İzmir’de düzenlenen ‘Milli Savunma Politikaları’ adlı panelde Türkiye’nin milli savunma alanında hayata geçirdiği politikalar kapsamlı bir perspektifle ele alınırken aynı zamanda ülkemizin savunma politikalarındaki güncel gelişmeler değerlendirildi. Kültürpark’ta bulunan İzmir Sanat’ta gerçekleştirilen panelde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu ve CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç konuşmacı olarak yer alırken, İzmir Emekli Astsubaylar Derneği etkinliğe takılım sağladı.

"TEK ADAM REJİMİNİN YARATTIĞI DENGESİZLİK"
“Türkiye Cumhuriyeti sıfırdan kurulmuş, 2000’li yıllara kadar dünya ekonomisinde 16. sıraya kadar yükselmiş, bölgenin en güçlü ülkelerinden biriydi. Ancak gelinen noktada AKP iktidarıyla birlikte hem ekonomi hem de devlet yapısı anlamında zayıflamış bir ülke haline geldik” diyerek sözlerine başlayan ve Tükiye’nin özellikle Başkanlık Sistemi dolayısıyla dış ve iç politikalarda zayıf düştüğünü vurgulayan Güç, “Bu durum doğal olarak ekonomiye de yansıyor. Bugün dünya sıralamasında yirmi beşinciliğe kadar gerilemiş bir ekonomiden söz ediyoruz. Bu da hem dış politikada hem de iç dengelerde bizi güçsüz kılıyor. Tek adam rejiminin yarattığı bu dengesizlik toplumda ayrışmaya ve mutsuzluğa neden oluyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak güçlü bir örgüte sahibiz ve ülkeyi nasıl yöneteceğimize dair parti politikalarımız doğrultusunda adımlar atıyoruz. Toplum bizden sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin adını değil, ne yapacağımızı, nasıl ilerleyeceğimizi duymak istiyor. Bu nedenle genel başkan yardımcılarımız ve Cumhurbaşkanlığı sürecinde görev alan milletvekillerimiz sahada, partili-partisiz ayrımı yapmadan vatandaşlarla bir araya gelerek politikalarımızı anlatıyor; toplumu nasıl bilinçlendireceğimizi, ülkeyi nasıl yöneteceğimizi paylaşıyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir ankete göre AKP yüzde yirmi bandına gerilemiş durumda, MHP ise yüzde dört-beş bandında. Yani toplamda yaklaşık yüzde yirmi dört oy oranına sahip bir siyasi anlayış, toplumun geri kalan büyük çoğunluğunu yönetiyor. Bu tablo aslında bizim daha güçlü durmamız ve kendimize güvenmemiz gerektiğinin göstergesidir. Cumhuriyet Halk Partisi ise yüzde otuz beşin üzerinde, yüzde kırk bandında Türkiye’nin birinci partisi konumundadır. Bunu önce partililer olarak içselleştirmemiz, ardından politikalarımıza yansıtmamız gerekiyor. Sahada güçlü olduğumuzu bilerek, eleştirileri kabullenerek ve bu eleştirilere nasıl çözüm üreteceğimizi anlatarak ilerlemeliyiz. Kimin nereden geldiği değil, nasıl bir insan olduğu önemlidir. Bunun işvereni yok; ahlaklı insanı ve ahlaksız insanı var. Biz ahlaklı ve iyi insanlarla birlikte ülkemizi yönetmeye talip bir parti olarak bunu topluma doğru şekilde yansıtmalıyız. Aramızdaki kavga kültürünü mutlaka bitirmemiz gerekiyor. Toplum kavga eden değil, çözüm üreten bir siyaset görmek istiyor. Bu çok kıymetli. Biz önümüze bakacağız, iktidara geldiğimizde neler yapacağımızı net bir şekilde anlatacağız ve her yerde bunu güçlü biçimde ifade edeceğiz. ” açıklamasını yaptı.

ADAYLIK OFİSİ İLE TAM UYUM
CHP’nin kurultay sürecinden sonra Milli Güvenliğe dair yürüttüğü çalışmalardan bahseden Bağcıoğlu, “2023 Aralık ayındaki kurultaydan sonra yeni yönetimin oluşmasıyla birlikte Milli Savunma’dan sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevi yeniden yapılandırıldı ve Merkez Yönetim Kurulu’nda bu görev açık şekilde tanımlandı. Daha önce farklı unvanlar altında yürütülen bu sorumluluk ilk kez bu şekilde kurumsal bir çerçeveye oturtuldu. Bu süreçte kapsamlı bir Milli Güvenlik Politika Belgesi hazırladık. Bu belge, parti programı ya da hükümet programından bağımsız olarak ‘ne yapılacak’ sorusundan çok ‘nasıl yapılacak’ sorusuna cevap veren yaklaşık 130–140 sayfalık ayrıntılı bir çalışmadır. Emekli asker derneklerinden, savunma sanayii temsilcilerinden, şehit aileleri ve gazilerden, TSK’dan ayrılmış personelden görüşler aldık. Örneğin parti programında ‘askeri eğitim sistemi revize edilecek’ ifadesi yer alıyorsa, bu revizyonun nasıl yapılacağına dair yol haritasını bu belgede ortaya koyduk. İl ve ilçe örgütlerimizden gelen katkılar da değerlendirilerek bu belge son haline getirildi. Son kurultaydan sonra ayrıca Cumhurbaşkanı Aday Ofisi oluşturuldu. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun liderliğinde, farklı kurullardan oluşan bir yapı hükümet programını hazırlamakla görevlendirildi. Bu yapı 18 disiplin alanında çalışıyor; dış politikadan hukuka, enerjiden ekonomiye kadar geniş bir yelpazede. MYK’da bu alanların üç ana başlıkta karşılığı var: milli savunma, hukuk ve ekonomi. Biz hem hükümet programının hazırlanmasına katkı sunuyor hem de günlük politik gelişmelerde gerekli bilgilendirmeleri ve değerlendirmeleri iletiyoruz. Emekli askerlerimizin ‘süreç nasıl işleyecek’ sorusu doğal; ancak aday ofisi ile parti yönetimi arasında tam bir uyum vardır. Bu çalışmalara milletvekillerimizden oluşan bir kurul da destek veriyor. Bununla sınırlı değil; emekli askerlerden, uzman erbaşlardan ve farklı alanlarda uzman birçok gönüllü isim hiçbir beklenti olmadan katkı sunuyor. Örneğin lojistikle ilgili bir konu gündeme geldiğinde o alanda uzman arkadaşlarımıza danışıyoruz. Milli savunma konuları diğer politika alanlarından farklıdır. Yanlış bir açıklama hem siyasi hem de milli güvenlik açısından zarar doğurabilir; istihbarat anlamında kullanılabilir, moral motivasyonu etkileyebilir. Bu nedenle özellikle son iki yıldır bu alanda yüksek düzeyde koordinasyon ve istişareyle hareket ediyoruz. Ayrıca şunu da açıkça söylemek gerekir: Milli savunma konusunda bugünden kesin ve bağlayıcı kararlar açıklamak mümkün değildir. Örneğin askerlik sistemiyle ilgili ‘süre şu olacak, bedelli bu olacak’ demek doğru olmaz. Çünkü asker ihtiyacı, tehdit durumu, birliklerin yapısı gibi bilgiler şu an Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’ndadır. İktidar sorumluluğu alındığında kurumlarla yapılacak değerlendirmeler sonrası nihai kararlar verilecektir” dedi.
"TSK SİYASET DIŞI OLACAK"
Parti olarak temel hedeflerinden bahseden Bağcıoğlu, TSK’nın tekrardan siyasetten ayrıştırılacağını belirtti. Personelin eğitimine de ağırlık vereceklerini belirten Bağcıoğlu, “Temel hedeflerimize gelince; birincisi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden tamamen siyaset dışı bir yapıya kavuşturulmasıdır. İkincisi ‘barışta caydırıcı, savaşta kazanan’ bir TSK’nın güçlendirilerek sürdürülmesidir. Üçüncüsü, personel temini, eğitimi, atama ve terfi süreçlerinin anayasa ve kanunlara uygun, liyakat esaslı, objektif ve adil biçimde yürütülmesidir. Karar süreçleri keyfî olmamalı; Atatürk ilke ve inkılaplarına ve anayasal düzene sadakat temel alınmalıdır. 15 Temmuz sonrası yapılan yapısal değişikliklerin gözden geçirilmesi de bir diğer başlıktır. Askeri sağlık sistemi, askeri eğitim sistemi, askeri yargı, komuta birliği gibi konular yeniden ele alınmalıdır. Kuvvet komutanlıklarının Genelkurmay Başkanlığı ile ilişkisi, Jandarma ve Sahil Güvenlik’in TSK ile koordinasyonu, doğal afetlerde TSK’nın rolü gibi alanlarda düzenleme gerekmektedir. 6 Şubat depremlerinde TSK’nın sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerin daha etkin kullanılabilmesi gerektiği görülmüştür. Ancak bu bir ‘14 Temmuz’a dönüş’ değildir; geçen on yılın tecrübesi ışığında revize edilmiş bir yapı hedeflenmektedir. ”Personel konusu hayati önemdedir. En modern silah ve sistemlere sahip olsanız bile onları etkin kullanacak liyakatli, eğitimli ve motivasyonu yüksek personel yoksa başarı mümkün değildir. Bugün ekonomik kriz herkes gibi TSK personelini de etkilemektedir. Emekli personelin büyük bölümü yoksulluk sınırında maaş almaktadır; bazı rütbelerde aktif personel açlık sınırına yakın gelir elde etmektedir. Emekli astsubaylar, uzman erbaşlar geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Zorlu coğrafi ve iklim koşullarında görev yapan, hayatını ortaya koyan personelin emeklilik sonrası yeniden çalışmak zorunda kalması kabul edilemez. Özlük haklarının, sosyal hakların ve barınma imkânlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. İstanbul gibi yerlerde lojman sorunu ciddi boyuttadır; askeri alanların farklı amaçlarla değerlendirilmesi personeli mağdur etmektedir” diye konuştu.
GENÇ MÜHENDİS KAYBINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Savunma sanayini ayrı bir başlık olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, “Savunma sanayii de ayrı bir başlıktır. Yüz milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşan bu alanda etkin, şeffaf ve denetlenebilir bir proje yönetimi şarttır. Siyasi referansla atamalar yapılmamalı; liyakat esas alınmalıdır. Genç mühendislerin yurt dışına gitmek zorunda kalması ülke için kayıptır. Aynı projelerin farklı firmalara kayırmacı şekilde verilmesi kabul edilemez. İhaleler adil olmalı, hiçbir firma siyasi yakınlığı nedeniyle avantaj elde etmemelidir. Denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir; savunma sanayii sosyal medya paylaşımları üzerinden değil, kurumsal ve şeffaf bir yapıyla yönetilmelidir. Savunma sanayisini, iktidar olmamız halinde şu anki durumundan 10 kat daha iyi hale getireceğiz, tabiri caizse uçarcağız” ifadelerini aktardı.
Çözüm sürecine ilişkin kendisine yönetilen soruyu yanıtlayan Bağcıoğlu, “Bu konuda duruşumuz net Devletin birliği, vatanın bölünmezliğini CHP olarak sonuna kadar koruyacağız. Gazilerin yüzüne bakamayacağımız hiçbir etkinliğin içinde olmayacağız. Vatandaşlık tanımından taviz vereceğimiz hiçbir şey yok”dedi



