Organ nakli alanında bugün ulaşılan tıbbi düzey, yüzyıllara yayılan bilimsel birikimin ve cesur girişimlerin sonucu olarak değerlendiriliyor. Tıp literatüründe sıkça aktarılan “Dün düşünülmez ve bugün zorlukla gerçekleştirilebilir olan, çoğu kez yarın rutin hale gelir” ifadesi, organ naklinin geçirdiği evrimi özetleyen çarpıcı bir tanımlama olarak kabul ediliyor.
Organ nakli, çalışmayan ya da geri dönüşü olmayan şekilde hasar görmüş bir organın, yaşayan bir vericiden veya kadavradan alınan sağlam bir organ ya da organ parçası ile değiştirilmesi işlemidir. Günümüzde özellikle kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği hastalarında en etkili tedavi yöntemi olarak uygulanmakta, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerinde belirleyici rol oynamaktadır.

Tarihi kaynaklar, organ nakli fikrinin modern tıptan çok daha eski dönemlere dayandığını ortaya koyuyor. Yaklaşık 2 bin 500 yıl önce, bugünkü Adana’nın Yumurtalık ilçesinde ilk organ nakli denemesinin yapıldığına dair bulgular bulunuyor. Antik dönemde Hygeia olarak bilinen bu bölge, adını tıbbın kurucusu kabul edilen Hipokrat’ın annesinden alıyor. Zamanla Aegeia ve Ayas adını alan yerleşim, Cumhuriyet döneminde Yumurtalık adını aldı. Bölgede bulunan antik sikkeler üzerinde sağlık tanrıçası Hygeia ve tıbbın sembolü sayılan yılan figürlerinin yer alması, bu bilgileri destekleyen kanıtlar arasında gösteriliyor.
Kaynaklara göre Yumurtalık’ta yaklaşık 2 bin 500 yıl önce Cosmo ve Damian adlı iki hekim tarafından yapılan organ nakli girişimi, tarihte bilinen ilk örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Barcelona Katedrali ve birçok Hristiyan freskinde, bir siyahinin bacağının beyaz bir insana nakledilmesini tasvir eden sahneler yer alıyor. Cosmo ve Damian, bu tasvirlerde aziz mertebesinde resmediliyor. Ayrıca, bilinen en eski tıp kitaplarından biri olan Dioskorides’in “Materia Medica” adlı eserinin Adana Anavarza’da bulunmuş olması, Anadolu’nun tıp tarihindeki önemini ortaya koyuyor.
Modern anlamda organ nakli cerrahisi ise 20. yüzyılın başlarında gelişmeye başladı. 1906 yılında damar anastomozu tekniklerinin geliştirilmesi, organ nakli cerrahisinin temel taşlarından biri oldu. 1944 yılında Peter Medawar, deri nakillerinde doku uyumsuzluğunu bilimsel olarak ortaya koydu. Bu buluş, nakil reddi mekanizmasının anlaşılmasında dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
1954 yılında Dr. Joseph Murray, Amerika Birleşik Devletleri’nin Boston kentinde ilk başarılı böbrek naklini gerçekleştirdi. Bu gelişme, organ naklinin klinik olarak uygulanabilirliğini kanıtladı. 1967 yılında Dr. Thomas Starzl ilk başarılı karaciğer naklini yaparken, aynı yıl Güney Afrika’nın Cape Town kentinde Dr. Christiaan Barnard tarafından ilk başarılı kalp nakli gerçekleştirildi. Bu operasyonlar, organ nakli alanında çığır açan gelişmeler olarak tıp tarihine geçti.
1982 yılında bağışıklık sistemini baskılayan siklosporin ilacının keşfiyle birlikte organ naklinde başarı oranları önemli ölçüde arttı. Bu gelişme, nakil sonrası organ reddi riskini azaltarak daha uzun ve sağlıklı yaşam sürelerinin önünü açtı. Sonraki yıllarda pankreas, akciğer, kalp-akciğer, çift akciğer ve hatta yüz, el, kol ve bacak nakilleri gibi ileri düzey transplantasyonlar başarıyla uygulanmaya başlandı.
Türkiye’de organ nakli alanındaki gelişmeler de dünya ile paralel ilerledi. Ülkede ilk kalp nakli denemesi 22 Kasım 1968 tarihinde Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nde Dr. Kemal Beyazıt tarafından yapıldı ancak hasta yaşamını yitirdi. Türkiye’deki ilk başarılı organ nakli ise 3 Kasım 1975’te Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından anneden oğula gerçekleştirilen canlıdan canlıya böbrek nakli oldu. Bu başarıyı 1978 yılında yine aynı ekip tarafından yapılan ilk kadavradan böbrek nakli izledi. 1988 yılında ise Türkiye’de ilk başarılı karaciğer nakli gerçekleştirildi.
Bugün Türkiye’de böbrek, karaciğer, kalp ve akciğer nakillerinin yanı sıra yüz ve ekstremite nakillerinin de yapıldığı 150’den fazla organ nakli merkezi bulunuyor. Uzmanlar, Türkiye’nin organ nakli alanında birçok ülke ile aynı düzeyde olduğunu, bazı alanlarda ise ileri uygulamalara sahip olduğunu vurguluyor.





