İYİ Parti, İzmir’in simge yapıları arasında yer alan Konak İskelesi ve Karşıyaka İskelesi ile ilgili alınan kararlara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, 3 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11151 ve 11152 sayılı Cumhurbaşkanı kararlarıyla, mülkiyeti Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait olan iskeleler için imar planı değişikliğine gidildiği belirtildi.
Açıklamada, söz konusu iskelelerin İzmir halkının günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğu ve kent belleğinin en güçlü simgeleri arasında yer aldığı vurgulanarak, alınan kararlarla bu alanların özelleştirme sürecine dahil edilmek istendiği ifade edildi. İzmir’in tarihine, kültürüne ve kamusal alanlarına sahip çıkan kurumlar ve yurttaşlar adına yapılan açıklamada, Konak ve Karşıyaka iskelelerinin yalnızca bir ulaşım noktası olmadığı, aynı zamanda kentin belleği, yaşamı ve kimliği olduğu kaydedildi.
Plan değişikliklerinin “imar planı değişikliği” adı altında gerçekleştirildiğine dikkat çekilen açıklamada, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan düzenlemelerin bu alanları korumayı değil, potansiyel alıcılar açısından ticari olarak daha cazip hale getirmeyi hedeflediği belirtildi. İskele binalarının kat sayısı veya emsal değerleri üzerinden yürütülen tartışmaların, asıl amacın üzerini örtemeyeceği ifade edilirken, bu kararlarla yolcu iskelelerinin gelecekte mini alışveriş merkezleri, butik oteller veya sadece belirli kesimlerin erişebileceği lüks mekanlara dönüşme riski taşıdığı dile getirildi.
Açıklamada, Konak ve Karşıyaka iskelelerinin yalnızca birer taşınmaz olmadığı, İzmir halkının körfezle buluşma noktası, kent belleğinin taşıyıcısı ve kamusal alanın kendisi olduğu vurgulandı. Bu alanların mülkiyet ve yönetiminin özel sektöre devredilmesinin, İzmir halkının kıyılara erişim hakkının kısıtlanması anlamına geleceği ifade edildi. Özelleştirme uygulamalarının kamusal alanların ticarileştirilmesine yol açacağı ve bunun kamu yararı ilkesiyle çeliştiği belirtildi.
İskelelerin asli görevinin ulaşım hizmeti olduğu hatırlatılan açıklamada, ticari yoğunluğun artması durumunda yolcu kapasitesinin düşebileceği, işleyişin zorlaşabileceği ve deniz ulaşımının geri plana itilebileceği kaydedildi. Bu durumun, her gün on binlerce İzmirlinin kullandığı deniz ulaşımını zorlaştırabileceği ve maliyetlerin artmasına neden olabileceği ifade edildi.
Kararların yerel yönetimlerin görüşü alınmadan ve İzmir halkına danışılmadan alındığı belirtilen açıklamada, bu durumun kentin iradesinin yok sayılması anlamına geldiği vurgulandı. İzmir’in yalnızca fiziki yapılardan ibaret olmadığı, kendine özgü bir ruhu, hafızası ve estetik anlayışı bulunduğu ifade edilerek, Konak ve Karşıyaka iskelelerinin kentin siluetini tamamlayan ve geçmiş ile bugün arasında bağ kuran simge yapılar olduğu kaydedildi. Bu alanlarda yapılacak plansız ve rant odaklı müdahalelerin kentin estetiğine, toplumsal hafızasına ve tarihi dokusuna zarar vereceği belirtildi.
Açıklamada ayrıca, söz konusu yapıların depreme karşı dayanıklılığının artırılması gerektiği, ancak bunun orijinaline sadık kalınarak ve kent estetiğine zarar verilmeden gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildi. Bir şehri şehir yapan unsurların yalnızca yollar ve binalar olmadığı, aynı zamanda hatıralar, kimlik ve ortak yaşam kültürü olduğu vurgulandı.
İYİ Parti tarafından yapılan açıklamada, İzmir’in kıyılarının rant projelerine teslim edilemeyeceği, kamusal alanların pazarlık konusu yapılamayacağı ifade edilerek, sürecin şeffaf hale getirilmesi ve İzmir halkının karar süreçlerinin merkezine alınması gerektiği belirtildi. Açıklamada, hem merkezi yönetime hem de yerel yönetime çağrıda bulunularak İzmir üzerinden tartışmaların sonlandırılması ve kente karşı sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiği ifade edildi. İzmir’in sahipsiz olmadığı ve kentin kıyılarının İzmir halkına ait olduğu vurgulandı.





