Günlük bir griple başlayan süreç, kısa sürede hareket kabiliyetini etkileyen bir nörolojik kriz haline gelebilir. Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla sinir hücrelerine saldırmasıyla ortaya çıkan Guillain-Barré Sendromu, hastayı birkaç gün içinde yürüyemez hale getirebilir. Peki bu gizemli sendrom tam olarak nedir, neden olur ve kalıcı hasar bırakır mı?
Guillain-Barré Sendromu nedir?
Guillain-Barré Sendromu (GBS), nadir görülen fakat potansiyel olarak yaşamı tehdit edebilen bir otoimmün hastalıktır. Enfeksiyonları takiben bağışıklık sisteminin kendi sinir hücrelerine saldırması sonucu ortaya çıkar. Bu durum, sinirlerin çevresini saran ve elektriksel iletimi sağlayan miyelin kılıfların hasar görmesine yol açar.
GBS’nin temel nedeni vücudun bir enfeksiyonla mücadele ederken bağışıklık yanıtını yanlış yönlendirmesi ve periferik sinir sistemini hedef almasıdır. Bu sendroma neden olabilecek yaygın enfeksiyonlar arasında şunlar yer alır:
- Campylobacter jejuni kaynaklı mide-bağırsak enfeksiyonları (en yaygın tetikleyici)
- Grip veya grip benzeri viral enfeksiyonlar
- Sitomegalovirüs (CMV), Epstein-Barr virüsü (EBV)
- COVID-19 ve bazı durumlarda aşılar sonrası nadiren de olsa bildirilmiştir
Bu enfeksiyonlar sonrası gelişen çapraz bağışıklık tepkisi, sinir hücrelerinin zar yapısını yabancı madde gibi algılayarak saldırıya geçmesine neden olur.
Belirtiler: Sessiz başlangıçtan felce uzanan süreç
Hastalığın belirtileri genellikle alt ekstremitelerden başlar ve yukarı doğru yayılır. Klinik tablo kişiden kişiye değişebilir; bazı hastalarda hafif seyrederken bazıları solunum cihazına bağlanmak zorunda kalabilir. En yaygın semptomlar şunlardır:
- Ayaklarda ve bacaklarda karıncalanma, uyuşma
- Kas güçsüzlüğü ve hareket kısıtlılığı
- Kol ve gövdede ilerleyici kas zaafı
- Denge kaybı, reflekslerde azalma
- Şiddetli vakalarda: solunum kaslarının tutulumu ve nefes darlığı
- Nadir olarak yüz felci, yutma zorluğu ve kalp ritim bozuklukları
Semptomlar genellikle günler içinde kötüleşir ve zirve noktasına iki ila dört hafta içinde ulaşır.
Tanı Süreci
Tanı konulmasında klinik muayene belirleyici olsa da destekleyici tanı testleri şunlardır:
- Lomber ponksiyon (beyin omurilik sıvısı analizi): Protein düzeyi artmış, hücre sayısı normal çıkar (albüminositolojik dissosiyasyon).
- EMG/NCV (Elektromiyografi ve sinir iletim çalışmaları): Sinir iletim hızında yavaşlama, iletim blokları ve aksonal hasar göstergesi bulunur.
- Kan testleriyle eşlik eden enfeksiyonlar araştırılır.
Tedavi ve İzlem
GBS, acil tıbbi müdahale gerektiren bir durumdur. Tedavi genellikle hastanede ve bazı durumlarda yoğun bakım koşullarında yürütülür. Uygulanan başlıca tedavi yöntemleri:
- İntravenöz immünoglobulin (IVIG): Zararlı antikorların etkisini baskılar.
- Plazmaferez (plazma değişimi): Kanda dolaşan otoantikorların uzaklaştırılmasını sağlar.
- Destekleyici tedaviler: Fizik tedavi, solunum desteği, ağrı yönetimi ve beslenme takviyesi.
- Erken müdahale, hastalığın seyrini yavaşlatmada ve komplikasyonları önlemede kritik rol oynar.
İyileşme süreci ve kalıcı etkiler
Hastaların çoğu ilk 6 ayda önemli ölçüde iyileşme gösterir.
- %80’e varan oranda tam ya da tama yakın fonksiyonel iyileşme sağlanır.
- Ancak bazı vakalarda kalıcı etkiler görülebilir:
- Uzun süreli kas güçsüzlüğü
- Kronik yorgunluk
- Hafif duyu bozuklukları veya yürüme güçlüğü
- Psikolojik etkiler (anksiyete, depresyon)
Hastalığın tekrarlama riski düşüktür (%3-5 civarında).





