Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığını belirterek yapı güvenliği, zemin etüdü ve kaçak yapıların büyük sorun olduğunu vurguladı. Moriwaki'ye göre Türkiye, yüzölçümü göz önüne alındığında metrekare bazında Japonya'dan daha az, ancak genel olarak Japonya'dan sonra en çok depremin yaşandığı ülkeler arasında yer alıyor.
1939 Erzincan depreminin 7.9 şiddetinde olduğunu ve yıkıcı olduğunu belirten Moriwaki, 2001-2011 yılları arasındaki yapı denetim sistemi sayesinde yapılan binaların daha sağlam hale geldiğini ancak yine de sıkıntılar olduğunu ifade etti.
Türkiye'deki en büyük sorunun, 21 milyon civarındaki yapı stokunun %50'sinden fazlasının kaçak binalardan oluşması olduğunu söyledi. Türkiye'deki deprem yönetmeliklerinin Japonya ile aynı olduğunu, hatta 2018'den sonra daha katı kurallar getirdiğini belirtti. Yapı güvenliği ve zemin etüdünün önemine dikkat çeken Moriwaki, deprem öncesinde alınacak önlemlerin can ve mal kaybını büyük ölçüde azaltabileceğini söyledi.Özellikle yapı-zemin ilişkisinin doğru analiz edilmesi gerektiğinin altını çizen Moriwaki, Japonya’daki uygulamalardan örnekler paylaşarak Türkiye’de de benzer önlemlerin yaygınlaştırılması gerektiğini aktardı.
TÜRKİYE 17. SIRADA
Dünya'da en fazla depremin Çin'de olduğunu kaydeden Moriwaki, "Bu sıralamada; Japonya dördüncü, Türkiye ise altıncı sırada yer alıyor. Çin'in yüzölçümünün oldukça geniş olması da bu sıralamada birinci olmasının nedenlerinden biri olarak da sayabiliriz. Türkiye ile Japonya arasındaki yüzölçümünü de ele alacak olursak, Türkiye Japonya'dan yüzölçümü olarak iki kat daha büyük. Metrekare bazında ele alacak olursak; Japonya altıncı, Türkiye ise on yedinci sırada yer alıyor. Sıralamada Kıbrıs ise; dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Kıbrıs yüz ölçümü olarak küçük ama deprem sayısı olarak büyük bir coğrafya olarak yer alıyor" diye konuştu.
ERZİNCAN DEPREMİNİ HATIRLATTI
Türkiye'de en büyük depremlerden birinin 1939 yılında 7.9 şiddetinde Erzincan'da meydana geldiğini hatırlatan Moriwaki, "Japonya'nın Fukişima kentinde 2011 yılında 9.1 şiddetinde meydana gelen deprem en güçlü sarsıntılar olarak kayda geçirilmiştir. Hatta sizler bu depremi, bu kentteki nükleer santralde oluşan sızıntı ile hatırlayacaksınız. Ancak dikkat edildiğinde; Fukişima'da 9.1 şiddetindeki depremle, Erzincan'daki depremi kıyaslayacak olursak, Erzincan'daki depremin aşırı yıkıcı olduğunu görebiliriz. 1999'daki Yalova depreminde de bu bölgedeki çok lüks konutların bile çöktüğünü görebiliyoruz. Bu depremin ardından müteahhittin bu binaların malzemelerinden çaldığını ve sağlam yapılar yapılmadığına ilişkin iddialar yer almıştı. Bunun üzerine 2001 yılından 2011 yılına kadar Türkiye'de yapı denetim sistemi başlatıldı. Bu süreç ve sonrasında yapı denetiminden geçerek inşa edilen binaların 2000'li yılların öncesine göre daha sağlam olduğunu gördük. Tabi Türkiye'deki yapı denetim sisteminde sıkıntılar yok değil ama en azından günümüzde yapılan binalar bu sistem nedeniyle depreme daha dirençli hale geldi" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE'DEKİ EN BÜYÜK SIKINTI..."
Türkiye'deki en büyük sıkıntının; ülke genelindeki 21 milyon civarındaki yapı stokunun yüzde 50'den fazlasının kaçak binalardan oluşmasından kaynaklandığını söyleyen Moriwaki, "Bakıldığında; Türkiye ile Japonya'nın deprem yönetmelikleri aynı. Hatta 2018 yılından itibaren Türkiye'deki yönetmelik, Japonya'dan daha katı kurallara sahip hale geldi. Tam da bu katı kuralların biraz yumuşatılması düşünülürken, 2023 yılındaki depremle bu düşünce rafa kaldırıldı. Şimdi ise bu yönetmeliğin işlevselliğinin arttırılmasına yönelik akademisyenlerin çalışmalarının olumlu sonuçlar vereceğine inanıyorum" dedi.





