İnciraltı Gelişim Derneği (İNGEDER) Başkanı Tayfun Karabulut, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun İnciraltı hakkında yaptığı son açıklamalara ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Karabulut, yapılan açıklamaların sahada ciddi bir mağduriyet yarattığını, özellikle orta yaş ve üzerindeki çok sayıda toprak sahibinin derneği arayarak yaşadıkları umutsuzluğu dile getirdiğini bildirdi.
Açıklamada, İnciraltı ve Bahçelerarası’nda yaşayan toprak sahiplerinin uzun yıllardır bölgede tarım yapamadığı, su kaynaklarının bulunmadığı ve bu koşullar altında tarımın fiilen mümkün olmadığı vurgulandı. Son dönemde yapılan açıklamaların, planlama sürecinin durduğu yönünde bir algı yarattığı ve bunun toprak sahiplerini çaresizliğe sürüklediği ifade edildi. Karabulut, bu durumun tesadüf olmadığını, yanlış ve algıya dayalı açıklamaların doğrudan sahada mağduriyet oluşturduğunu belirtti.

'MAHKEME KARARI YOK'
İNGEDER Başkanı Karabulut, İnciraltı’nın tarım dışı planlanmasını engelleyen herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığını vurguladı. Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açılan tarım davasının mahkeme tarafından reddedildiğini hatırlatan Karabulut, buna rağmen yalnızca turizm sınırlarına ilişkin daraltıcı bir düzenlemenin iptal edilmesinin, “İnciraltı planlanamaz” algısına dönüştürülmesinin kamuoyunu yanıltıcı nitelik taşıdığını ifade etti.
Açıklamada, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu adına yapılan ve imzası bulunan Genel Sekreter ve aynı zamanda Maden Mühendisleri Odası Başkanı Aykut Akdemir’e yönelik sorular da yer aldı. Karabulut, maden alanlarındaki tahribat konusunda sessiz kalındığını, buna karşın İnciraltı söz konusu olduğunda hızlı ve iddialı açıklamalar yapılmasının gerekçesinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini dile getirdi. İnciraltı’na yönelik bu özel ilginin nedeninin sorgulanması gerektiği belirtildi.

'TOPRAK SAHİPLERİ ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURULUYOR'
İNGEDER Başkanı, son açıklamalarla bölgede hukuki bir engel varmış gibi bir izlenim yaratıldığını, bunun spekülasyona yol açtığını ve toprak sahipleri üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Açıklamada, İnciraltı’nın bugün itibarıyla planlanmasını engelleyen somut bir hukuki karar bulunup bulunmadığı sorusu yöneltildi. Danıştay’ın son kararının planlama sürecine nasıl bir engel getirdiğinin açık biçimde ortaya konulması gerektiği ifade edildi. “İnciraltı’nın planlanmasının hukuki dayanağı kalmamıştır” şeklindeki ifadelerin hangi yargı kararına dayandığının kamuoyuyla paylaşılması istendi.
Karabulut, turizme ilişkin tüm düzenlemelerin tamamen iptal edilmesi durumunda dahi bunun İnciraltı’nın planlanmasına hukuken engel teşkil etmediğinin bilindiğini, planlama sürecinin farklı plan kararlarıyla sürdürülebileceğini belirtti. Buna rağmen sürecin durmuş gibi gösterilmesinin iyi niyetle açıklanamayacağını vurguladı.
Açıklamada, yanlış ve hukuki dayanağı olmayan söylemler nedeniyle İnciraltı ve Bahçelerarası’ndaki toprakların bilinçli şekilde değersizleştirilmeye çalışıldığı, bunun yalnızca fırsatçı çevrelerin yararına olduğu ifade edildi. Bu durumun İzmir’in geleceği açısından stratejik öneme sahip bölgelerde ucuza el değiştirme hesaplarını beraberinde getirdiği ve açık bir hak gaspı anlamına geldiği kaydedildi. Beş nesildir bu topraklarda yaşayan İzmirli ailelerin haklarının korunması gerektiği vurgulandı.
İNGEDER Başkanı Karabulut, geçmişte “rant” söylemleriyle bölgede yaklaşık yüzde 50 oranında el değiştirme yaşandığını, bugün kullanılan dilin geçmişteki bu uygulamaların devamı niteliğinde olduğunu ifade etti. Dernek olarak bu açıklamayı bardağı taşıran son adım olarak gördüklerini belirten Karabulut, toprak sahiplerine planlama sürecinin ilerlediği yönünde çağrıda bulundu.
'ATA TOPRAKLARINA SAHİP ÇIKILSIN'
Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde revize planların tamamlanma aşamasında olduğu, İzmir genelinde İnciraltı’nın planlanmasına yönelik güçlü bir beklenti bulunduğu ifade edildi. Yasal dayanağı olmayan açıklamalara itibar edilmemesi ve ata topraklarına sahip çıkılması çağrısı yapıldı.
Karabulut, bölgede tarım yapıldığı dönemlere de değinerek, tarımın en iyi örneklerinin geçmişte bu topraklarda verildiğini, toprakların verimsizleşmesi, suyun kesilmesi ve yeraltı sularının tuzlanmasının nedenlerinin bilindiğini belirtti. “Biz yapamıyoruz, başkası gelir yapar” şeklinde bir algı oluşturmanın etik ve ahlaki olmadığını vurguladı.
Açıklamanın sonunda, ilgili kurum ve çevrelere açık bir çağrı yapılarak, ya İnciraltı halkının ve gerçeklerin yanında durulması ya da açık biçimde hangi çıkarların savunulduğunun kamuoyuna açıklanması istendi.





