Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Akademik Yıl Açılış Töreni’nde katılımcılara hitap ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde sizleri milletin evinde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Yeni akademik yılın yükseköğretim camiamız başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Öğrencilerimizin yeni bilgi ve tecrübeler edineceği, hocalarımızın yeni yayın ve araştırma faaliyetleriyle temayüz edeceği, üniversitelerimizin başarılarına inşallah yenilerini ekleyeceği, verimli bir akademik yıl geçirmenizi yürekten temenni ediyorum. Aynı şekilde birazdan Yükseköğretim Kurulu 2026 Üstün Başarı Ödülleri'ni tevdi edeceğimiz bilim insanlarımızı ve üniversitelerimizi şimdiden kutluyor, jüri üyelerimize teşekkür ediyorum.
"FIRAT'IN ÖBÜR YAKASINI ASLA UNUTMAYIZ"
Tabii, sözlerimin hemen başında şunu da ifade etmek istiyorum. Az önce Harran Üniversitemizin çok sesli koro topluluğu, “Fırat'ın Öbür Yakası'nda Unuttuklarımız” isimli bir dinleti icra ettiler. Yaşam ve eğitim hakkı ellerinden alınan Gazzeli çocuklara ithaf edilen bu beste bizleri ziyadesiyle etkiledi, çok farklı bir ruh iklimine götürdü. Bu vesileyle son 3 yılda annelerini, babalarını, kardeşlerini, arkadaşlarını toprağa veren, evleri, üniversiteleri, okulları, eğitim kurumları siyonist soykırım şebekesi tarafından yerle yeksan edilen, buna rağmen hayat ve haysiyet mücadelesinden, onurlu bir şekilde var olma azminden taviz vermeyen tüm Gazzeli öğrencilere, onların şahsında bölgemizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurların tamamına ülkem ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı iletiyorum. Medeniyet maskesi takan barbarlar unuttursa da bizim Fırat'ın öbür yakasındaki çocukları asla unutmayacağımızı, onların daima yanlarında olacağımızı, haklı davalarını her şartta savunacağımızı bugün bir kere daha ve özellikle ifade ediyorum.
Kıymetli hocalarım, burada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum. Dün Antalya'da ev sahipliği yaptığımız 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ndeki hitabımda da ifade ettim. Ecdadın sadece astronomi alanındaki çalışmalarına baktığımızda bile bilim tarihimizin derinliğini çok net müşahede edebiliyoruz. Gerek bilim gerekse medeniyet müktesebatı açısından merkezinde yer aldığımız coğrafya hakikaten sayısız hazinelerle doludur. Bağdat'tan İstanbul'a, Kahire'den Semerkant'a, Nişabur ve Buhara'dan İznik ve Bursa'ya, buradan Balkanlara kadar âlimlerimiz, talebelerimiz, külliyelerimiz ve medreselerimiz çok geniş bir coğrafyayı adım adım ihya etmiştir. Buralarda üretilen bilgi, bu kurumlarda yetişen talebeler eliyle dünyanın farklı ülkelerine, deyim yerindeyse, ihraç edilmiştir. Bilhassa Batı'daki üniversiteler, tüzel kişilik statüleri ayrı tutulacak olursa, bizim eğitim ve öğretim metotlarımız ışığında 11. yüzyıldan itibaren teşekkül etmiştir. Yani mensubu ve mirasçısı olduğumuz medeniyet yalnızca bilgi üretmemiş, ürettiği bilgiyi insanlığın istifadesine teşmil etmiştir.
YAPAY ZEKA EMEĞİ DEVRE DIŞI BIRAKTI
Yapay zekadaki baş döndürücü gelişmeler üniversitelerdeki bazı alanlarda sınayıcı hal aldı. Kaynağa ve bilgiye yapay zekâ modelleri üzerinden ulaşmak emeği de büyük oranda devre dışı bıraktı. Bilgiyi karşılaştırmalı olarak ele almanın onu sorgulamanın önemi azalıyor. Akademide yolda olmak kimi zaman menzile ulaşmaktan daha faydalıdır. Öğrenci ile akademisyen arasındaki bağ sadece bilgi aktarımından ibaret değildir. Hoca tecrübesini paylaşır ona bilimsel kültür aktarır. Gerektiğinde onu yeni araştırmalara sevk eder. Şayet ana aktör insan olmaz ise aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz. Üniversitelerimizin özellikle yapay zeka ve yeni teknolojilerde öğretimler usulüne kafa yormalılar. Eğitime yaptığımız her yatırım geleceğe, insanımıza yapılmış yatırım olarak görüyoruz."





