Prof. Dr. Osman Bektaş, Adalar Fayı üzerinde başlayan derin mikrodeprem aktivitesine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Bektaş'ın aktardığına göre, fay üzerinde başlayan hareketlilik bir gün içerisinde fay düzlemi boyunca genişlerken çevredeki bloklara doğru da yayıldı. Bölgedeki deprem hareketliliğinin gelişimine dikkat çeken Bektaş, özellikle farklı derinliklerde meydana gelen mikrodepremlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
10 kilometreden daha sığ mikrodepremlere dikkat çekti
Bektaş, derin depremlerin yanı sıra 10 kilometreden daha sığ mikrodepremlerin de kaydedilmesinin önemine işaret etti. Bu durumun, fayın alt kesiminde meydana gelebilecek olası sürünmenin (creep) üst bölümde bulunan ve deprem üretme potansiyeli taşıyan kabuğa gerilme aktarabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini belirtti.
"Yalnızca enerji boşalması olarak değerlendirilmemeli"
Prof. Dr. Bektaş, Adalar Fayı'nda gözlenen mikrodeprem hareketliliğinin yalnızca bir enerji boşalması olarak ele alınmaması gerektiğini vurguladı. Bektaş, derin kesimlerdeki olası deformasyonun üst kabuğa aktarılması ihtimali nedeniyle söz konusu aktivitenin izlenmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Adalar Fayı üzerinde başlayan derin mikrodeprem aktivitesinin bir gün içinde fay düzlemi boyunca ve çevresindeki bloklara doğru genişlemesi dikkat çekici. Derin depremlere 10 km’den daha sığ mikrodepremlerin eşlik etmesi, alt kesimdeki olası sürünmenin (creep) üstteki deprem üreten kabuğa gerilme aktarabileceği olasılığını gündeme getiriyor."
Adalar Fayı'ndaki hareketliliğin izlenmesi gerektiğini belirtti
Bektaş, mevcut hareketliliğin daha büyük deprem üretebilecek derin deformasyonun üst kabuğa aktarılması açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Osman Bektaş, "Yani bu aktivite yalnızca 'enerji boşalması' değil, daha büyük deprem üretebilecek derin deformasyonun üst kabuğa aktarımı açısından da izlenmeli" ifadelerini kullandı.






