Eşlerden ikisinin de rızası dahilinde, sağlığa zararlı olmayan ve dinin izin verdiği yöntemler kullanılarak hamilelik önlenebilir. Deri altına hormon düzenleyici yerleştirmek (implant), kondom kullanmak, azil (geri çekilmek) dinen uygun olan yöntemlerdir.
*Döllenmiş hücrenin rahme tutunmasına engel olduğu yönünde belirsizlik bulunduğu için "spiral";
*Döllenen yumurtanın rahime tutunmasına engel olduğu, embriyoyu yok ettiği ayrıca yüksek doz hormon içerdiği ve hormonal dengesizliklere sebep olduğu için "ertesi gün hapları" kullanmak;
*Sağlık tehdidi olmaksızın, erkek ya da kadının sürekli olarak kısırlaştırılmasına yönelik (kordon bağlatma vb.) yöntemlerle gebeliği önlemek dinen uygun görülmez.
Eşler birlikte karar verdikleri gebeliği önleyici tedbirleri uygulamalarına rağmen hamilelik gerçekleşmişse, hamilelik hangi aşamada olursa olsun annenin hayatı ile ilgili bir tehlike söz konusu olmadıkça kürtaj ve benzeri yöntemlerle gebeliğe son verilemez. Tıp alanında yapılan çalışmalar döllenmenin hemen ardından anne karnında meydana gelen minicik canlının, doğacak bebeğin bütün özelliklerini taşıdığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla hangi safhada olursa olsun bebeğin aldırılması caiz değildir. Maddi ya da sosyal zorluklar; bebeğin engelli olacağının tespit edilmiş olması; kadının gayr-i meşru yoldan veya tecavüz sonucu hamile kalmış olması doğacak çocuğun hayatına son verme sebebi sayılamaz. "Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin! Biz onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır." (İsra17 /31) ayetinde de ifade buyurduğu üzere Rabbimiz maddi sebeplerle çocuklara zarar verilmesini kesin bir dille yasaklamıştır.
Ümmetinin çokluğu ile gurur duyacağını ifade eden Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) kasten çocuk düşürmeyi cinayet olarak nitelendirmiştir. Kavga eden iki kadından hamile olan çocuğunu düşürünce, sebep olan kadının maddi tazminat ödemesine hükmetmiştir (Ebû Dâvûd, Diyât, 19). İslam alimleri bu hükümden hareketle çocuğunu kendi isteği ile düşüren anneye de aynı cezanın uygulanması gerektiği yönünde görüş belirtmişlerdir (Muhsin Koçak, Gurre, DİA, IVX, 211).
Aileler bir bebek sahibi olmayı istemeseler, annenin hamileliğine hazırlıklı olmasalar ve hamileliği sonlandırmayı düşünseler bile bu yanlış kararlarından vazgeçip yavrularını kucaklarına aldıklarında mutluluk hissederler. Yanlış kararlarından vazgeçtikleri için şükrederler, çünkü onlara çocuk nimetini veren Rabbimiz o yavrunun sevgisini de verir. Anne-babanın sevgilerini vererek ve eğitimlerine önem vererek yetiştirdikleri yavruları güzel davranışlar sergiledikçe ebeveyni için kapanmayacak bir hayır kaynağı olur.
Fetva
Kürtaj yaptırmak caiz midir?
İnsan hayatının korunması, İslam dininin beş temel ilke ve amacından biridir. Zira en şerefli varlık olan insanoğlu saygındır ve dokunulmazdır. İnsanın yaşama hakkı, erkek spermi ile kadın yumurtasının birleştiği ve döllenmenin başladığı andan itibaren Allah tarafından verilmiş temel bir hak olup, artık bu safhadan itibaren anne baba da dahil hiçbir kimsenin bu hakka müdahale etmesine izin verilmemiştir. Buna göre, annenin hayatının korunması gibi haklı ve kesin bir zaruret olmaksızın gebeliğe son vermek caiz değildir.
Ayet-i Kerime
"Fakirlik korkusuyla çocuklarınızın canına kıymayın! Biz onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır." (İsrâ, 17 /31)
Hadis-i Şerif
Üsâme b. Zeyd (r.a.) anlatıyor: "Resûlullah (s.a.s.) beni bir dizine oturtur, Hasan'ı da öbür dizine oturturdu. Sonra bizi bağrına basıp şöyle derdi: Allah'ım, bu ikisine merhamet et! Ben de onlara merhamet ediyorum!" (Buhârî, Edeb, 22)
NOT: Türkiye Diyanet Vakfı Eserlerinden Faydalanılmıştır.
Hazırlayan: Fatma Özmen Ergen - İzmir İl Müftülüğü Vaizi





