Türkiye’nin en çok konuşulan çocuk cinayetlerinden biri olan Hande Çinkitaş dosyasında yeni açıklamalar gündem yarattı. İstanbul Kadıköy’de 4 Ocak 2001 tarihinde henüz 12 yaşındayken başına çok sayıda çekiç darbesi vurularak ve boğazı kesilerek öldürülen Hande Çinkitaş cinayetiyle ilgili davada adı geçen baba Nezih Çinkitaş, yaklaşık 10 aydır süren ev hapsi sürecinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Nezih Çinkitaş yaptığı açıklamada suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “6 ay 10 gün suçsuz yere yattım, 21 senedir cehennemi yaşıyorum” dedi. Çinkitaş ayrıca, “Ben her gün hayata inat yaşıyorum katille hesaplaşmak için” ifadelerini kullandı.
Olay gününü de anlatan Nezih Çinkitaş, “Olay günü gayet sakin bir gündü. İşe giderken Hande’yi de öptüm. Çocuğu bulduğumda karanlık odasında, yerde yatıyordu. Bağırdım, komşular toplandı. ‘Hande’yi kesmişler içeride’ dedim” şeklinde konuştu.
Hande Çinkitaş ile üvey anne Şehnaz Çinkitaş’ın arasının iyi olmadığı yönündeki iddiaları doğrulayan Nezih Çinkitaş, “Araları limoniydi. Ben her zaman söyledim. Şehnaz yüzde 90 yapmış olabilir diyorum” ifadelerini kullandı.
Hande Çinkitaş cinayetiyle ilgili ilk karar İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmişti. Mahkeme, 30 Mayıs 2022 tarihinde Nezih Çinkitaş ile üvey anne Şehnaz Özcan hakkında “delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat kararı vermişti.
Kararın ardından Hande Çinkitaş’ın annesi Handan Yılmazer ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kararı istinafa taşıdı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi dosyayı yeniden değerlendirerek Nezih Çinkitaş’ın “nitelikli kasten öldürme” suçunu işlediğine hükmetti ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Daha sonra takdiri indirim uygulanarak ceza müebbet hapse çevrildi.
Üvey anne Şehnaz Özcan hakkında verilen beraat kararı ise istinaf mahkemesi tarafından hukuka uygun bulundu.
Dosya daha sonra Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından incelendi. Yargıtay kararında, Nezih Çinkitaş’ın suçu işlediğine ilişkin yeterli delil bulunduğu belirtildi. Kararın gerekçesinde, “eylemin sanık Nezih tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı” ifade edildi.
Kararda ayrıca yargılamanın usul ve yasaya uygun yürütüldüğü, tüm delillerin değerlendirildiği ve eksik inceleme bulunmadığı kaydedildi.
Yargıtay, “canavarca hisle öldürme” suçlaması yönünden ise yeterli kesin delil bulunmadığını belirtti. Kararda, canavarca hisle öldürmenin “sırf öldürmüş olmak için öldürme” ya da “acı çektirmekten zevk alma amacıyla öldürme” anlamına geldiği ifade edilerek, sanığın bu amaçla hareket ettiğine dair kesin kanıt bulunmadığı kaydedildi.
Şehnaz Özcan hakkında ise “suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı” belirtilerek beraat kararının yerinde olduğu ifade edildi. Kararda “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine dikkat çekildi.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tarafların yaptığı tüm temyiz başvurularını reddederek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği kararı oy birliğiyle onadı.
Cinayet dosyasındaki ayrıntılar ise yıllar boyunca kamuoyunda gündem oldu. 12 yaşındaki Hande Çinkitaş, 4 Ocak 2001 tarihinde başına çekiçle vurularak ve boğazı kesilerek öldürülmüş halde bulundu. Hande’nin kollarında da bıçak izleri olduğu belirlendi.
Olay yeri incelemesinde kullanılan bıçak, çekiç ve makas gibi materyallerin evin farklı noktalarında bulunduğu tespit edildi. En dikkat çeken bulgulardan biri ise Hande Çinkitaş’ın avuçlarında ve göğüs kısmında bulunan saç telleri oldu.
İncelemelerde bu saç tellerinin Hande’ye ait olduğu ve makasla düzgün şekilde kesildiği belirlendi. Yetkililer, saçların kesilerek Hande’nin ellerine yerleştirildiğini ve olay yerinde boğuşma görüntüsü oluşturulmaya çalışıldığını değerlendirdi.
Dosya yıllarca çözülemedi. Zaman aşımına kısa süre kala İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü görevine Şinasi Yüzbaşıoğlu getirildi. Daha sonra Cinayet Büro Amirliği görevine Emniyet Amiri Kıvanç Taşçı atandı. Bu süreçte faili meçhul dosyalar yeniden incelenmeye başlandı ve Hande Çinkitaş dosyası da tekrar ele alındı.
Soruşturma kapsamında Nezih Çinkitaş ile Şehnaz Çinkitaş’ın HTS ve baz kayıtları incelendi. Olay yerindeki bulgular yeniden Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. İfadelerdeki çelişkiler tek tek değerlendirildi.
Nezih Çinkitaş’ın olay günü ev anahtarını masada unuttuğunu söylemesine rağmen olay yeri inceleme fotoğraflarında masada herhangi bir anahtar bulunmadığı tespit edildi. Olaydan 11 gün sonra eve polisle birlikte giren Nezih Çinkitaş’ın kayıp anahtarı cesedin bulunduğu kapı yakınında bulduğu belirtildi. Ancak incelemelerde, ilk fotoğraflarda aynı noktada anahtar olmadığı ortaya çıktı.
Komşu tanık Esma F., olay günü saat 14.00 sıralarında dışarı çıktığında Hande’lerin ev kapısının kapalı olduğunu söyledi. Başka bir tanık olan Yunus S. ise 2017 yılında verdiği ifadede Nezih Çinkitaş’ı elinde bir bidonla apartmana girerken gördüğünü anlattı. Yunus S., Nezih Çinkitaş’ın eve anahtarla giriş yaptığını duyduğunu ifade etti.
Nezih Çinkitaş ise elinde bidonla eve gelmediğini söyledi. Ancak olay günü çekilen fotoğraflarda tanığın bahsettiği bidonun evde bulunduğu görüldü.
Dosyada ayrıca HTS kayıtları da dikkat çekti. Nezih Çinkitaş ifadesinde olay günü farklı bölgelere gittiğini ve bazı kişileri aradığını söyledi. Ancak baz kayıtlarında Çinkitaş’ın ev ve iş yerinin bulunduğu İçerenköy bölgesinden hiç ayrılmadığı tespit edildi.
Yıllar sonra yeniden incelenen olayda kullanılan bıçakta ise Nezih Çinkitaş’ın DNA’sına rastlandı. Bu bulgu da soruşturmadaki önemli deliller arasında yer aldı.





