyredeceğini düşünmekteyim” ifadelerini kullandı.
Acar, ateşkesin kalıcılığı konusunda ise temkinli bir yaklaşım sergileyerek, “Bir ateşkes olduğu kesin ancak kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değil. Çünkü tazminatlar var, savaşın maliyeti var. Ayrıca İsrail’in saldırganlığı ve yayılmacılığı durdurulmuş değil. Şu anda kalıcı barıştan söz etmek için erken” dedi.

Nakliye maliyeti sofraya zam olacak
Türkiye açısından en kritik başlıklardan birinin ise akaryakıt fiyatları olduğuna işaret eden Acar, mazotun özellikle tarım ve gıda fiyatları üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. “Sebze meyve fiyatları aşırı derecede nakliyeye bağlı. Dolayısıyla mazot ve nakliye parası yüksek olduğu sürece fiyatlar istediğimiz ölçüde inmeyecektir. Tek ümidimiz tarladaki ürünlerin daha ucuz fiyattan pazara gelmesi ancak mazotun 90 liraya yaklaştığı bir dönemde bu ciddi bir sorun” dedi.





