Hollanda, haftada dört gün çalışma modelini sessiz sedasız hayata geçiren ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor. Avrupa Birliği içinde haftalık ortalama çalışma süresi en düşük ülke olan Hollanda’da çalışanlar haftada ortalama 32,1 saat mesai yapıyor. Bu oran, AB ortalamasının belirgin şekilde altında. Peki daha az çalışmak ülkeye ne kazandırdı? Ve bu model uzun vadede sürdürülebilir mi?
İş-Yaşam Dengesi Öncelik Haline Geldi
Amsterdam merkezli birçok küçük ve orta ölçekli işletme dört günlük mesai sistemine geçti. Üstelik maaşlarda kesinti yapılmadan ve çalışanlardan daha uzun saatler talep edilmeden.
Şirket yöneticileri, sistemin temelinde “daha çok değil, daha akıllıca çalışma” anlayışının olduğunu vurguluyor. Toplantıların azaltılması, verimsiz süreçlerin sadeleştirilmesi ve önceliklendirme kültürünün güçlendirilmesi bu dönüşümün ana unsurları arasında.
İnsan kaynakları yöneticileri, uygulama sonrası:
- Çalışan bağlılığının arttığını
- Hastalık izinlerinin azaldığını
- Tükenmişlik sendromunun gerilediğini
belirtiyor.
Ekonomik Performans Güçlü Kaldı
İlginç olan, daha az çalışma saatine rağmen Hollanda’nın ekonomik üretkenliğinin yüksek seyretmesi. Kişi başına düşen gelir ve ekonomik çıktı bakımından ülke Avrupa’nın üst sıralarında yer almayı sürdürüyor. Bu tablo, “uzun saatler çalışmadan rekabetçi olunamaz” varsayımına meydan okuyor. Ancak uzmanlar, verimlilik artış hızının son 15 yılda sınırlı kaldığına dikkat çekiyor. Yani sistem şu an işliyor olsa da, uzun vadede üretkenlikte yeni sıçramalar olmadan mevcut modelin baskı altına girebileceği değerlendiriliyor.
Yarı Zamanlı Çalışma Gerçeği
Hollanda’da iş gücünün yaklaşık yarısı yarı zamanlı çalışıyor. OECD ülkeleri arasında en yüksek yarı zamanlı istihdam oranına sahip ülke konumunda. Özellikle kadınların yarı zamanlı çalışma oranı oldukça yüksek. Bu durum bir yandan esneklik sağlarken, diğer yandan iş gücü arzının sınırlı kalmasına yol açıyor. Ekonomistler, yaşlanan nüfus ve emekli olan çalışan sayısındaki artış nedeniyle uzun vadede daha fazla iş gücüne ihtiyaç duyulabileceği uyarısında bulunuyor.
Sürdürülebilir mi?
Dört günlük çalışma modelinin sürdürülebilirliği üç temel faktöre bağlı görünüyor:
- Verimlilik artışı: Daha az saatle aynı çıktının korunması gerekiyor.
- İşgücü arzı: Özellikle kadınların tam zamanlı istihdama katılımı artırılabilir.
- Demografik baskılar: Yaşlanan nüfus ekonomide yapısal zorluklar yaratıyor.
Sendikalar, modelin toplumsal faydasının yüksek olduğunu savunuyor. Daha dengeli bir çalışma hayatının sağlık harcamalarını azaltabileceği ve üretkenliği uzun vadede destekleyebileceği ifade ediliyor.
Toplumsal Etki
Hollanda’da çalışma kültürü, yüksek ücret ve vergi yapısı nedeniyle “zamanı paraya tercih eden” bir eğilim gösteriyor. Birçok aile daha fazla kazanç yerine daha fazla boş zaman tercih ediyor. Bu yaklaşım, ülkede yaşam kalitesini ön plana çıkaran bir ekonomik modelin şekillendiğini gösteriyor. Hollanda’nın dört günlük çalışma deneyimi, modern iş dünyasında dengeli yaşam modeline yönelik güçlü bir örnek sunuyor. Şu aşamada ekonomik performans zarar görmemiş görünüyor. Ancak yaşlanan nüfus, iş gücü arzı ve verimlilik dinamikleri, modelin uzun vadeli sürdürülebilirliğini belirleyecek. Daha az çalışarak daha mutlu ve üretken olunabilir mi? Hollanda bu soruya “evet” yanıtını veriyor, ancak nihai sonuç zamanla netleşecek.





