Biz müminlerin bu dünyadaki en büyük arzusu ve gayesi ise Allah’ın rızasına nail olup mükâfat yurdu cennete girebilmektir. Cennet, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, akla hayale gelmeyen nimetlerin müminlere ikram edileceği esenlik yurdudur.
Yüce Rabbimiz 18. Kehf Suresi’nin 107 ve 108. Ayetlerinde şöyle buyurmaktadır: “İman edip salih amel işleyenler, Firdevs Cennetlerinde ağırlanacaktır. Onlar, orada ebedi kalacaklar ve hiç ayrılmak istemeyeceklerdir.” Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Rab olarak Allah’a, din olarak İslâm’a ve peygamber olarak Muhammed Mustafa (s.a.s)’e gönülden iman edenler muhakkak cennete gireceklerdir.”(Müslim, İmâre, 116.)
Bizi cennete götürecek hidayet yolunun ilk adımında iman vardır. Allah’ın varlığına ve birliğine şeksiz şüphesiz iman edenler cennete ulaşacaktır. Bize düşen son nefesimize kadar imanımıza sadakat göstermektir. İmanımızı söz ve davranışlarımıza yansıtmak ve güzel amellerimizle diri tutmaktır.
Cennete giden yolun ikinci adımı ise salih amellerdir. Bize Rabbimizin rızasını kazandırmasını ümit ettiğimiz salih amellerin, yani dine ve akla uygun iyi ve güzel davranışların, doğru ve anlamlı adımların sınırı yoktur. Kul olma bilinciyle söylenen her hayırlı söz, insan olma şerefine layık her güzel eylem, Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayan her iyi niyet birer salih ameldir. Yeter ki Allah rızası başka bir gayeye, beklentiye kurban edilmesin. İbadetlerimizin her biri birer salih ameldir. Ancak cennete götürecek olan ibadet aynı zamanda bize güzel vasıflar kazandıran ibadettir. Namazımız bizi günah ve çirkin işlerden alıkoymalıdır. Orucumuz, azalarımızı kötülüklerden korumalıdır. Haccımız, teslimiyetimizi ve ümmet bilincimizi pekiştirmelidir. Zekâtımız, infakımız, kurbanımız dünya nimetlerinin esiri olmamak gerektiğini bize hatırlatmalıdır.
İmanı kemale eriştiren ve mümini cennete ulaştıran en etkili yol ise güzel ahlaktır. Mümin, anne-babasına, eşine, evladına, komşu ve akrabalarına, can taşıyan her bir varlığa şefkat ve merhamet gösterir. Eliyle, diliyle hiç kimseye zarar vermez. Çevresine güven telkin eder. Rabbimizin emrettiği şekilde dosdoğru olur; istikametten asla ayrılmaz. Zarar göreceğini bilse dahi yalan söylemez. Ahde vefa gösterir. Boş ve faydasız işlerle ömrünü israf etmez.
İmanını ibadetlerle mamur edip hayatını güzel ahlakla süsleyenler, Allah’ın rahmetiyle cennete kavuşacaklardır. Her şart ve durumda doğru söyleyen, sözünü yerine getiren, emanete riayet eden, iffetini koruyan, haramdan kaçınan, kötülüklerden uzak duran müminler, cennetteki ikramlara mazhar olacaklardır. Kötülüğün yerine iyiliği hâkim kılan, her daim zalimin karşısında mazlumun yanında duran müminler, cennette ağırlanacaklardır.
Kıymetli Okurlar!
Bu mübarek Cuma gününde; cennet ehli olmayı niyaz ederken şu soruları samimiyetle kendimize soralım: Ömrümüzü hangi yolda tüketiyoruz? Acaba yürüdüğümüz yol bizi cennete mi götürecektir? Yoksa cennetten mi uzaklaştıracaktır? Yaşantımızla bizi cennete götürecek bir köprü mü kuruyoruz? Yoksa cennetle aramıza duvarlar mı örüyoruz? Söz ve davranışlarımız, birer samimiyet eseri mi? Yoksa yapıp ettiklerimizi riya ve gösterişle heba mı ediyoruz?
Yazımı Sevgili Peygamberimizin şu Hadis-i Şerifiyle bitiriyorum: “Siz bana altı şey hususunda garanti verin, ben de size cennetin garantisini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin. Söz verdiğinizde sözünüzü tutun. Size bir şey emanet edildiğinde ona riayet edin. İffet ve Namusunuzu muhafaza edin. Gözlerinizi haramdan sakının. Elinizi kötülüklere uzatmayın.” (İbn Hanbel, V, 323.)
Bir Dua :
“Allah’ım! Şüphesiz ben senden cenneti ve beni cennete yaklaştıran söz ve amelleri istiyorum. Cehennem ateşinden ve beni ona yaklaştıran söz ve davranışlardan sana sığınıyorum. Senden, benim için takdir ettiğin hükmünü hayırlı kılmanı diliyorum.” (İbn Mâce, Dua, 4.)
Kaynak: D.İ.B. Hutbelerinden ve “Din Görevlisiyle 365 Gün” adlı eserden istifade edilmiştir.
Hazırlayan: Fatih Uçan. İzmir İl Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı.





