29 yaşında iki çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan F.Y., yaşadığı maddi imkânsızlıklar nedeniyle oğlu P.Y.’nin ihtiyacı olan eğitimi tam anlamıyla sağlayamadığını söyledi. Bu durumun gelecekte oğlunun ne kadar bağımsız bir birey olabileceği konusundaki endişelerini artırdığına da değindi. Oğlunun gelişimsel farklılıklarını 8 aylıkken fark ettiğini söyleyen F.Y., “Öfke problemleri nedeniyle çocuk psikiyatristine gittik. Tanıyı buradaki doktor koydu, otizmi de o zaman öğrendim” dedi.

“Tanı sürecinde ve daha sonrasında yalnız bırakıldım!”

F.Y., 12 yıllık evliliğinin hiçbir anında ne eşinden ne de kendi anne ve babasından destek görmediğini, oğlunun otizm tanısı alma sürecinde ise herkes tarafından yalnız bırakıldığını açıkladı. 18 yaşındayken nasıl evden kaçıp evlenmeye karar verdiğini anlatan F.Y., “18 yaşında insan bazı şeyleri bilmiyor. Sevgi sandığımız bir duygunun peşinden gittik ve evlendik. Bugün yeniden 18 yaşında olsaydım evlenmek yerine okumayı, gezmeyi, bir meslek edinmeyi ve kariyer sahibi olmayı tercih ederdim” dedi.

İki çocuğu ile birlikte sürdürdüğü yaşama da değinen F.Y., “Hiç bulunmamam gereken bir yerdeyim. İki çocuğum var. Oğlum özel gereksinimli, kızım ise birinci sınıfa gidiyor. Çocuklarımın büyümemesi gereken bir ortamda yaşıyoruz. Bu durum bizim için çok zor” şeklinde konuştu.

2,5 yaşında otizm tanısı aldı ve destek eğitim süreci başladı

Çocuklarının ihtiyaçlarını karşılarken en çok eğitim konusunda zorlandığını ifade eden F.Y., “Oğlum otizmli olduğu için en çok eğitim konusunda zorlanıyorum. Maddi durumum yeterli olmadığı için ihtiyacı olan eğitim desteğini tam olarak karşılayamıyorum. Bu durum beni hem zorluyor hem de çok üzüyor” dedi. Oğlu P.Y.’nin otizm tanısı alma sürecine de değinen F.Y., oğlunun gelişimindeki farklılıkları henüz 8 aylıkken fark ettiğini ve hemen akabinde doktora götürdüğünü ancak doktordan “Erkek çocukları kız çocuklarına göre geç konuşur ve geç yürür” yanıtını aldığını söyledi. P.Y. bu süreçte büyümeye devam etti ve 2,5 yaşına geldiğinde ise öfke nöbetleri geçirmeye başladı. F.Y., daha fazla herhangi bir sorun olmadığına inanmayı bırakıp tekrar doktora gittiğinde ise bu kez anneye oğlu için otizm belirtileri gösterdiğini söylediler ve otizm tanısı konuldu. Daha sonra rapor ve destek eğitim süreci başladı.

“Gelecekte ne kadar bağımsız bir birey olabilir, endişeliyim”

Anne F.Y., oğlunun günlük yaşamında hangi konularda desteğe ihtiyaç duyduğunu şu sözlerle anlattı: “Hemen hemen her konuda desteğe ihtiyacı var. Örneğin hâlâ tek başına bakkala gönderebileceğim bir durumda değil. Şu anda gelişimi iyi bir seviyede gibi görünüyor. Belki ilerleyen yıllarda kendi başına yaşamını sürdürebilecek. Ancak bunu söylemek için henüz erken. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle ona ihtiyacı olan eğitimi tam olarak sağlayamıyoruz. Bu da gelecekte ne kadar bağımsız olabileceği konusunda beni endişelendiriyor.”

Devlet tarafından sağlanan eğitim desteği yeterli değil

Oğlu P.Y.’nin alabildiği özel eğitim ve desteğin kısıtlılığını dile getiren F.Y., “Oğlum, devlet tarafından karşılanan ayda sekiz saat bireysel ve dört saat grup eğitimi alıyor. Yani toplam 12 saatlik bir eğitim desteği var. Aynı zamanda ikinci sınıfta kaynaştırma öğrencisi. Bunun dışında ayda dört saat ergoterapiye başlattım. Bu eğitimin ücretini kendim karşılıyorum. Aylık 6 bin lira ödüyorum. Devletten evde bakım desteği de alıyorum. Ancak bu yardımı aldığımı eşime ve eşimin ailesine söylemedim. Çünkü öğrenirlerse bu parayı elimden alacaklarından korkuyorum” dedi.

Özel eğitim masraflarını gündelik işlere giderek karşılamaya çalışıyor

Özel eğitim masraflarını kendi başına gündelik işlere giderek karşılamaya çalıştığını açıklayan anne F.Y., “Devletten 15 bin lira evde bakım desteği alıyorum. Bunun dışında hafta sonları ev temizliğine giderek para kazanıyorum. Oğlumun eğitim masraflarını bu şekilde karşılamaya çalışıyorum” dedi. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle oğlunun özel öğretmen eşliğindeki eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldığını belirten F.Y., “Geçen yıl İŞKUR'un Toplum Yararına Programı kapsamında okulda çalışıyordum. O dönemde düzenli maaşım vardı. Oğlumun okuma yazma öğrenebilmesi için aylık 15 bin liraya özel bir öğretmen bulmuştum. Ancak işim sona erince bu eğitimi de bırakmak zorunda kaldık. Şu anda düzenli bir işim olmadığı için oğlumu özel öğretmene gönderemiyorum. İmkânım olsa yeniden göndermek isterim” diye konuştu.

Konuşma güçlüğü nedeniyle yaşıtlarından farklı gelişim gösteriyor

Maddi imkânsızlıkların oğlunun eğitimindeki en spesifik etkisini ise şu sözlerle anlattı: “Oğlum P.Y.’yi dil ve konuşma terapisine gönderemiyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Çünkü arkadaşları bazen onun söylediklerini anlayamıyor. Küçük yaşlardan itibaren dil ve konuşma terapisi alabilseydi belki bugün yaşıtları gibi konuşabiliyor olacaktı. Ama maddi durumum buna yetmiyor.”

“Motor becerileri altı yaşındaki bir çocuğun seviyesinde”

Oğlu P.Y.’nin fizyolojik olarak 8 yaşında olduğunu ancak 6 yaşındaki bir çocuk gibi gelişim gösterdiğini vurgulayan F.Y., “Oğlum bana göre altı yaşındaki bir çocuğun gelişim düzeyinde. Doktorlar da motor ve kaba motor becerilerinin yaklaşık altı yaş seviyesinde olduğunu söylüyor. Konuşması da yaşıtlarıyla aynı düzeyde değil. Kendi yaşındaki çocukların yapabildiği bazı şeyleri henüz yapamıyor” diye belirtti. Çocuklarının gelecekleri konusundaki endişelerine her fırsatta değinmeye çalışan F.Y., “Kızımın kendi yolunu çizebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle oğlumun geleceği konusunda daha fazla endişeleniyorum. Ben olmazsam ona kim bakacak, nasıl yaşayacak? En çok bunu düşünüyorum” şeklinde konuşarak serzenişte bulundu.

En büyük isteği otizmli çocuklara daha fazla eğitim imkânı sağlanması

Anne F.Y., yetkililer ile doğrudan konuşma imkânı olsa oğlu için hangi konularda destek talep edeceğini şu sözlerle anlattı: “Bana verilen 15 bin lira yerine keşke oğluma daha fazla eğitim imkânı sağlansa. Spor eğitimi, at binme, tiyatro, okuma yazma kursu, matematik kursu, dil ve konuşma terapisi gibi eğitimlerden yararlanmasını isterdim. Ben bunların masraflarını karşılayabilecek durumda değilim. Ama devletin bu imkânları sağlayabileceğini düşünüyorum. Bize 3 bin, 5 bin veya 15 bin lira vermek yerine çocuklarımıza sürekli eğitim desteği sağlansa çok daha güzel olurdu. Çünkü benim en büyük isteğim oğlumun eğitim alması ve gelişimini sürdürebilmesi.”

Çocuklarına tek başına bakmakla yükümlü olan annelere seslendi

F.Y., sözlerini kendisi gibi birçok sorunla mücadele eden ve çocuklarına tek başına bakmakla yükümlü olan anneler için “Para olmasa da sevginin çok önemli olduğuna inanıyorum. Çocuklarımızı sevmeli ve onların yanında olmalıyız. Biz onların yanında olduğumuz sürece gelişmeye devam edeceklerine inanıyorum. En büyük dileğim bize bir şey olmaması ve çocuklarımıza bakmaya devam edebilmemiz. Gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Belki bir umut ışığı bekleyeceğiz, belki de devlet sesimizi duyacak ve çocuklarımıza farklı imkânlar sunacak. Ama bildiğim tek bir şey var: Biz çocuklarımızın yanında oldukça onlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

“Çocukların eğitim olanakları ailelerin maddi durumuna bağlı olmamalı”

İzmir’de faaliyet gösteren Kedi Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen, otizmli çocukların eğitim olanaklarına erişimindeki sorunlara dikkat çekerek, “Devletin sağladığı özel eğitim desteği haftada iki saat, ayda sekiz saat. Rehberlik ve Araştırma Merkezi tarafından bireysel eğitim de verilirse buna ayda dört saat daha ekleniyor. Ancak bu süreler çocukların gelişimi için yeterli değil” diye konuştu. Çocukların eğitim olanaklarının ailelerin maddi durumuna veya eğitim düzeyine bağlı olmamasını, devletin otizmli bireylere ihtiyaç duyduğu bütün destekleri sağlaması gerektiğine de dikkat çekti.

Kedi Otizm Dernegi Baskani Serap Dikmen Yenibakishaber

(Kedi Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen)

“Evde bakım yardımından yararlanabilmenin sınırlayıcı koşulları oldukça fazla”

Evde bakım yardımından yararlanabilmenin koşullarına da değinen Dikmen, “Evde bakım yardımından yararlanmak için oldukça sınırlayıcı koşullar bulunuyor. Bu yardımı alabilmek için ailenin gelirinin çok düşük olması gerekiyor. Yardım miktarı da yaklaşık 10-12 bin lira seviyesinde. Anne yıllarca çocuğuna baktıktan sonra yaşlandığında veya çalışamayacak duruma geldiğinde sosyal güvencesi olmadan yaşamını sürdürmek zorunda kalabiliyor” dedi.

Eşitsizliklerin ortadan kaldırılabilmesi için otizm eylem planlarının uygulanması gerekiyor

Otizmli bireylerin sorunlarının yalnızca eğitimle sınırlı olmadığını vurgulayan Dikmen, eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için yapılabilecekleri şu sözlerle anlattı: “Öncelikle otizm eylem planlarının uygulanması gerekiyor. İlk Otizm Eylem Planı 2016 yılında Resmî Gazete'de yayımlandı ve üç yıllık bir süreyi kapsıyordu. Ancak plandaki maddeler yerine getirilemedi. 2024 yılında ikinci bir Otizm Eylem Planı yayımlandı. Fakat bu planın uygulanmasında da sorunlar yaşanıyor. Biz öncelikle devletin bu planları hayata geçirmesini bekliyoruz. Otizmli bireylerin sorunları yalnızca eğitimle sınırlı değil. Sağlık, bakım hizmetleri ve istihdam alanlarında da ciddi eksiklikler bulunuyor.”

Kedi Otizm Derneği Türkiye Otizm Meclisi'nin sekreterya görevini yürütüyor

Derneğin Türkiye Otizm Meclisi’ndeki görevlerine dikkat çeken Dikmen, “Türkiye Otizm Meclisi, Otizm Eylem Planı'nın uygulanmasını takip etmek amacıyla oluşturulmuş bir üst kuruluş. Türkiye'nin farklı bölgelerinden yaklaşık 110 dernek bu yapının içerisinde bulunuyor. Biz de Kedi Otizm olarak Türkiye Otizm Meclisi'nin sekreterya görevini yürütüyoruz. Ayrıca otizmli bireylerin haklarıyla ilgili davaları takip ediyoruz” diye konuştu.

“Bizden sonra çocuklarımız ne olacak?”

Otizmli çocukların ailelerinin benzer sorunlar yaşadığına ve ortak kaygılarının bulunduğuna da değinen Dikmen, “Çocuklarımızın durumları birbirinden farklı olsa da yaşadığımız sorunlar büyük ölçüde aynı. Hepimiz çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz. Özellikle bizden sonra çocuklarımızın ne olacağı konusunda kaygı duyuyoruz. Bu kaygıyı yalnızca ekonomik durumu kötü olan aileler yaşamıyor. Maddi durumu çok iyi olan aileler de aynı endişeyi taşıyor. Hepimizin ortak sorusu şu: Bizden sonra çocuklarımız ne olacak?” ifadelerini kullandı.

Kadınların süreç içerisinde yalnızlaştırılması, sorunları derinleştiriyor

Anne F.Y.’nin yaşadığı zorlukların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal boyutuna dikkat çeken Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey, “Bu annenin yaşadığı zorluk yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorun. Çocukların bakım ve eğitim sorumluluğunu tek başına üstlenmek, özellikle özel gereksinimli bir çocuğun ihtiyaçları söz konusu olduğunda, ağır bir yük oluşturuyor. Kadınların bu süreçte yalnızlaştırılması da sorunları derinleştiriyor” dedi.

Once Cocuklar Ve Kadinlar Dernegi Baskani Mujde Tozbey Yenibakishaber

(Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey)

“Hiçbir çocuk ekonomik koşullar nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalmamalı”

Tozbey, maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitimine düzenli devam edemeyen otizmli çocukların eğitim hakkını korumak için izlenmesi gereken yolu şu sözlerle anlattı: “Öncelikle Rehberlik ve Araştırma Merkezine (RAM) ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne başvurarak çocuğunun ihtiyaçlarına uygun eğitim ve destek hizmetlerini talep etmelidir. Özel eğitim ve rehabilitasyon desteği konusunda da bilgi alabilir. Hiçbir çocuk ekonomik koşullar nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalmamalı; aileler bu süreçte yalnız bırakılmamalıdır.”

“Kadınların, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olmalarını hedeflemeliyiz”

Benzer koşullardaki kadınların yalnızca geçici yardımlarla değil, uzun vadede ekonomik bağımsızlık kazanabilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını vurgulayan Tozbey, “Kadınların ekonomik bağımsızlık kazanabilmesi için mesleki eğitim, istihdam olanakları, erişilebilir kreşler ve kalıcı sosyal destek mekanizmaları birlikte yürütülmeli. Özellikle çocuklarının bakımını tek başına üstlenen kadınların çalışma hayatına katılması kolaylaştırılmalı. Yoksullukla mücadele, kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmasını ve yalnızlaştırılmasını önleyen politikalarla desteklenmeli. Kadınların yalnızca hayatta kalmasını değil, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olabilmesini hedeflemeliyiz” diyerek sözlerini noktaladı.

NAZ AYDINLI-ÖZEL HABER

Kaynak: Haber Merkezi