Marmara Denizi'nde özellikle Adalar ve Çınarcık açıklarında son günlerde peş peşe meydana gelen küçük ve orta büyüklükteki depremler dikkat çekerken TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yalova İl Temsilcisi Ozan Burak Cangir'den sismik hareketliliğe ilişkin açıklama geldi. Cangir, art arda meydana gelen depremlerin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Marmara Denizi'nde 18 Ağustos'tan itibaren özellikle İstanbul'un Adalar ilçesi açıklarında hareketlilik yaşanırken, 20 Ağustos'ta da bölgede çok sayıda küçük sarsıntı kaydedildi. Adalar açıklarında meydana gelen depremler arasında 3,2 büyüklüğündeki sarsıntı da yer aldı. Çınarcık açıklarında da farklı büyüklüklerde depremler meydana geldi.

24 saatte 32 sarsıntı

Marmara Denizi açıklarında 20 Ağustos'ta 24 saat içerisinde büyüklükleri 1,1 ile 3,2 arasında değişen toplam 32 sarsıntı kaydedildi. Çınarcık açıklarında da gün boyunca farklı büyüklüklerde çok sayıda sarsıntı kaydedildi. AFAD verilerine göre 19 Ağustos saat 17.20'de Çınarcık'ta 1,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Marmara'daki hareketlilik 22 Ağustos'ta da devam etti. AFAD kayıtlarına göre 22 Ağustos saat 01.26'da Marmara Denizi'nde, Çınarcık'a yaklaşık 12 kilometre mesafede 1,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Marmara Da Gece Boyu 51 Deprem Oldu Uzmanlar Nasil Degerlendiriyor Yenibakishaber

"Deprem fırtınası" olarak ifade ediliyor

Marmara Bölgesi'nin başta Kuzey Anadolu Fay Zonu olmak üzere çok sayıda aktif ve ikincil fayın bulunduğu hareketli bir tektonik sistem olduğuna dikkat çeken TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yalova İl Temsilcisi Ozan Burak Cangir, son dönemde meydana gelen küçük ve orta büyüklükteki depremlerin ana fay zonunun çevresindeki ikincil fay parçalarında oluşan gerilim değişimleri ve kırılmalarla ilişkili olabileceğini belirtti. Cangir, kısa süre içerisinde çok sayıda küçük depremin meydana gelmesinin kamuoyunda "deprem fırtınası" olarak adlandırıldığını ancak bunun tek başına büyük bir depremin başladığı veya yaklaştığı anlamına gelmediğini ifade etti.

"Öncü deprem demek bugün mümkün değil"

Bir depremin öncü olup olmadığının ancak kendisinden sonra daha büyük bir deprem meydana gelmesi halinde geriye dönük olarak anlaşılabileceğini belirten Cangir, "Bu depremler büyük depremin öncüsüdür" demenin de "kesinlikle büyük bir depremle ilişkili değildir" demenin de bugün için bilimsel açıdan doğru olmadığını söyledi. Cangir, günümüz bilimsel imkanlarıyla bir depremin gününün, saatinin ve büyüklüğünün önceden kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını vurgulayarak, sosyal medyada yer alan "büyük deprem geliyor", "fay harekete geçti" ve "bunlar kesin öncü" şeklindeki açıklamalara karşı vatandaşları uyardı.

"Yalova'nın deprem tehlikesi ortadan kalkmış değil"

Marmara'daki küçük depremlerin Yalova'nın deprem tehlikesini ortadan kaldırmadığını belirten Cangir, kentin 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde ağır sonuçlar yaşadığını hatırlattı. Yalova'nın aktif faylara yakınlığına, özellikle kıyı kesimlerindeki kalın alüvyal zeminlere, bazı bölgelerdeki heyelan ve zemin problemlerine dikkat çeken Cangir, yapı güvenliği kadar zemin şartlarının doğru belirlenmesinin de hayati önem taşıdığını söyledi. Cangir, "Bu nedenle asıl tartışmamız gereken konu, her küçük deprem sonrasında 'Büyük deprem geliyor mu?' sorusuna cevap aramak değil; 'Büyük deprem meydana geldiğinde biz ne kadar hazırız?' sorusu olmalıdır" dedi.

Kaynak: İHA