Türkiye’de uzun yıllar boyunca ‘okuyan kazanır’ anlayışıyla şekillenen iş gücü dengesi son dönemde tersine dönmeye başladı. Artan hayat pahalılığı, sanayide büyüyen ara eleman krizi, gençlerin teknik işlerden uzaklaşması ve üretim sektöründeki nitelikli personel açığı, mavi yakalı çalışanların maaşlarını tarihi seviyelere taşıdı. Özellikle kaynakçı, operatör, kalıp ustası, gemi personeli ve teknik bakım çalışanları birçok sektörde mühendis maaşlarını yakalarken, bazı alanlarda ise birkaç kat üzerine çıktı. Sanayi bölgelerinde artık diplomadan çok “iş bilen eleman” aranırken, patronlar nitelikli ustayı elde tutabilmek için yüksek ücret, prim ve sosyal hak yarışına girmiş durumda. Özel sektörde birçok mühendisin maaşı 40 ile 60 bin TL bandında kalırken, deneyimli teknik ustalar ve operatörlerin gelirleri 100 bin TL seviyesini aşabiliyor. Bazı organize sanayi bölgelerinde CNC operatörlerinin 90-120 bin TL arasında maaş aldığı, ağır sanayi ve üretim tesislerinde çalışan teknik personelin ise mühendis maaşlarını geride bıraktığı belirtiliyor. Aynı fabrikada kariyerinin başındaki bir insan kaynakları uzmanının 33 bin TL maaş aldığı yerde, CNC operatörünün 50 binin üzerinde gelir elde ettiği örnekler dikkat çekiyor. İnşaat sektöründe ise 10 yıllık bir mühendisin 110 bin TL maaş aldığı ortamda, aynı deneyime sahip teknik personelin 140 bin TL seviyesine ulaşabildiği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre tablonun temel nedeni meslek liselerine yönelimin azalması, gençlerin masa başı işlere yönelmesi ve Avrupa ülkelerinin Türk ustalara yoğun talep göstermesi, içeride ciddi bir eleman sıkıntısı yarattı. Organize sanayi bölgelerinde birçok işletme aylarca kaynakçı, torna ustası ya da otomasyon teknisyeni bulamazken, bulunan çalışanların maaşları da hızla yükseliyor. Özellikle ihracat yapan firmalar döviz bazlı gelir sayesinde teknik personeline daha yüksek ücret verebilir hale gelirken, beyaz yakalı tarafında artan üniversite mezunu sayısı ücret rekabetini ters yönde etkiliyor.

‘Mühendislik puanları düştü’
Türkiye’de inşaat mühendisliği ve mimarlık alanında yaşanan ücret ve istihdam sorunlarının artık geçici değil, yapısal bir krize dönüştüğünü belirten İnşaat Mühendisi Levent Bendeş, “Son yıllarda kontrolsüz biçimde artan fakülte sayısı ve kontenjanlar mesleğin hem niteliğini hem de ekonomik değerini aşındırdı. Bir dönem yüksek başarı sıralamalarıyla öğrenci alan mühendislik bölümleri bugün çok daha düşük puanlarla öğrenci kabul ediyor. Bu değişim yalnızca eğitim kalitesini tartışmalı hale getirmedi, aynı zamanda iş gücü piyasasında ciddi bir dengesizlik yarattı. Her yıl binlerce mezun veren sistem, sektörün büyüme hızının çok üzerinde kaldı. Ekonomik dalgalanmalar, konut üretimindeki yavaşlama ve yatırım projelerindeki daralma mühendisler için istihdam alanlarını giderek küçülttü. Bu tablo içerisinde oluşan yoğun rekabet ise kaliteyi artırmak yerine ücretlerin aşağı çekildiği bir yarışa dönüştü” dedi.
‘Mesleki konum aşındı’
Sahadaki ücret dengesinin de bu süreçte tersine döndüğünü kaydeden Bendeş, “Nitelikli usta ve kalfa sayısındaki azalma nedeniyle günlük yevmiyeler hızla yükseldi, buna karşılık mühendisler çoğu zaman daha düşük ücretlerle çalışmak zorunda kaldı. Şantiyelerde mühendisler yalnızca kendi uzmanlık alanlarında değil, teknik personelin yapması gereken işlerde de görevlendirildi. Bu durum mesleki konumun aşınmasına yol açtı. Ofis tarafında benzer tablo var. Proje çizimi, statik hesap ve keşif gibi yüksek teknik bilgi ve sorumluluk gerektiren işler çoğu zaman basit işler gibi algılanıyor, oysa bu süreçler doğrudan can güvenliğiyle bağlantılı. Tüm bu ağır sorumluluğa rağmen düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşulları yaygınlaştı. Yeni mezun mühendislerin önemli bir kısmı kendi ofisini açacak maddi güce sahip değil. Birçok genç evden çalışmak zorunda ya da düşük ücretlerle uzun saatler çalışmak zorunda. Mesleğini icra edemeyip farklı sektörlere yönelen mühendislerin sayısı arttı. Kasiyerlikten şoförlüğe kadar farklı işlerde çalışan mühendisler artık istisna olmaktan çıktı. Üniversiteye büyük beklentilerle başlayan gençler mezuniyet sonrası işsizlik ve düşük ücret gerçeğiyle karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

‘Arz açığı maaş yükseltiyor’
Türkiye iş gücü piyasasında son dönemde gözlenen ücret yakınsaması ve yer yer tersine dönüşün, klasik arz-talep dengesinin yeniden kurulma sürecine işaret ettiğini belirten Ekonomist Dr. Osman Sirkeci, “Uzun yıllar boyunca yükseköğretime dayalı olarak genişleyen beyaz yaka arzı, marjinal getirisini düşürürken; mesleki ve teknik beceri gerektiren alanlarda kronikleşen arz açığı, mavi yaka ücretlerini yukarı yönlü baskılıyor. Özellikle ihracat odaklı sanayinin döviz gelirleriyle desteklenen ödeme kapasitesi, nitelikli teknik iş gücünü stratejik bir üretim faktörüne dönüştürdü. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, ara eleman açığı artık konjonktürel değil, yapısal bir sorun olarak öne çıkmakta ve uzun vadeli politika müdahalelerini zorunlu kılmakta” diye konuştu.





