Türkiye’de tırmanan ekonomik kriz ve alım gücünün düşmesi, gayrimenkul sektöründeki dengeleri altüst ederken toplumsal yapıyı da derinden sarstı. İzmir Kalkınma Ajansı'nın (İZKA) hazırladığı ‘İzmir Konut Araştırması Raporuna’ göre haneler küçülmesine rağmen büyük ve mevcut bütçelere uymayan konut üretimine devam edildiği bunun da halkın alım gücüne ve gerçek ihtiyaçlarına uygun konut bulmasını zorlaştırdığı vurgulandı. Bu kapsamda konuşan Gayrimenkul uzmanları, piyasaya kontrolsüzce sürülen 1+1 dairelerin yalnızca bir barınma sorunu olmadığını; eskiden 3+1 evleri tercih eden ailelerin artık maddi sebeplerden ötürü 1+1 ve 2+1 evleri tercih etmek zorunda kaldığını belirtti. Öte yandan gayrimenkule ulaşma zorluğunun evliliklerden çocuk sahibi olma kararlarına kadar birçok şekilde Türk aile yapısını etkilediğini belirten uzmanlar, “3 çocuk yapın diyorlar ama çiftlerin tek çocuğa bile barındıracak evi yok” dedi.

‘Bütçesi ona yetiyor’
Sektördeki dönüşümü değerlendiren Gayrimenkul Danışmanı Deniz Kezer, piyasada 3+1 dairelerin satış hızının düşmesiyle müteahhitlerin nakde hızlı dönen 1+1 projelere sığındığını belirterek, “Bugün 3+1 daire fiyatları 9 ila 12 milyon lira seviyelerine ulaştı. Geniş aile evlerine erişim toplumun yüzde 80'i için artık imkânsız. İnsanlar ister istemez 3,5 - 4 milyon lira bandındaki 1+1 evlerin peşinden koşuyor. Ancak 100 konutluk bir projede 90 daireyi 1+1 yapıp insanları buralara yönlendirmek, 'Aile olsanız da 1+1'de oturabilirsiniz' dayatmasıdır. Bu durum barınma krizinin ötesine geçerek doğrudan aile yapısını ve demografiyi etkiliyor. 3 çocuk yapın diyorlar ama çiftlerin tek çocuğa bile barındıracak evi yok” şeklinde konuştu.
‘Çocuktan vazgeçiliyor’
Ülkemizde daralan yaşam alanları ve ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle genç çiftlerin çocuk yapmaktan kaçındığını belirten Kezer, 1+1 evlerin yarattığı kısırdöngüye dikkat çekerek, "1+1 evlerin yaşam alanı o kadar kısıtlı ki, çiftler içine zar zor bir yatak ile gardırop sığdırabiliyor. '3-4 yıl çalışır, biraz kredi çeker 2+1'e geçeriz, sonra çocuk yaparız' hayaliyle yola çıkanlar, o ekonomik gücü hiçbir zaman bulamıyor. İş en başa dönüyor ve süreç 'O zaman çocuk yapmayalım' kararıyla noktalanıyor. İnsanlar şehir merkezlerinden uzak alanlardaki bu dar konutlara hapsediliyor” ifadelerini kullandı.

İhtiyaca değil ranta göre
Konut üreticilerinin toplumsal ihtiyacı analiz etmeden hareket ettiğini belirten İzmir Emlak Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün ise sorunun temelinde fizibilite eksikliği ve rantsal yaklaşım olduğunu söyledi. Müteahhitlerin, "Hangisinden daha fazla kazanırız ve daha pratik satarız?" mantığıyla hareket ettiğini vurgulayan Akgün, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu durum en başta konut üreticilerinin ihtiyacı ölçmemesinden kaynaklanıyor. Hangi aile ne konut istiyor? 1+1 mi lazım, 2+1 mi, 3+1 mi? Müteahhitler ticari düşünüp sürekli 1+1 üretiyor ancak bu evler aile yapısına uymuyor. 1+1 öğrencilere ve bekarlara hitap eder; 3+1'e ise vatandaşın bütçesi yetmiyor. Doğru bir ihtiyaç analizi yapılmadığı için bugün piyasada satılamayan ve kiraya verilemeyen binlerce, on binlerce boş konut atıl halde bekliyor."





