Evrenin yalnızca bizim yaşadığımız tek bir kozmik yapıdan ibaret olup olmadığı sorusu, modern fiziğin en ilgi çekici tartışmalarından biri olmaya devam ediyor. “Çoklu evren” olarak adlandırılan teoriye göre, bizim evrenimizin dışında farklı fizik yasalarına sahip sayısız başka evren bulunabilir. Bilim insanları bu ihtimali uzun süredir araştırıyor ancak konu hâlâ büyük ölçüde teorik düzeyde tartışılıyor.

Evren neden yaşam için bu kadar “uygun”?

Bilim insanlarını çoklu evren fikrine yönelten temel sorulardan biri, evrenin fiziksel sabitlerinin yaşamı mümkün kılacak şekilde “ince ayarlı” görünmesi. Evrenin işleyişini belirleyen yaklaşık 20 temel sabit bulunuyor. Yerçekimi gücü, ışık hızı ya da elektronun kütlesi gibi değerlerin çok küçük değişiklikler göstermesi bile yıldızların, gezegenlerin ve dolayısıyla yaşamın oluşmasını imkânsız hale getirebilir. ABD’deki Saint Joseph Üniversitesi’nden fizikçi Prof. Paul Halpern’e göre bu durum dikkat çekici bir dengeyi gösteriyor. Halpern, yerçekiminin biraz daha zayıf olması halinde yıldızların ve gezegenlerin oluşamayacağını, daha güçlü olması halinde ise evrenin çok erken bir dönemde çökeceğini belirtiyor.

Bazı düşünürler bu hassas ayarın bilinçli bir tasarımın sonucu olduğunu savunurken, bazı bilim insanları ise bunu çoklu evren teorisiyle açıklamaya çalışıyor. Bu görüşe göre sayısız evren varsa ve her birinde farklı fizik sabitleri bulunuyorsa, bizim yaşamın mümkün olduğu evrende bulunmamız aslında şaşırtıcı olmayabilir. Bu yaklaşım “antropik ilke” olarak biliniyor.

Kuantum fiziğinden gelen “çoklu dünyalar” fikri

Çoklu evren fikrinin en bilinen teorilerinden biri kuantum mekaniğinden geliyor. 1957 yılında fizikçi Hugh Everett III tarafından ortaya atılan “çoklu dünyalar yorumu”, kuantum parçacıklarının aynı anda birden fazla olası durumda bulunabileceğini öne sürüyor. Klasik fizik anlayışına göre bir parçacığın konumu ölçüldüğünde tek bir gerçeklik ortaya çıkar. Ancak Everett’in teorisine göre tüm olası sonuçlar farklı evrenlerde gerçekleşiyor olabilir.

Bu teoriye göre, bir parçacığın farklı olasılıkları her biri ayrı bir evrende gerçekleşir. Yani gerçeklik tek bir yol yerine çok sayıda paralel yol üzerinden ilerliyor olabilir. Ancak bilim insanları bu alternatif evrenlerin Hollywood filmlerinde anlatıldığı gibi dramatik ve büyük farklılıklar içeren dünyalar olmayabileceğini de vurguluyor.

Evrenin ilk anlarına dayanan başka bir teori

Bir diğer çoklu evren teorisi ise evrenin doğuşuna ilişkin kozmolojik modellerden ortaya çıkıyor. Günümüzde kabul gören teorilere göre evren, Büyük Patlama’dan hemen sonra çok kısa bir süre içinde son derece hızlı bir genişleme yaşadı. Bu sürece “kozmik enflasyon” adı veriliyor. Bazı fizikçiler bu genişlemenin uzayın her noktasında aynı anda sona ermemiş olabileceğini öne sürüyor. Bu durumda genişlemenin farklı bölgelerde farklı zamanlarda durması, her bir bölgede ayrı evrenlerin oluşmasına yol açmış olabilir.

Bu modele göre bazı evrenlerde yerçekimi çok güçlü olabilirken bazılarında neredeyse hiç olmayabilir. Çoğu evren yaşam barındıramayacak kadar dengesiz olurken, nadiren bizimki gibi yaşanabilir evrenler ortaya çıkmış olabilir.

Başka evrenlerin izleri aranıyor

Çoklu evren teorisini destekleyecek kanıtlar bulmak oldukça zor. Çünkü eğer başka evrenler varsa, aramızdaki mesafeler sürekli genişleyen uzay nedeniyle muhtemelen erişilemeyecek kadar büyük olabilir. Bununla birlikte bazı kozmologlar, evrenimizin ilk dönemlerinde başka evrenlerle kısa süreli etkileşimler yaşanmış olabileceğini düşünüyor. Bu tür çarpışmaların izleri, evrenin erken dönemlerinden kalan kozmik mikrodalga arka plan radyasyonunda aranıyor.

Uzayın her yönünde ölçülebilen bu mikrodalga radyasyonu, Büyük Patlama’dan sonra ortaya çıkan ilk ışığın kalıntıları olarak kabul ediliyor. Bilim insanları bu radyasyondaki bazı anormal bölgelerin başka evrenlerle etkileşimin işareti olabileceğini araştırıyor.

Bilim dünyasında tartışma sürüyor

Bazı bilim insanları çoklu evren teorisinin test edilmesinin zor olduğunu ve bu nedenle bilimsel açıdan tartışmalı olduğunu savunuyor. Filozof Karl Popper’ın bilim felsefesine göre bir teorinin yanlışlanabilir olması gerekiyor. Başka evrenlere ulaşmanın mümkün olmaması ise bu teorinin sınanmasını güçleştiriyor. Ancak Sydney Üniversitesi’nden astrofizikçi Prof. Geraint Lewis gibi bazı araştırmacılar, insanlığın henüz evren hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını ve gelecekte yeni keşiflerin bu teorileri destekleyebileceğini düşünüyor.

Lewis’e göre çoklu evren fikri bugün için kesin bir teori olmaktan çok bir hipotez niteliği taşıyor. Bilim insanları evrenin yapısını anlamaya çalışırken bu ihtimal de araştırılan seçeneklerden biri olmaya devam ediyor. Sonuç olarak çoklu evren fikri henüz kesin olarak kanıtlanmış değil. Ancak evrenin nasıl oluştuğunu ve neden yaşam için uygun olduğunu anlamaya çalışan bilim insanları için bu teori, araştırılmaya değer en büyük kozmolojik sorulardan biri olmayı sürdürüyor.

Kaynak: BBC