Artan maliyetler otomobil sahipliğini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Türkiye’de araç almak kadar, artık o aracı elde tutmak da ciddi bir ekonomik yük haline geldi. Özellikle akaryakıt fiyatlarının hızla yükselmesi, sigorta ve kasko giderleriyle birleşince vatandaşın bütçesi zorlanıyor. 2026 verilerine göre zorunlu trafik sigortası primleri araç ve hasar durumuna göre 15 bin liradan başlayıp 40 bin liranın üzerine kadar çıkabiliyor. Buna kasko eklendiğinde, aracın değerine bağlı olarak primler katlanarak artıyor ve toplam sigorta maliyeti ciddi seviyelere ulaşıyor. Üstelik bu sadece başlangıç.
Uzmanlara göre bakım, lastik, amortisman gibi giderler de eklendiğinde bir otomobilin hiç kullanılmasa bile yıllık maliyeti 100 ila 150 bin lira bandına dayanıyor. Bu hesaba henüz akaryakıt, arıza ve yedek parça masrafları dâhil değil. Sigorta sektöründe artan işçilik ve parça fiyatları da bu yükü büyütmeye devam ediyor. Tüm bu tablo, otomobil sahipliğini lüks olmaktan çıkarıp adeta sürekli gider üreten bir kalem haline getiriyor. Artan maliyetler ve yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle birçok araç sahibi ya kullanımını kısıtlıyor ya da aracını satmayı düşünmeye başlıyor. Özellikle son dönemde ikinci el piyasasında ilan sayısındaki artış, bu eğilimin en somut göstergelerinden biri olarak dikkat çekiyor.

‘Sürekli gider yazıyor’
Otomobil piyasasında son iki yılda sıfır otomobiller satışlarının rekor kırdığını belirten Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun, “Türkiye’de otomobil ve hafif ticari araç satışları 2023 yılında yaklaşık 856 bin seviyelerindeyken, 2024’te 1 milyon 238 bin 509’a, 2025’te ise 1 milyon 368 bin 500 adede yükselerek tarihi zirvelere ulaştı. Üstelik bu artış, finansmana erişimin zorlaştığı, kredi imkanlarının ciddi şekilde kısıtlandığı bir dönemde gerçekleşti. Buna rağmen bayilerin verdiği bilgiye göre satışların önemli bir kısmı krediyle değil, doğrudan nakit alımlarla yapılıyor. Ayrıca klasik bankacılık sistemi dışında, taksitli ev ve araç edindirme modeli sunan sistemlere yönelim de ciddi şekilde arttı. Bu tablo ilk bakışta güçlü bir talebe işaret ediyor gibi görünse de, işin perde arkasında bambaşka bir gerçeklik yatıyor. Çünkü araç satın almak kadar, hatta ondan daha zor olan şey artık o aracı elde tutabilmek. Günümüzde bir otomobil sahibi olmak, adeta sürekli gider yazan bir kaleme dönüştü” dedi.
‘Yıllık 150 bin TL’
Özellikle kasko ve trafik sigortası maliyetlerinin dramatik şekilde arttığını vurgulayan Torun, “Bugün sıfır bir aracın trafik sigortası 25-30 bin lira bandına çıkmış durumda. Kasko primleri ise 100 bin liraları buluyor. Üstelik bu ödemelerde taksit imkanlarının kısıtlanması, vatandaşın üzerindeki yükü daha da ağırlaştırıyor. Bunun üzerine lastik değişimi, periyodik bakım, araç yaşıyla birlikte artan amortisman giderleri eklendiğinde, bir aracın sadece ‘durduğu yerde’ yıllık maliyeti 150 bin liraya yaklaşıyor. Eskiden “tekne sahibi olmak” için söylenen “durduğu yerde para yakar” sözü, bugün otomobiller için de geçerli hale oldu. Tam da bu noktada ikinci el piyasasındaki hareketlilik, bu ekonomik baskının en somut göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
‘Vitrin doluyor’
İkinci el piyasasında ilan sayılarının hızla artarken, satış hızının aynı oranda artmamasının önemli bir gösterge olduğunu dile getiren Mehmet Torun, “2026 yılının Ocak-Şubat döneminde online ikinci el araç satışları sadece yüzde 1,5 artarken, ilan sayısının yüzde 18 yükselmesi, piyasada araç arzının ciddi şekilde şiştiğini gösteriyor. Yani vitrin doluyor, ancak alıcı aynı hızda artmıyor. Çünkü bu durum, vatandaşın araç alıp uzun süre kullanmaktan ziyade, artan maliyetler nedeniyle elden çıkarmaya yöneldiğini düşündürüyor. Bir başka ifadeyle, insanlar artık otomobil sahibi olmaktan çok, o sahipliğin getirdiği yükten kurtulmanın yollarını arıyor. Otomobil artık sadece bir ulaşım aracı değil; ekonomik şartların zorladığı bir denge unsuru haline gelmiş durumda. Ve görünen o ki, bu denge giderek daha fazla vatandaşın aracını satmasıyla kurulmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

‘Bıçak gibi kesildi’
Mazot fiyatlarının 70 liraların üzerine dayanmasıyla birlikte otomobil sahibi olmanın maliyetinin artık iyice ağırlaştığını belirten Otokent Genel Müdürü Yılmaz Karakaya, “Akaryakıttaki bu sert yükseliş, zaten yüksek olan bakım, sigorta ve kasko giderlerinin üzerine eklenince, araç kullanmak birçok kişi için ciddi bir ekonomik yük haline geldi. Bir süredir hareketli olan otomobil piyasası, son günlerde adeta bıçak gibi kesilmiş durumda. Alım-satım iştahı bir anda düşerken, gözler başka bir yatırım aracına olan altına döndü. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilme, yatırımcıyı hızlı bir şekilde bu alana yönlendirdi. Şu anda piyasada ciddi bir altın alımı var. Hatta öyle ki, otomobil almak ya da satmak isteyen birçok kişi beklemeye geçti. Çünkü genel beklenti, altının yeniden yükselişe geçeceği yönünde. Vatandaş da bu fırsatı kaçırmamak için elindeki nakdi ya da birikimi otomobil yerine altına yönlendiriyor. Bu da otomobil piyasasında geçici bir durgunluk yaratmış görünüyor. Ne alıcı eskisi kadar istekli, ne de satıcı aceleci” şeklinde konuştu.




