İzmir'in en büyük sanayi bölgelerinden biri olan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nin (İAOSB) genişleme alanı olarak planlanan 3 milyon 235 bin metrekarelik arazinin satın alınmasına yönelik hazırlıklar sanayi camiasında tartışma konusu oldu. Çiğli ilçesi Kaklıç Mahallesi sınırlarında bulunan ve mülkiyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı'na ait arazinin satın alınmasında İAOSB bütçesinin kullanılmasına karşı çıkan Esen Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, sanayicilerin aidatlarıyla oluşturulan mali kaynakların bu amaçla kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
"Arazi kendi finansmanını oluşturacak modelle kazanılabilir"
Birbirine komşu 2 milyon 846 bin metrekare ve 389 bin metrekare büyüklüğündeki iki parselde mülkiyet sorunu bulunmadığını ifade eden Esen, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın söz konusu alanları Organize Sanayi Bölgesi yapılmak üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na tahsis edebileceğini dile getirdi. Ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bölgeyi resmi olarak OSB ilan ederek İAOSB'ye genişleme alanı olarak tahsis edebileceğini, bu sürecin ardından yatırımcı firmalardan ön tahsis başvuruları alınarak peşinatlarla hem arazi alımının hem de altyapı yatırımlarının finanse edilebileceğini ifade etti. İzmir'deki organize sanayi bölgelerinin kuruluş ve büyüme süreçlerinde benzer modellerin uygulandığını belirten Esen, bu yöntemin kendi kendini finanse eden sürdürülebilir bir yapı oluşturacağını savundu.
"Bu büyüklük yeni bir OSB niteliğinde"
Planlanan alanın "genişleme sahası" olarak tanımlanmasının doğru olmadığını öne süren Esen, mevcut organize sanayi bölgesinin yaklaşık yüzde 52'si büyüklüğündeki bir alanın yeni bir organize sanayi bölgesi niteliği taşıdığını ifade etti. Yüksek katma değerli ve ileri teknoloji odaklı yatırımların bölgeye ilgi göstereceğinin ifade edildiğini hatırlatarak, böyle bir yatırımın mevcut mali varlıklara dokunulmadan kendi finansmanını sağlayacak bir sistemle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nin kuruluş sürecini örnek gösteren Esen, bu projede herhangi bir kamu kaynağı veya Ege Bölgesi Sanayi Odası bütçesi kullanılmadan yatırımın gerçekleştirildiğini kaydetti.
Çevresel etkiler ve ulaşım yükü gündemde
Esen, genişleme alanında yapılacak yatırımların kentin ulaşım altyapısı ve çevresel yükü üzerinde de etkileri olacağını belirterek, karar sürecinde yalnızca sanayicilerin değil, yerel yönetimlerin, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının da görüşlerinin alınması gerektiğini söyledi. İzmir'in deprem riski taşıyan bölgelerinden birinde yer alan söz konusu alanın zemin özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, genişleme projesinin kent merkezine ilave yapı yükü getireceğini belirtti.
"Sanayicilere ek mali yük doğabilir"
İAOSB bünyesinde 610 sanayi parseli bulunduğunu hatırlatan Esen, bölgedeki sanayicilerin önemli bölümünün proje hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını savunarak genel kurul toplantılarına daha geniş katılım sağlanması ve konunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İAOSB'nin mali ve idari özerkliğe sahip olmakla birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın denetiminde faaliyet gösterdiğini belirterek, organize sanayi bölgesinin mevcut mali kaynaklarıyla bu büyüklükte bir araziyi satın almasının mümkün olmadığını öne sürdü. Bu nedenle sanayicilerin aidatlarına ilave yük getirilmesi, bölgeye ait bazı sanayi parsellerinin satılması veya yüksek faizli finansman kullanılması ihtimallerinin gündeme gelebileceğini savunan Esen, satın alma sürecinin ardından bataklık zemin niteliği taşıyan alanda gerçekleştirilecek altyapı yatırımlarının da yüksek maliyet oluşturabileceği değerlendirmesinde bulundu.





