İzmir’de yaşayan 40 yaşındaki Müşerref Keleş’in hikâyesi, bir hobinin nasıl kültürel bir misyona dönüşebileceğinin somut örneklerinden biri. Yaklaşık altı yıl önce eşinin ilgisi sayesinde deri üzerine el işleme sanatıyla tanışan Keleş, bugün hem üretim yapan bir usta hem de bu geleneksel zanaatı yeni nesillere aktaran bir eğitici konumunda.
Keleş’in deri sanatına yönelimi 2020 yılında aldığı ustalık eğitimleriyle daha sistematik bir hale geldi. İlk olarak veteriner laborantlığı eğitimi alan Keleş, zamanla artan ilgisini akademik zemine taşımak istedi. Bu doğrultuda yeniden üniversite sınavına girerek 35 yaşında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Aydın Meslek Yüksekokulu Moda Tasarımı Programı’na yerleşti. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan Keleş, alanında usta ve ardından usta öğretici belgesi alarak mesleki yetkinliğini resmileştirdi.
Geleneksel el sanatlarının giderek azaldığı bir dönemde üretim yapmanın ötesine geçen Keleş, bilgisini paylaşmayı da öncelik haline getirdi. Aydın’da halk eğitimi merkezinde başladığı eğitmenlik faaliyetini, daha sonra yerleştiği İzmir’in Urla ilçesinde sürdürüyor. Burada kursiyerlere ham derinin işlenmesinden nihai ürüne kadar tüm aşamaları uygulamalı olarak öğretiyor.
Eğitimlerde dikkat çeken en önemli unsur ise üretim sürecinin tamamen el emeğine dayanması. Kursiyerler, hakiki deri üzerine desenleri önce elle çiziyor, ardından deriyi ıslatarak özel çiviler yardımıyla şekillendiriyor. Kesme, kabartma, yakma ve nakış gibi tekniklerin kullanıldığı süreçte hiçbir makineye yer verilmiyor. Bu yönüyle Keleş’in atölyesi, geleneksel üretim yöntemlerinin yaşatıldığı nadir alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Keleş’in verdiği bilgilere göre bir çantanın üretimi ortalama 1,5 ila 2 hafta sürüyor. Sürecin uzunluğu ve yoğun emek gerektirmesi, bu sanatın neden giderek az sayıda usta tarafından icra edildiğini de ortaya koyuyor. Buna rağmen kurslara olan ilgi dikkat çekici düzeyde. Farklı meslek gruplarından kursiyerler, hem hobi edinmek hem de üretim yaparak ekonomik katkı sağlamak amacıyla eğitimlere katılıyor.
Kursiyerler yalnızca çanta, cüzdan ve kemer gibi temel ürünlerle sınırlı kalmıyor; atık deri parçalarını değerlendirerek takı, toka ve çeşitli aksesuarlar da üretiyor. Bu ürünler sergilenerek satışa sunuluyor ve özellikle ev ekonomisine katkı sağlamak isteyen katılımcılar için alternatif bir gelir kapısı oluşturuyor.
Müşerref Keleş’in çalışmaları, yalnızca yerel ölçekte değil, ulusal düzeyde de karşılık bulmuş durumda. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Geleneksel Sanatlar Derneği iş birliğinde yürütülen “Türkiye’nin Ustaları Projesi” kapsamında seçilen isimler arasında yer alan Keleş, sanatını kendi markası altında daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor.
Urla Halk Eğitimi Merkezi yönetimi de unutulmaya yüz tutmuş sanatların yaşatılması için açılan kurslara ilginin yüksek olduğunu belirtiyor. Deri işleme kursu, bu alanda öne çıkan programlardan biri olarak dikkat çekiyor.
Keleş’in yürüttüğü bu eğitim faaliyetleri, yalnızca bir zanaatın öğretilmesiyle sınırlı değil. Aynı zamanda sabır, emek ve üretim kültürünü de yeni nesillere aktaran bir süreç olarak değerlendiriliyor. Az sayıda ustanın kaldığı bu alanda sürdürülen çalışmalar, geleneksel el sanatlarının geleceği açısından önemli bir rol üstleniyor.





