Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve sektör verilerine göre ülkemizde bireysel kredi ve kredi kartı borçları toplamı 3 trilyon TL sınırını aştı. Ödenemeyen borçların toplamı ise 1,5 trilyon TL’ye dayandı. Ülkemizdeki 16 milyon emeklinin ise en az yarısının kredi ve kredi kartı borcunu ödemekte zorlandığı, büyük kısmının ise takibe düştüğü öğrenildi. Emeklilerin önemli bir bölümü geçimini maaşıyla değil, kredi kartı ve bireysel kredilerle sağlamaya çalışırken; ülke genelinde kredi kartı borcu olan kişi sayısının 40 milyonu aşması, sorunun sadece belli bir kesimi değil, toplumun büyük bölümünü etkilediğini ortaya koyuyor. Toplam bireysel borçların 6 trilyon liraya yaklaşması ve bunun yaklaşık yarısının kredi kartlarından oluşması, borçlanmanın ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Bugün milyonlarca emekli için maaş, daha hesaba yatmadan borçlara gidiyor; kalan ihtiyaçlar ise yeniden borçlanarak karşılanıyor. Bu durum, borcun borçla kapatıldığı ve çıkışı giderek zorlaşan bir döngüyü beraberinde getiriyor.

Dilek Ete-3

‘Tek çıkış, borçlanmak’

Emeklilerin uygulanan politikalar sonucunda sistemli bir şekilde yoksullaştırıldığını aktaran Emekli ve Emekçiler Derneği İzmir Başkanı Dilek Ete, yıllar içinde maaş artışlarının enflasyonun altında tutulmasının alım gücünü erittiğini açıkladı. Emeklilerin büyük bölümü için geçimin neredeyse imkânsız hale geldiğini vurgulayan Ete, “Eskiden emekli maaşı en azından temel ihtiyaçları karşılayabilecek bir seviyedeydi. Kira, gıda, enerji gibi kalemler bu kadar baskı yaratmıyordu. Ancak son yıllarda özellikle gıda fiyatları, elektrik ve doğal gaz faturaları, kira bedelleri hızla artarken emekli maaşları aynı hızda yükselmedi. Emekli her ay biraz daha eksik yaşamaya başladı. Önce bazı harcamalardan kısmak zorunda kaldı, ardından birikimlerini tüketti. Birikimi olmayan ya da tükenen milyonlarca emekli için ise tek çıkış yolu borçlanmak oldu. Bankalar emeklilere özel kampanyalar, promosyonlar ve kolay kredi imkanları sunarak bu açığı krediyle kapatma yolunu genişletti” dedi.

‘Tüketim ve borçlanma’

Kredi kartları, ihtiyaç kredileri ve kredili mevduat hesapları emeklilerin günlük hayatının bir parçası haline geldiğini vurgulayan Ete, “İlk başta bir rahatlama hissi yarattı; çünkü insanlar o anki ihtiyacını karşılayabildi. Ancak bu durum kısa sürede kalıcı bir bağımlılığa dönüştü. Bugün emeklilerin çok büyük bir kısmı maaşını almadan önce harcamış oluyor. Maaş hesaba yattığı anda borçlara gidiyor ve emekli yeniden borçlanarak ayı tamamlamaya çalışıyor. Bu döngü, yani maaş–borç–yeniden borç sarmalı, artık istisna değil genel bir gerçek haline gelmiş durumda. En az borcu olan emekli bile bir ay önden borçlu yaşıyor. Yani aslında henüz kazanmadığı parayı harcamış oluyor. Bu da sürekli bir baskı, sürekli bir eksiklik hissi yaratıyor. Emekli sadece geçinmeye değil, aynı zamanda borçlarını çevirmeye çalışıyor. Bu durum hem ekonomik hem de psikolojik olarak ciddi bir yıpranma anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Sabahattin Yeşiltepe 2

‘Harcamalar büyüyor’

Emekliler artık geçim sıkıntısının ötesinde, derin bir borç sarmalının içine itildiğini belirten DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe, “Türkiye’de yaklaşık 16 milyon emeklinin çok büyük bir bölümü kredi kartı, ihtiyaç kredisi ya da kredili mevduat hesaplarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Maaşlar daha hesaba yatmadan borçlara gidiyor, ardından yeniden borçlanarak hayat devam ettirilmeye çalışılıyor. Bu bir istisna değil, neredeyse herkesin ortak gerçeği haline geldi. İnsanlar refah içinde oldukları için değil, temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için borçlanıyor. Pazara çıkan bir emekli, en basit alışverişte bile 500–600 lirayı gözden çıkarmak zorunda kalıyor. Emekli, kredi kartını ödemek için kredi çekiyor; çektiği krediyi kapatmak için yeniden kart kullanıyor. Yani sistem, insanları sürekli dönen bir çarkın içine hapsediyor. Bu çarkın dışına çıkmak ise neredeyse imkânsız hale geliyor” şeklinde konuştu.

‘Çöpten geçiniyorlar’

Pazarlarda akşam saatlerinde ucuz ürün arayanların yanı sıra esnafın tezgâhından kalanları toplamaya çalışanlar, hatta çöpten geçinmeye çalışan insanların artık saklanamaz bir hale geldiğini söyleyen DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe, “Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir çöküşün de göstergesi. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkeye katkı sağlamış insanlar bugün temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda. Emekli maaşlarının insanca yaşamaya yetecek seviyeye çıkarılması, sağlıkta katkı paylarının düzenlenmesi, promosyon ve ek desteklerin adil şekilde verilmesi artık bir tercih değil zorunluluk. Sürekli zam haberleriyle, sürekli artan giderlerle, sürekli büyüyen borçlarla yaşayan bir kesim ortaya çıktı” dedi.

Kaynak: Filiz Erol