Kimyasal gübre fiyatlarında son bir yılda yaşanan yüzde 100’e varan artış, zaten yüksek girdi maliyetleriyle mücadele eden çiftçileri alternatif arayışına yönlendirdi. Küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve tarımsal üretim maliyetlerindeki yükseliş, yıllardır geri planda kalan hayvansal organik gübreleri yeniden tarımın gündemine taşıdı. Son yıllarda döviz kuru, enerji maliyetleri ve dışa bağımlı üretim yapısı nedeniyle kimyasal gübre fiyatları hızla yükseldi. Üre, DAP ve kompoze gübre gibi yaygın kullanılan kimyasal gübrelerin ton fiyatı, ürün çeşidine ve satış kanalına göre değişmekle birlikte yaklaşık 7 bin TL’den başlayıp 25–26 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Son 5 ayda fiyat artışı ise yüzde 30’lara dayandı. Özellikle Tarım Kredi Kooperatifleri ve özel bayilerde yapılan güncel satışlarda, birçok kimyasal gübre kalemi çiftçinin alım gücünü aşan seviyelere ulaşmış durumda. Buna karşılık doğal ya da organik gübre olarak adlandırılan hayvansal gübre, kompost ve benzeri ürünlerin ton fiyatları ortalama 2 bin – 6 bin TL aralığında seyrediyor. Bazı bölgelerde hayvancılığın yaygın olması sayesinde çiftçi, hayvansal gübreyi daha düşük bedellerle ya da elindeki çuvallara doldurup traktörüyle taşıyarak temin edebiliyor. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticiler için doğal gübreyi ekonomik açıdan tek seçenek haline getiriyor.

‘Maliyeti de vuruyor’
Kimyasal gübre fiyatlarındaki artışın temel nedenlerinden birinin, bu ürünlerin büyük ölçüde petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlara bağlı olarak üretilmesinden dolayı olduğunu vurgulayan Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, “Enerji fiyatlarında yaşanan her yükseliş, doğrudan gübre maliyetlerine yansımakta ve bu durum tarımsal üretim maliyetlerini ciddi şekilde artırmaktadır. Türkiye’de son yıllarda yüksek seyreden enflasyon ve özellikle tarımsal girdi enflasyonu da gübre fiyatlarını yukarı çeken en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Çiftçiler, mazot, tohum, ilaç ve sulama giderlerinin yanı sıra gübre maliyetlerindeki artış nedeniyle üretim yapmakta her geçen gün daha fazla zorlanmaktadır. Ancak yaşanan sorunun yalnızca kimyasal gübre fiyatlarının yükselmesiyle açıklanması doğru olmaz. Asıl mesele, tarımsal üretim sisteminin zaman içerisinde doğal döngüsünden uzaklaşmış olmasıdır. Geleneksel tarım modelinde bitkisel ve hayvansal üretim bir arada yürütülüyor, hayvancılıktan elde edilen organik atıklar bitkisel üretimde doğal gübre olarak kullanılıyordu. Böylece çiftçi dışarıdan yüksek maliyetli girdilere daha az ihtiyaç duyuyor, üretim kendi içinde sürdürülebilir bir döngü oluşturuyordu” ifadelerini kullandı.
‘Atıklar kullanılabilir’
Endüstriyel tarım politikalarının yaygınlaşmasıyla birlikte bitkisel ve hayvansal üretimin birbirinden ayrıştığını dile getiren Erdem, “Bugün birçok bölgede yalnızca bitkisel üretim yapılırken, başka bölgelerde sadece hayvancılık faaliyetleri yürütülüyor. Bu ayrışma, çiftçilerin doğal gübre kaynaklarından uzaklaşmasına ve kimyasal gübrelere daha fazla bağımlı hale gelmesine neden oldu. Dolayısıyla çiftçiler, uluslararası piyasalardaki enerji ve hammadde fiyatlarındaki her dalgalanmadan doğrudan etkilenir hale geldi. Sorunun kalıcı çözümü için tarımsal üretimin yeniden döngüsel bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte yapıldığı, organik atıkların değerlendirildiği ve doğal kaynakların etkin kullanıldığı bir üretim modeli hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli avantajlar sağlayacaktır. Böyle bir sistem, çiftçilerin kimyasal gübreye olan bağımlılığını azaltırken üretim maliyetlerini de önemli ölçüde düşürebilir” sözlerine yer verdi.
Çıkış yolu, doğal gübrede
Uzmanlar, hayvansal organik gübrelerin yalnızca ekonomik bir alternatif olmadığını, aynı zamanda toprağın geleceği açısından stratejik bir önem taşıdığına dikkat çekiyor. Kimyasal gübrelerin kısa vadede yüksek verim sağlasa da uzun vadede toprağın organik madde yapısını zayıflattığı ve dış girdilere bağımlılığı artırdığı belirtilirken, organik gübrelerin toprağın su tutma kapasitesini artırdığı, yararlı mikroorganizmaları desteklediği ve erozyon riskini azaltarak sürdürülebilir üretime katkı sunduğu ifade ediliyor. Artan maliyetler nedeniyle üretim yapmanın her geçen gün zorlaştığı tarım sektöründe, bitkisel ve hayvansal üretimin yeniden bir arada yürütüldüğü döngüsel tarım modeli de yeniden tartışılmaya başlandı. Hayvancılıktan elde edilen doğal gübrenin tarım arazilerine kazandırılmasıyla hem çiftçinin kimyasal girdilere bağımlılığının azaltılması hem de toprağın gelecek nesillere daha verimli bırakılması hedefleniyor. Tarım sektöründe yaşanan maliyet krizinin gölgesinde, bir zamanlar geleneksel üretimin vazgeçilmez unsuru olan hayvansal organik gübreler, bugün hem ekonomik hem de çevresel açıdan çiftçilerin en güçlü çıkış yollarından biri olarak görülüyor.




