Bugün ülke genelinde 19 milyon, İzmir’de ise yaklaşık 850 bin öğrenci karnelerini alarak yarıyıl tatiline girecek. Tatil birçok öğrenci için dinlenme fırsatı sunarken, geçim sıkıntısı yaşayan ailelerin çocukları için çalışma süresi uzuyor. Soğuk hava koşullarına rağmen sokakta mendil satan, cam silen ya da çeşitli işlerde çalışan çocuklar, ara tatili evde geçirmek yerine kentin işlek noktalarında aile bütçesine katkı sağlamaya çalışıyor. Uzmanlar, ekonomik koşulların çocuk işçiliğini artırdığına ve bu durumun çocukların eğitimden uzaklaşma riskini büyüttüğüne dikkat çekiyor.

7 bini çocuk
Tüm tatillerde olduğu gibi çocukların yine sokaklarda çalışmak zorunda kaldığını vurgulayan İzmir Seyyar Satıcılar Derneği Başkanı Evren Laçin, sanayilerdeki her köşe başındaki bir dükkânda 7-8 çocuğun kötü şartlarda çalıştığını gördüğünü dile getirdi. İzmir'de yaklaşık 350 bin sokak emekçisinin bulunduğunu aktaran Evren Laçin, “Bu emekçilerin yaklaşık 7 bini ise 12 ile 18 yaş arasındaki çocuklardan oluşuyor. Onlar için tatil demek çalışmak demek. Midye, peçete, mendil, çiçek satan bu çocuklar, geri dönüşüm atıklarını topladıkları çekçek arabalarıyla kentin sokaklarında hayatta kalmaya çalışıyor. Günlük kazançları ise 200 ila 300 lira arasında değişiyor. Bazı çocuklar hafta içi okuldan sonra sokaklara çıkarken, bazıları ise tatil ve bayram günlerinde bile sabahın erken saatlerinden itibaren çalışıyor. Onlar için resmî tatillerin, milli bayramların bir anlamı yok. Çünkü hayat onlara tatil yapmayı hiç öğretmedi” ifadelerini kullandı.
‘Onlar için hayal’
Bu çocukların tiyatro nedir bilmeyen, sinema salonuna hiç adım atmamış çocuklar olduğunu belirten Laçin, “Günlük kazançlarından ayırabildikleri küçük bir parayla aldıkları bir parça çikolata, onlara kısa süreliğine dünyanın en mutlu insanıymış gibi hissettiriyor. Sahipsiz, kimsesiz, umutsuz olan bu çocuklarımıza umarım ileride gerçekten tatil yapmalarını sağlarız. Hayal ettikleri şey çok büyük değil aslında tatilde yeni kıyafetlerini giyip, ne yiyeceklerini düşünmeden sokakta arkadaşlarıyla kahkahalar atmak. İzmir’in geleceğini taşıyan 7 bin çocuk için bu, belki de en büyük sevinç olurdu. Fakat günümüzde bunların hepsi rüyalarında bile göremeyecekleri bir hayal” diye konuştu.

‘Çalışmak, zorunluluk’
Bugün okulların yarıyıl tatiline girdiğini vurgulayan Eğitim İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen ise, bu dönemin çocuklar için ders zilinin sustuğu; dinlenmenin, oyun oynamanın, akranlarıyla bir arada olmanın, tiyatroya, sinemaya gitmenin, sporla ve sanatla nefes almanın zamanı olması gerektiğini söyledi. Şen, “Yarıyıl tatili, çocukların yalnızca bedenlerini değil, ruhlarını da dinlendirdiği; hayata biraz ara verip yeniden güç topladığı bir süreçtir. Ancak ne yazık ki Türkiye’de milyonlarca çocuk için yarıyıl tatili, dinlenmenin değil, çalışmanın; oyun alanlarının değil, sokakların, atölyelerin ve ağır işlerin kapısını aralıyor. Derinleşen ekonomik kriz, artan hayat pahalılığı ve her geçen gün ağırlaşan yoksulluk, çocuk emeğini görünmez ama yaygın bir toplumsal gerçekliğe dönüştürmüş durumda. Geliri yetmeyen, borç yükü altında ezilen aileler için çocukların çalışması bir tercih değil, zorunluluk haline geldi” ifadelerini kullandı.
‘Oynaması gerekirken’
Birçok çocuğun okul çantasını bir kenara bırakıp ailesinin geçimine katkı sağlamak için tatillerini mendil satarak, cam silerek, pazarlarda, atölyelerde ya da güvencesiz işlerde çalışarak geçirdiğini aktaran Şen, bu durumun yalnızca çocukların bugününün değil, yarınının da ellerinden alınması anlamına geldiğini kaydetti. Eğitimden kopuş riskinin yarıyıl tatillerinde daha da derinleştiğini aktaran Şen sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuk yaşta ağır ve güvencesiz işlerde çalıştırılmak; fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimi kalıcı biçimde zedeliyor. Çocuk işçiliği, yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal eşitsizliklerin ve sosyal adaletsizliğin en görünür sonuçlarından biri olarak geleceğimizi tehdit ediyor. Oysa çocukların yeri sokaklar, sanayi siteleri, tarlalar ya da atölyeler değildir. Çocukların yeri; okullar, kütüphaneler, oyun alanları, spor sahaları, sanat ve kültür merkezleridir. Çocukluk, ertelenebilecek ya da feda edilebilecek bir dönem değil; korunması gereken temel bir haktır.”
‘Sanatla büyümeliler’
Tatillerde çocuklara sunulması gereken güvenli, öğretici ve geliştirici alanların yokluğunun, yoksulluğun etkisini daha da ağırlaştırdığına dikkat çeken Özgür Şen, “Çocukları erken yaşta hayata eşitsiz bir başlangıca mahkûm ediyorlar. Bazı çocuklar dinlenip kendini geliştirirken, bazıları çalışmak zorunda kalıyorsa, bu ülkede eğitimde ve yaşamda eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Çocuk işçiliğini olağanlaştıran, kader gibi sunan bu düzene itirazımız var. Çocukların çalıştırılmasına değil, korunmasına; sömürülmesine değil, haklarının güvence altına alınmasına ihtiyaç var. Yarıyıl tatilleri, yoksulluğun daha da derinleştiği, çocukların omuzlarına yetişkin sorumluluklarının yüklendiği dönemler olmamalıdır. Bu ülkenin geleceği, çocukların erken yaşta çalıştırılmasında değil; eğitimle, bilimle, sanatla ve umutla büyütülmesindedir” ifadelerini kullandı.




