Türkiye genelinde okullarda art arda meydana gelen bıçaklı ve silahlı saldırılar, eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetini bir kez daha kamuoyunun gündemine taşırken CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş tarafından TBMM’ye sunulan 65 bin güvenlik görevlisi ve 100 bin hizmetli alınmasına yönelik önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Bu durum eğitim ve politika dünyasında tepkiyle karşılandı. İzmir’deki eğitim paydaşları, yaşanan can kayıplarının "münferit birer olay" değil, yanlış eğitim politikalarının bir sonucu olduğunu vurgularken; iktidarın halkın yararına olan önergeleri dahi "siyasi bir inatla" geri çevirdiğini ileri sürdü.

Önergenin reddedilmesinin tamamen ‘siyasi’ bir karar olduğunu dile getiren CHP İzmir İl Eğitim Sekreteri Gülden Aslı Değirmenci, iktidarın vatandaşa fayda gayesi gütmediğini belirterek, “Biz AK Parti ve MHP tarafından reddedilen önerge meselesini ilk kez yaşamıyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu eğitim sorunları belli; geçtiğimiz günlerde yaşanan sıkıntılar, verdiğimiz kayıplar, yaşanan acılar belli. Bu ülkenin tek bir kurtuluşu var: tez vakit erken seçim. Çünkü bu önergeler ne konuda olursa olsun ne kadar yararlı olursa olsun sırf Cumhuriyet Halk Partisi'nin vermiş olması nedeniyle reddedilecek. Sorunu yaratanlar çözemezken, çözmek isteyenlere de izin vermeyecekler. Bu iktidar değişmeden bitmeyecek. Kendileri bir sorunu çözmek gibi bir gaye içerisinde olmadıkları için sorun çözmeyi, vatandaşa hizmet etmeyi hedefleyen bir önergeyi reddetmeleri doğal. Çünkü fayda odaklı değil siyasi bakış açısı var” dedi.

‘Tesadüfi ve münferit değil’
Okullarda ardı ardına meydana gelen saldırı ve vahşetin bir tesadüf olmadığını aksine iktidarın başarısız eğitim politikalarının bir sonucu olduğunu dile getiren Eğitim-İş İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Özgür Şen, “Okul bir ülkede en güvenli olması gereken yerdir. Okul; bilimin, aklın, eşitliğin ve geleceğin inşa edildiği kamusal alandır. Ancak ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada eğitim çalışanları görev yaparken can güvenliğini düşünür hale gelmiştir. Veliler çocuklarını sabah okula gönderirken içleri rahat değil; ‘Acaba bugün bir şey olur mu?’ kaygısı toplumun ortak duygusuna dönüşmüş durumdadır. 2 Mart 2026’da İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’i okul içinde yaşanan bıçaklı saldırı sonucu kaybettik. Henüz bu acının yasını tutarken, 14 Nisan 2026’da Siverek’te bir okulda silahlı saldırı gerçekleşti ve çok sayıda kişi yaralandı. Bunun hemen ardından 15 Nisan 2026’da Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskını ise can kayıplarıyla sonuçlandı ve ülke olarak derin bir travma yaşadık. Bu olaylar tesadüfi ve münferit değildir. Okullarımızın sistematik biçimde korumasız bırakılmasının sonucudur” açıklamasında bulundu.
‘Maddiyat güvenlikten önde’
CHP’li Özçağdaş’ın okullarda güvenlik önlemleri kapsamında TBMM’ye sunduğu önergenin ekonomik sebepler ile reddedilmiş olabileceğini belirten Şen, “CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’ın okullara 65 bin güvenlik görevlisi ve 100 bin hizmetli alınmasına yönelik kanun teklifinin Meclis gündemine dahi alınmaması bu nedenle son derece düşündürücüdür. Çünkü mesele siyasi değil; doğrudan çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin can güvenliğidir. Konunun reddedilme sebepleri tamamen ekonomiktir. Daha ucuz istihdam sağlamak için geçiçi görevlendirmeler ile çözüm bulunmaya çalışılmaktadır. Elbette güvenlik görevlisi tek başına sihirli bir çözüm değildir. Ancak kadrolu, eğitimli ve okulun bir parçası haline gelmiş güvenlik personeli; öğrenciyi, veliyi, çevreyi tanır, riskleri önceden hisseder ve birçok tehlikeyi daha kapıdan içeri girmeden önleyebilir. Geçici görevlendirmelerle, dönemsel bekçi uygulamalarıyla bu sorun çözülmüyor. Nitekim geçici görevlendirmelere rağmen saldırı girişimlerinin durmadığını gördük. Asıl ihtiyaç olan; kalıcı, kadrolu ve liyakatli personeldir. Öte yandan güvenlik meselesini yalnızca kapıdaki görevli ile sınırlı düşünemeyiz. Ekonomik kriz nedeniyle çocuklarımızın önemli bir bölümü çalışmak zorunda kalıyor. Kayıt dışı istihdam ve MESEM uygulamaları yoluyla yaklaşık 1,5 milyon çocuğun fiilen örgün eğitimden uzaklaştığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Okuldan kopan çocuk hem akademik hem sosyal açıdan risk altına girer” dedi.
‘Güvenli okul, güçlü toplum demektir’
“Okulun koruyucu yapısı zayıfladıkça şiddet ve güvensizlik artar” diyerek sözlerine devam eden Şen, yaşanan tablonun yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçici çözümlerle okul kültürünü zayıflatmasının sonucu olduğunu vurgulayarak, “Çözüm bellidir: Kadrolu güvenlik personeli, kadrolu hizmetli, psikolojik danışman ve rehberlik öğretmeni atamalarının tam olarak öğrenci sayıları düşünülerek yapılması, sosyal hizmet uzmanları ve tüm eğitim paydaşlarının katılımıyla oluşturulmuş uzun vadeli bir okul güvenliği politikası. Çocuklarımızın can güvenliği siyasi tartışmalara kurban edilemez. Öğretmenler, veliler, sendikalar, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları bir araya gelmeli; kalıcı, bütüncül ve sürdürülebilir çözümler ortak akılla hayata geçirilmelidir. Çünkü güvenli okul güçlü toplum demektir” şeklinde konuştu.

Her okulda polis ya da bekçi görevlendirmek mümkün değil
İktidarın okullarda güvenlik görevlilerinin yerine bekçi ya da polis görevlendirerek ek giderden kurtulmayı amaçladığını ancak bunun pratikte mümkün olmayacağını dile getiren KESK İzmir Dönem Sözcüsü Hamdi Çalık, “CHP ya da muhalefet partileri bu halka cennet vaat etse AK Parti ve MHP onu da reddeder. O güne kadarki iktidar pratikleri bunu gösteriyor. Yani halkın lehine ya da vatandaşın rahatını sağlamak adına bir önerge olmasının hiçbir önemi yok. İktidar sorunu tespit etmiyor. Güvenlik elemanı da ihtiyaç mıdır? Elbette ihtiyaç vardır. Okullarda, şiddeti yaratan unsurlar- ortadan kalktıktan sonra okullarda güvenlik elemanları da elbette gereklidir. Ayrıca okullara alelade değil, güvenliği konusunda belli bir eğitimden geçmiş, okul ortamında görevlendirileceğini bilen, bu alanda kadrosu okul güvenliği olan personellerin alınması gerekir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı eğitime herhangi bir kaynak aktarmadan bu işi güvenlik boyutunu da bekçi-polis yoluyla çözmek istiyor. Fakat memleketin her okuluna, bekçi görevlendirilmesi, polis görevlendirilmesi pratik olarak da mümkün değil” ifadelerini kullandı.




