Son zamanlarda İzmir siyasetinin gündeminden düşmeyen İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü arasındaki ‘mülkiyet’ tartışması, Meslek Fabrikası’nın polis tarafından ablukaya alınmasıyla birlikte direnişe dönüştü. Ablukanın ilk saatlerinden bu yana alana akın eden Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediye başkanları, milletvekilleri, il ve ilçe başkanları direniş ateşini yaktı. Dün akşamdan itibaren yapının önünden ayrılmayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ise CHP il yönetimi, işçiler ve TMMOB ile yaptığı toplantının ardından yaptığı açıkalamada, “ Meslek Fabrikası’nın kapısından içeri dahi alınmadım. Mülkiyetle ilgili sonuçlanmış bir dava yok. Ama AKP’li vekiller sanki bitmiş gibi konuşuyor. Bir kez daha söylüyorum dava bitmedi” dedi. Öte yandan Tugay, vatandaşlardan destek beklediğini belirtti.
BEKLENEN BİR YARGI SÜRECİ VARKEN HUKUKSUZ TAHLİYE BAŞLADI
Tugay, “Maalesef dün sabahın erken saatinden beri hepimizi üzen, zaman zaman geren bir olayı yaşıyoruz. Bir değerlendirme toplantısı yaptık. Dün Meslek Fabrikası’nda neler yaşandığını herkes bilmeli ve hiçbir zaman unutmamalı. Demek ki Türkiye’de bunlar olabiliyormuş, bu kez yaşattıklarını başka sefer de yaşatabilirler. Dün güya bir tahliye girişimi oldu. Tahliye ettikleri sadece belediye personeli oldu. Onun dışında olan biten ger şey oldu bitti şeklinde oldu. Sabah saat beş civarında yüzlerce polisle birlikte Meslek Fabrikası’nın etrafı çevrildi, personelin, yöneticilerin, avukatların girmesi engellendi. Bazı arkadaşlarımız girebildi. Ben girebilen şanslılardan olmadım. Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak içeriye giremedim, bahçeye dahi alınmadım. Görüşmek istedim, görüşemedik. Dünden beri kapıdaydım, içeriye bir adım bile atamadım. Demek ki bunlar Türkiye’de olabiliyormuş. Mülkiyetle ilgili itilaflı bir konu var. Fakat bununla ilgili dava süreci devam ediyor, sonuçlanmış bir dava yok. AKP’li siyasetçiler sanki dava sonuçlanmış gibi konuşuyor. Mülkiyet davası devam ediyor. Üstelik mülkiyetle ilgili iddia yasanın açık hükümlerine aykırı şekilde ileri sürülüyor, bir vakıf adı kullanılıyor Beyazıt Baba Vakfı. Ama arkadaşlarımız araştırdı, Osmanlı zamanı kayıtlarında bu vakıf hukuken ortadan kaldırılmıştır. Yani o dönemin padişahı o vakfı kapatmış. Yani bu gerçekte olmayan hayali bir vakıf. Meslek Fabrikası’nın tapusunda şu anda o vakfın adı yazıyor. Yani var olmayan vakıf adına mülkiyet iddiası ortaya konuyor. Onların savunucusu da AKP’li vekiller. En önemlisi de bu yapının yapılmasıyla o vakfın hiçbir ilgisi yok, belgelerle ortaya konuyor ki burası un fabrikası olarak iki kişi tarafından yaptırılan bina. Bu bina 1926 yılında dönemin hükümeti ve cumhurbaşkanı tarafından kamulaştırılarak belediyemize verilmiş. Sonra şerh kaldırılması için belediye para ödemiş ve konu kapanmış. Ortada ciddi bir hukuk tartışması var. Buna rağmen dün bu şehirde neredeyse kimse uyanmadan sabahın beşinde fabrika polislerde çevrildi. Mesai saati başlamadan önce saat 7.40’ta tahliye başladı. Ne çalışanlar içeriye girebildi ne kurum hazırlık yapabildi. Kaymakamlığın tahliye yazısına itiraz hakkını kullanmıştır. Kaymakamlık yeniden bize yazı yazması gerekiyordu. Normal bir Türkiye’de olması gereken bu. Ancak yazı yazmadan, uyarıda bulunmadan gayri hukuki ve gayri etik bulduğumuz bir uygulama yapıldı. Yargı süreci beklenmedi, yargıdan önce fiili durum yaratıldı. Henüz ortada olmayan bu karar tahliye biterken UYAP sistemine yüklendi. İçeride belediyeye ait yüz milyonlarca liralık kamu malına dün el koyuldu” dedi.

TARİHİ BİNAYA ZARAR VERİLDİ: KAPILAR TOKMAKLA KIRILDI
Tahliye aşamasında binaya zarar verildiğini vurgulayan Tugay, “Bu bina tescilli bir kültür varlığıdır. Dün bu binaya zarar verildi. Tokmaklar kırıldı ve değiştirildi. Hukuki tespit yapılması bile engellendi. Dün işlem yapılırken kameralar çalışmasın diye elektrik kesildi. Binada asılı olan Atatürk imzalı tapu, vatandaşı tahrik etmek için kesilerek aşağı atıldı. Ortada mülkiyeti tartışmalı bir yapı, devam eden bir dava ve beklenen bir yargı süreci var. Bunlar varken sabahın köründe polis ablukası ile yapılan bu işleme hukukidir diyemeyiz. Oysa İzmir hukuk kentidir. Bu şehir ‘oldu bitti’lere teslim edilemez. Ben yine sabaha kadar buradayım. Biz sizlerle bu şehrin gerçek sahipleriyle, bu şehir üzerinde rant hesabı olmayanlarla, bu şehir üzerinde ahlak dışı hesapları olmayanlarla omuz omuzayız. Beni ve arkadaşlarımı sizler göreve getirdiniz. Bizim yüzümüzü döndüğümüz insanlar sizlersiniz, biz gücümüzü sizden alıyoruz. Bugün mağdur olan herkesi yalnız bırakmama günüdür” dedi.




