İzmir’de baharın kendini iyiden iyiye hissettirmesiyle birlikte birçok kişi aynı soruyu soruyor: “Bu yaşadığım alerji mi, yoksa grip mi?” Özellikle Mart, Nisan ve Mayıs aylarında artan şikayetler, benzer belirtiler nedeniyle kafa karışıklığına yol açarken, uzmanlar doğru teşhisin önemine dikkat çekiyor.

İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri ve Aile Hekimi Nuri Seha Yüksel, bu dönemde hem mevsimsel alerji hem de mevsimsel grip vakalarının birlikte görüldüğünü belirterek, “Bu dönemde hastalar ve hasta yakınları ciddi bir kafa karışıklığı yaşayabiliyor. En doğru değerlendirmeyi hekimin yapması gerekir ancak genel olarak bakıldığında alerji, vücudun zararlı olmayan etkenlere karşı verdiği abartılı bir yanıt olarak ortaya çıkıyor” dedi.

Bahar aylarında artan polenlerin rüzgarla çevreye yayılmasıyla birlikte alerjik reaksiyonların tetiklendiğini ifade eden Yüksel, bu süreçte grip vakalarının da görüldüğünü belirterek iki hastalığın sık sık karıştırıldığını söyledi. Yüksel, “Aynı dönemde mevsimsel grip vakalarıyla da karşılaşıyoruz. Belirtiler benzer olduğu için vatandaşlar ayırt etmekte zorlanıyor” diye konuştu.

Hastaliklar Sira Beklemiyor Alerji Ve Grip Ayni Anda Kapida (3)

Ateş en net ayırıcı nokta

Mevsimsel alerji ile grip arasındaki en önemli farkın ateş olduğunu vurgulayan Yüksel, “Alerjide ateş görülmezken gripte ateş karşımıza çıkabilir. Burun akıntısı her iki durumda da olur ancak alerjide daha çok su gibi, şeffaf bir akıntı varken gripte sarı-yeşil, yoğun akıntılar görülür” ifadelerini kullandı.

Hapşırmanın alerjide çok daha yoğun olduğuna dikkat çeken Yüksel, boğaz belirtilerinin de ayırt edici olduğunu belirterek, “Mevsimsel alerjide boğazda kaşıntı hissi olurken gripte boğaz ağrısı ön plandadır” dedi.

Alerjide göz, burun, boğaz ve kulak kaşıntısının sık görüldüğünü söyleyen Yüksel, “Hatta ‘alerji selamı’ dediğimiz, kişinin sürekli elini burnuna götürerek kaşıması durumu sık karşılaşılır. Alerjide göz altında morluklar da daha sık görülür” diye konuştu.

Yanlış tedavi uyarısı

Vatandaşların kendi kendine tedavi uygulamalarına da değinen Yüksel, özellikle antibiyotik kullanımına ilişkin yanlış bir algı olduğuna dikkat çekti. Yüksel, “Hastalar bu tür şikayetlerde antibiyotik kullanılması gerektiğini düşünüyor. Oysa mevsimsel alerjide antibiyotik kullanılmaz. Aynı şekilde mevsimsel gripte de çoğu zaman antibiyotik gerekli değildir” dedi.

Gece artan öksürük, burun tıkanıklığı ve nefes darlığı gibi şikayetlerin alerjik astım açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yüksel, uzayan şikayetlerde mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söyledi.

“Hastalıklar sıra beklemiyor”

Hastalıkların birbirini beklemediğini vurgulayan Yüksel, “Mevsimsel alerji ‘önce grip olun sonra ben gelirim’ demiyor. Bazen iki durum aynı anda görülebiliyor. Bu nedenle şikayetler uzadığında mutlaka hekime başvurulmalı” dedi.

Alerjinin süresinin gripe göre daha uzun olduğuna dikkat çeken Yüksel, “Grip genellikle bir hafta, en fazla on gün içinde geçer. Ancak alerji, maruziyet devam ettiği sürece daha uzun sürer. Bu nedenle erken tedavi çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

Erken tedavi ve doğru gözlem önemli

Alerjiye neden olan etkenin tespit edilmesi için iyi bir gözlem yapılması gerektiğini belirten Yüksel, özellikle çocuklarda görülen bazı durumların gıda alerjisi kaynaklı olabileceğine dikkat çekti. Yüksel, “Hastanın kendisini, çocuklarda ise anne-babanın iyi gözlem yapması ve şikayetlerin hangi durumlarda arttığını doğru şekilde hekime aktarması gerekir” dedi.

Mevsimsel alerjinin günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebileceğini ifade eden Yüksel, öğrencilerde dikkat eksikliğine, yetişkinlerde ise performans düşüşüne yol açabileceğini söyledi.

Gereksiz başvuru yoğunluğu artıyor

Özellikle çocuk hastalarda sık doktor başvurularının da dikkat çektiğini belirten Yüksel, “Bir günde geçmeyen burun akıntısı ya da iki günde düzelmeyen genel durum nedeniyle çocuklar sık sık sağlık kuruluşlarına götürülüyor. Bu durum hem sağlık sisteminde yoğunluk oluşturuyor hem de farklı hastalıklar açısından risk yaratıyor” dedi.

Vatandaşların bu konuda daha bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Yüksel, “Her hastalığın belli bir süresi vardır. Hekimlerin önerilerine uyulmalı ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: DİLEK ÇAKIR DURAK