Ülkesindeki iç savaş nedeniyle eğitimini yarıda bırakıp haritada yerini bile bilmediği Türkiye’ye gelen Myanmarlı Linn Letk Naychi, uçakta öğrenmeye başladığı Türkçesi, eğlenceli kültür şokları ve hayran bırakan cesaretiyle İzmir’de yepyeni bir hayat kurarak akranlarına ilham oldu. Hayallerinin peşinden gitmek için Türkiye’ye yaklaşık 6 bin 900 kilometre uzaklıktaki Myanmar’dan İzmir’e okumaya gelen Linn Letk Naychi, cesareti ve okuma aşkı ile de yaşıtlarına örnek oluyor.

Ülkesinde meydana gelen iç karışıklıklar esnasında mühendislik öğrencisi olan ve bu ortamda okula devam edemeyen Naychi, eğitimine yurt dışında devam etmeye karar verdikten sadece 2 ay sonra haritalarda yerini dahi bilmediği Türkiye’ye gelerek İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümde okumaya hak kazandı. Daha öncesinde Türkiye’ye hiç gelmediğini belirten Linn, tamamen yabancı olduğu bu ülkenin dilini uçakta öğrenmeye başladığını, yaşadığı kültür şokunu için, “Buraya ilk geldiğimde hem yeni bir ülke; hem yeni bir okul hem de yeni arkadaşlarıma alışamam diye korkmuştum. Ancak kısa sürede alıştım ve artık hayatım boyunca hatırlayacağım güzel anılarım var. Dünyanın neresinde olursa olsun tüm yaşıtlarıma vereceğim tavsiye; bir şeyi yapmadan iyi mi yoksa kötü mü bilemezsiniz, o yüzden kötü olacağını düşünseniz de aksiyon alın. Dünya aksiyon alanların hikayelerini yazar” dedi.
‘2 ayda karar verdim’
Myanmar'da liseden mezun olduktan sonra İnşaat Mühendisliği okurken ülkesinde iç karışıklıklar ve koronavirüs salgının başladığına dikkat çeken Naychi, "Türkiye’ye gelme kararım aslında oldukça ani gelişti. Myanmar'da liseden mezun olduktan sonra bir yıl İnşaat Mühendisliği okudum. Ancak o dönemde başlayan korona salgını ve ülkemdeki iç karışıklıklar nedeniyle yurt dışına gitmeye karar verdim. Ailem de bana destek oldu. Annem ilk başlarda tek kız çocukları olduğum için gitmemi hiç istemedi ve beni orada kalmaya ikna etmeye çalıştı. Fakat benim yeni yerler görme ve yurt dışında okuma isteğimi görünce, tek başıma yabancılık çekmemem ve yemek konusunda zorlanmamam için en azından Müslüman bir ülkeye gitmemi önerdi. Çevremde daha önce Türkiye'de okumuş ablaların olması da aklıma bu seçeneği getirdi. Aslında haritada yerini bile bilmediğim Türkiye’ye gelmek için sadece iki ayda karar aldım ve yola çıktım” dedi.
‘Türkçe benim için zordu’
Türkiye'ye ilk adımını Mayıs ayında İstanbul'da atan Naychi, Bursa Uludağ Üniversitesi'nde bir yıl Türkçe hazırlık eğitimi aldığını onun öncesinde tek kelime Türkçe bilmediğini vurgulayarak, adaptasyon sürecini şöyle dile getirdi: "Buraya ilk geldiğimde İnşaat Mühendisliği okumaya kararlıydım ama sonra hem ülkemi hem de okumak istediğim alanı tamamen değiştirdim. Kazandığım bölümleri incelerken Medya ve İletişim'in; film sektörü, gazetecilik, halkla ilişkiler ve reklamcılık gibi çok geniş ve eğlenceli iş olanakları sunduğunu fark ettim ve bu alanı seçtim. Dil konusuna gelirsek; uçakta gelirken sadece basit birkaç kelimeye bakarak geldiğim bu ülkede, bir yıl içinde Türkçe konuşmayı öğrendim. Ancak Türkçe kesinlikle çok zor bir dil. İlk yıl okulda öğrendiğim Türkçe ile günlük hayattaki Türkçe oldukça farklıydı. Ben İngilizce de biliyorum; fakat benim için Türkçe, İngilizceye kıyasla çok daha zor."

‘Meğer ayranmış’
Türkiye'ye gelmeden önce kafasında farklı bir coğrafi model olduğunu belirten Linn Naychi, yaşadığı eğlenceli kültür şokunu vurgulayarak, “Türkiye'ye ilk geldiğimde özellikle yemek kültürü konusunda büyük bir şok yaşadım. Buraya gelmeden önce Türkiye'nin Müslüman bir ülke olduğunu biliyordum; ancak kafamda Endonezya veya Malezya gibi bir yapı canlandırmıştım. Geldiğimde ise buranın çok daha Avrupai ve özgürlükçü bir atmosfere sahip olduğunu gördüm. Yemek konusunda yaşadığım en komik şok ise ayranla ilgiliydi. Myanmar’da ayran diye bir içecek olmadığı için ne olduğunu hiç bilmiyordum. Henüz Türkçe bilmezken markete gidip süt almak istedim. Rafları incelerken paketlerden birini gördüm ve bunun süt ya da yoğurt olabileceğini düşünüp aldım. Meğer aldığım şey ayranmış. Tadı ilginç gelince sütün bozulmuş olduğunu düşünüp dolaba kaldırdım. Ama evime gelen bir arkadaşım ayranı görünce onun süt olmadığını anlattı. Ancak o zaman, ayranı öğrenebildim” dedi.
‘Ailemin yanına döneceğim’
Türkiye'deki üniversite eğitimi hakkında değerlendirmede bulunan Naychi, “Mezun olduktan sonra ne yapacağım konusunda henüz kesin bir karar verebilmiş değilim. Myanmar'da yaşayan annemin ve babamın işlerinde yardıma ihtiyaçları var. Annem bölgesel düzeyde satış, pazarlama ve distribütörlük işleriyle uğraşıyor. Babam ise mobilya ve plastik pencere üretimi yapan bir fabrikanın sahibi. İkisi de tek başlarına yoğun bir şekilde çalıştıkları için bana ihtiyaç duyuyorlar. Bu yüzden mezuniyet sonrası ilk planım Myanmar'a dönüp ailemin yanında çalışmak ya da doğrudan yurt dışına yönelmek. Türkiye'de kalıp çalışmayı ise şimdilik ikinci bir plan olarak değerlendiriyorum” şeklinde konuştu.
‘Denemeden bilemezsin’
Korkularının üzerine giderek kendine yepyeni bir hayat kuran Myanmanlı Naychi Linn, kendi yaşındaki tüm gençlere cesur olmaları konusunda çok önemli bir tavsiyede bulunarak sözlerini şöyle noktaladı: "Benim hayatta her zaman bağlı kaldığım bir düşünce var: Bir şeyi yapmadan, onda başarılı olup olmayacağını asla bilemezsin. Neleri başarabileceğini görmenin tek yolu, önce harekete geçmektir. Bu yüzden gençlere tavsiyem; ilk adım olarak aksiyon gösterin ve deneyin. Denedikten sonra yol yakınken vazgeçmeniz gereken durumlar da olabilir, 'İyi ki yapmışım, başardım!' diyeceğiniz anlar da... Ne olursa olsun çekinmeyin. İçinizde ukde kalan, aklınızdan geçen ve sizi daha iyi bir noktaya taşıyacağına inandığınız ne varsa kesinlikle yapın. Sonunda başarısız olacağınızı düşünseniz bile o adımı atmaktan korkmayın. Dünyanın neresinde olursanız olun; bir şeyi yapmadan iyi mi yoksa kötü mü bilemezsiniz, o yüzden kötü olacağını düşünseniz de aksiyon alın. Dünya aksiyon alanların hikayelerini yazar."



