CHP’de mutlak butlan tartışmaları sürerken, olası bir yeniden kurultayın parti içindeki güç dengelerini yeniden şekillendirebileceği değerlendiriliyor. Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, süreçte delegelerin siyasi atmosfer ve güç merkezlerine göre pozisyon değiştirebileceğine dikkat çekerek, kriz yönetiminin CHP’nin kamuoyundaki “istikrar” algısını doğrudan etkileyeceğini söyledi. Parti yönetiminin yalnızca hukuki zeminde değil, siyasi ve toplumsal zeminde de güçlü bir söylem üretmesi gerektiğini belirten Sönmez, iç tartışmaların büyümesinin muhalefetin iktidar hedefini zayıflatabileceği uyarısında bulundu.

Whatsapp Image 2026 05 24 At 12.14.34 (2)

Kurultay kırılma yaratabilir

Tekrar kurultay yapılması halinde Özgür Özel'in kazanma ihtimalini etkileyen faktörleri ele alan Sönmez, Özgür Özel’in kemikleşmiş delegelerinin dahi Kemal Kılıçdaroğlu’nun tarafına geçebileceğini belirterek, “Kurultay siyasal denge meselesi olur. Özel'in kaybetme ya da kazanma ihtimali birkaç faktöre bağlıdır. Belediye başkanlarının ağırlığı, il örgütlerinin tavrı, parti tabanındaki psikolojik hava kurultayın “meşruiyet düzeltmesi mi” yoksa “liderlik yarışı mı” olarak görülmesi.
Şu anda yerel seçim başarısı nedeniyle Özgür Özel'in önemli bir avantajı olduğu söylenebilir. Ancak bu başarı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde de yaşandı. Neticede birçok büyükşehir, Kemal Bey döneminde kazanıldı. Bu sebeple de siyaset çok hızlı psikolojik kırılmalar üretebilir. Bir anda kurultayda Özgür Özel’in kemikleşmiş delegeleri de Kemal Bey’e oy verebilir. Bu tarz gelişmeler siyasetin akışında çok olağandır. Böyle bir durum da olabilir. Burada risk noktası da şudur. İlk kurultayda değişim heyecanıyla verilen destek ile kriz sonrası destek aynı olmayabilir. Delegeler genellikle sadece ideolojik değil, güç merkezlerine göre de pozisyon değiştirir. Gücün yeniden Kemal Bey’de olduğunu gören delegasyonun buna göre de şekil alması mümkündür ve süreç içinde de Özgür Özel grubundan kopmalar yaşanacaktır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

İktidar yürüyüşüne zarar

Mutlak butlan kararının CHP'nin iktidar yürüyüşüne kısa vadede zarar verebileceğini vurgulayan Sönmez, “Bu durumun CHP’ye kısa vadede zarar verme potansiyeli yüksek görünüyor. Çünkü seçim dönemlerinde partiler yalnızca oyla değil, istikrar algısıyla yarışıyorlar. CHP son dönemde özellikle yerel seçimlerden sonra yükselen, örgütlü ve alternatif iktidar görüntüsü oluşturmaya çalışıyordu. Mutlak butlan tartışmaları bu hikayeyi birkaç açıdan zedeleyebilir. Muhalefet ekonomik kriz, geçim sıkıntısı ve iktidarın yıpranmışlığı üzerinden siyaset kurmak isterken gündem parti içi hukuki krizlere döndü. Seçmen dışarıya dönük mücadele yerine içe dönük mücadeleye şahit oldu. Türkiye seçmeni ideolojiden bağımsız biçimde güçlü yönetim refleksi gösteriyor. Parti kendi kurumsal krizini yönetemiyorsa ülkeyi nasıl yönetecek sorusu ortaya çıkabilir. Ancak asıl risk son dönemde CHP'ye yaklaşan merkez sağ, genç ve kararsız seçmen kitlesidir. Bu grup çatışma değil güven arar. Siyasette bazen gerçek güçten çok, güç algısı belirleyicidir. Son yerel seçimlerden sonra CHP yükselen aktör, iktidar ise savunmadaki güç görünümündeydi. Bu tartışmalar savunma pozisyonunu CHP'ye taşıyabilir. Tüm bunlara rağmen kısa süre içerisinde CHP’nin bu süreci aşacağını düşünüyorum” dedi.

Üç aşamalı politik yol

Özgür Özel ve destekçilerinin bundan sonraki süreçte politik açıdan izleyebileceği yola değinen Sönmez, “Burada en büyük hata sadece hukuki savunma yapmak olur. Çünkü hukuki krizler siyasette yalnız hukuki araçlarla çözülmez. Politik olarak üç aşamalı bir yol daha rasyonel görünüyor: Birinci aşama: Parti içi meşruiyeti güçlendirmek Özel'in sürekli “Ben kazandım” söyleminden çok “parti kazandı” söylemine yönelmesi gerekir. Çünkü liderlik tartışmalarında kişisel meşruiyet değil kolektif meşruiyet önemlidir. Özgür Özel partide kendi adına şöyle bir algı oluşturmakta “Ben varsam bu parti var yoksam yok.” Bu çok yanlış bir güç zehirlenmesidir. Partiyi bir üst noktaya taşıyan olgunun kendi kimliği olduğunu düşünüp tek bir nedene bağlamak evet çok yanlıştır ve en çok da bu yanlışa düştüğünü görüyorum. Ekibi de sanıyorum ki kendisini bu şekilde yönlediriyor ve panik ile hareket etmesini sağlıyor. Bu sabah da Sayın Ali Mahir Başarır ve diğer yöneticilerden bazı isimlerin de genel merkez kapısı önünde demeç verdiklerini gördüm ve toplumsal hafızada “bela okumak” bilirisiniz son derece yadırganarak karşılanır ancak Başarır’ın bela ile söylemde bulunması da toplumsal açıdan olumlu karşılanan bir dil değildir.” dedi.

“Eski kadrolarla kopuş yaşanmamalı”

Çünkü siyasal dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda iktidarın kendini üretme biçimi olduğuna vurgu yapan siyaset bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, “Bu dil uzlaşmacı dil, demokrasinin sürdürülebilirliği açısından da temel bir gerekliliktir. Ayrıca Özgür Bey’in gündemi yeniden dışarı taşıması gerekir. CHP’de sürekli kurultay ve delegeler üzerinden konuşuyor algısı hem ona hem de partiye kaybettirir. Siyasette çok eski bir kural vardır. İç meselelerini konuşan parti küçülür, toplumun meselelerini konuşan parti büyür. Son olarak ise eski kadrolarla tam kopuş görüntüsü vermemek gerekir. Eski kadroların tamamen dışlanması yeni kırılmalar yaratabilir. Özgür Özel’in politik açıdan izleyeceği en mantıklı yol "Kurumsal birlik" vurgusudur” diye konuştu.

Kaynak: Ayselin Uzun