Göç, savaş ve yerinden edilme temalarını odağına alan 5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali, 14-18 Nisan tarihleri arasında kapılarını açıyor. Halkların Köprüsü Derneği tarafından düzenlenen festival, farklı coğrafyalardan gelen hikâyeleri sinema diliyle görünür kılmayı amaçlıyor. Festival, bu yıl Institut français İzmir ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

27 ülkeden 46 film izleyiciyle buluşacak

Festival programı, geniş bir coğrafyayı kapsayan güçlü bir seçki sunuyor. İngiltere’den Japonya’ya, Fildişi Sahili’nden Filistin’e, Fransa’dan Kolombiya’ya kadar 27 farklı ülkeden toplam 46 film gösterilecek. Belgesel, kurmaca, deneysel ve animasyon türlerindeki yapımlar; yalnızca sinemasal bir anlatı değil, aynı zamanda göç deneyiminin hafızasını tutan birer tanıklık olarak izleyiciyle buluşacak.

Gösterimlerin ardından söyleşiler düzenlenecek

Festival kapsamında film gösterimlerinin ardından yönetmenler ve ekiplerin katılımıyla söyleşiler gerçekleştirilecek. Bu buluşmalar sayesinde izleyiciler, filmlerin arka planını doğrudan dinleme ve göç hikâyelerini daha derinlikli anlama fırsatı yakalayacak.

Açılış filmi: Savaşın ortasında kurulan dostluk

Festivalin açılışında, Olivier Meys imzalı “Jahia’nın Yazı (L’été de Jahia)” yer alıyor. Film, savaşın ortasında yolları kesişen iki genç karakterin, zorlu koşullar altında kurduğu dostluğu ve dayanışmayı merkezine alıyor.

Ödüllü yapımlar programda

Festivalde öne çıkan yapımlar arasında, İlker Çatak’ın uluslararası başarı elde eden filmi “Sarı Zarflar” da bulunuyor. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan film, İstanbul’da yaşam mücadelesi veren bir ailenin hikâyesini ele alıyor. Gösterim sonrası filmin ortak senaristi ve yapımcısı Enis Köstepen izleyicilerle bir araya gelerek soruları yanıtlayacak.

Sürgün, kimlik ve aidiyet temaları öne çıkıyor

Programda yer alan bir diğer dikkat çekici yapım, Maria Schrader yönetmenliğindeki “Şafak Sökmeden (Vor der Morgenröte)”. Film, yazar Stefan Zweig’ın sürgün yıllarındaki içsel mücadelesini ve aidiyet arayışını ele alıyor. Ayrıca “Yeni Han” filmi, İstanbul Aksaray’daki göçmenlerin kesişen hayatlarını; “Yerli Yurtsuz” ise çok katmanlı kimlikler üzerinden aidiyet ve kök arayışını sinemaya taşıyor.

Kapanışta “Kardeş Türküler” belgeseli

Festivalin kapanış filmi ise Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş imzalı “Kardeş Türküler ile 30 Yıl” olacak. Belgesel, müzik üzerinden kurulan dayanışmayı ve Türkiye’nin yakın tarihindeki toplumsal kırılmaları ele alıyor. Gösterimin ardından yönetmenler izleyicilerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunacak.

Festival: sadece sinema değil, bir dayanışma alanı

Festival organizatörü Halkların Köprüsü Derneği, etkinliği yalnızca bir film festivali olarak değil, aynı zamanda mültecilere yönelik önyargılarla mücadele eden bir platform olarak tanımlıyor. Dernek, günümüzde artan savaşlar ve zorunlu göç hareketlerinin milyonlarca insanı etkilediğine dikkat çekerek, mültecilik meselesinin yalnızca politik değil, aynı zamanda insani bir boyut taşıdığını vurguluyor. Festival, bu çerçevede:

  • Göçün insani yönünü görünür kılmayı
  • Irkçılıkla mücadeleye katkı sunmayı
  • Dayanışma kültürünü güçlendirmeyi amaçlıyor.

Kaynak: t24