İzmir’de çocuğunun boğazına bıçak dayadığı iddiasıyla yargılanan sanıkla ilgili davada yeni bir gelişme yaşandı. Mahkeme heyeti, dosyada eksik görülen hususların tamamlanması amacıyla duruşmayı 17 Haziran 2026 saat 12.20’ye erteledi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Daha önce sanık hakkında verilen adli kontrolle tahliye kararına savcılık tarafından itiraz edilmişti. Süreçte farklı mahkemeler arasında görev uyuşmazlıkları yaşanmış, dosya yeniden ağır ceza mahkemesinde görülmeye başlanmıştı. Yargılama “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlaması kapsamında sürdürülüyor.
Telefon görüşmesi tutanağı dosyaya eklendi
Yargılama dosyasına, sanığın cezaevinde annesiyle yaptığı telefon görüşmesine ait resmi tutanak da dahil edildi. Ceza infaz kurumunca hazırlanan raporda yer alan konuşmalar, harflerle kimliklendirilerek dosyaya girdi.
Tutanakta yer alan konuşmalar şu şekilde aktarıldı:
Ş.A.: Alo anne ne yapıyorsunuz. Avukat aradı mı?
Ş.K.: Ne yapayım oğlum. Avukat aradı, mahkeme yine başka tarihe atmış. Avukat diyor ki “o kadın sürekli mahkemede bağırıyor, çağırıyor.”
Ş.A.: Evet, aynen öyle oldu.
Ş.K.: Oğlum bu kadın başımıza neler getirdi. Ben oraya televizyoncu getireceğim. Sen de kendini televizyonlara at. Talepte bulun, televizyoncu çağır cezaevine.
Ş.A.: Ben burada bir şey yapamam. Sen yapabilirsin. Bir adam tut, dışarıda onu öldürsün.
Ş.K.: Adam söyledi zaten. “40 gün sonra bana emaneti ver, ben yapacağımı bilirim” dedi.
Ş.A.: Kim o adam?
Ş.K.: Sorma kim olduğunu, boşver.
Ş.A.: Tamam sen hallet. Ben buradan bir şey yapamıyorum.
Ş.K.: Tamam oğlum, halledeceğim. Gidip televizyoncu da çağıracağım. Diyeceğim ki kendini soyuyordu, çıplak geziyordu. Sana yine mahkemede “cani baba” dedi mi?
Ş.A.: Evet, her şeyi söyledi. Bırak televizyoncuları. Her şey senin elinde. Sen dediğim işi hallet yeter.
Ş.K.: Tamam oğlum, elimden ne gelirse yapacağım.
Bu konuşmaların, dosyadaki delil değerlendirmesine nasıl yansıyacağı ve yargılamaya etkisi ilerleyen duruşmalarda netlik kazanacak.
Tarafların beyanları ve savcılığın itirazı
Önceki duruşmalarda sanık, suçlamaları kabul etmeyerek olayın bu noktaya gelmesinde eski eşini sorumlu tuttuğunu ifade etti. Bir anlık öfke ile hareket ettiğini belirten sanık, çocuğunun boğazına bıçak dayamadığını savundu.
Müşteki ise sanığın kendisine yönelik şiddet ve tehditlerde bulunduğunu öne sürdü. Görüntülü arama sırasında çocuğun hayatına yönelik tehditte bulunulduğunu belirten müşteki, durumu kayıt altına alarak emniyet birimlerine başvurduğunu ifade etti.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık hakkında verilen adli kontrolle tahliye kararına, mevcut delil durumu ve suçun niteliği gerekçesiyle itiraz etti. Açıklamada, tutukluluk halinin devam etmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca sanığın başka suçlardan hükümlü olması nedeniyle cezaevinden tahliye edilmediği belirtildi.




