Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri endişe verici boyutlara ulaşırken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, geçen temmuz ayı verileri üzerinden tabloyu değerlendirdi. 2026'nın ilk 6 ayında 150 kadın cinayeti ve 151 şüpheli ölüm kaydettiklerini hatırlatan Osmanoğulları, yalnızca temmuz ayında ise 25 kadın cinayetine karşılık 33 şüpheli ölümün yaşandığına dikkat çekti. Cezasızlık politikalarının şüpheli ölümleri artırdığını ve İzmir'in kadın cinayetleri ile kadına yönelik şiddette Türkiye ortalamasının üzerine çıktığını vurgulayan Osmanoğulları; platform olarak adliye koridorlarında sürdürdükleri mücadeleyi ve verilerin arkasındaki acı gerçekleri aktardı.

Tülin Osmanoğulları

Temmuz ayında arttı

“Temmuz ayının ilk haftasında açıkladığımız 2026 yılı ilk 6 ay verilerine göre; 150 kadın cinayeti ve 151 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Yalnızca Temmuz ayı verilerine baktığımızda ise 25 kadın cinayetine karşılık 33 şüpheli kadın ölümü kaydedildi” diyerek sözlerine başlayan ve Temmuz ayında şüpheli kadın ölümlerindeki artışa dikkat çeken Osmanoğulları, “Türkiye'de şüpheli kadın ölümlerinin ciddi oranda arttığını gözlemledik. Bu durum üzerine, kadın cinayeti verilerinin yanı sıra şüpheli kadın ölümlerinin istatistiklerini de tutmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya başladık. Artık şüpheli ölümlerin, kadın cinayetlerinin sayısını aştığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durumun temelinde, cezasızlık politikasının ve hukuki boşlukların tüm failler tarafından öğrenilmiş ve görülmüş olması yatmaktadır. Gülistan Doku olayında da tanık olduğumuz üzere; olayı çözmekle yükümlü kamu görevlilerinin, idari makamlardan adli mercilere kadar adeta organize bir biçimde cinayetleri "intihar" veya "kazayla yüksekten düşme" şeklinde kapatmaya çalıştığını görüyoruz. Bir kadın ölümü hakkında "intihar" veya "düştü" iddiası ortaya atıldığında, fail, kolluk ve yargı mekanizmaları arasında sorumluluk almaktan kaçınan örtük bir iş birliği oluşmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki aydınlatılmayan her şüpheli kadın ölümü, yenilerinin yaşanmasına zemin hazırlamaktadır” dedi.

‘Veriler bir şey anlatıyor’

Düzenli olarak yayımladıkları verilerin önemli bilgiler ifade ettiğine vurgu yapan Osmanoğulları, her verinin bir ders niteliğinde olduğunu belirttiği konuşmasında: “Biz platform olarak kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri verilerini yayınlarken sadece sayı, rakam üzerinden yayınlamıyoruz. Ayrıca verileri analiz ediyoruz. Bu kadınlar nerede, kimler tarafından, neyle, niçin öldürüldü diye analizlerini yapıyoruz. Yani onlar aslında birer rakamdan ibaret değil. Biz bu verileri çözüm üretilsin diye analiz ediyoruz. Şimdi örneğin kadınların yüzde 60'ı evlerinde, yanı başlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Niçin öldürülüyor, bakıyoruz daha çok boşanmak istedikleri için öldürülüyorlar. Neyle öldürülüyor diye bakıyoruz, ateşli silahlar yani bireysel silahlanmanın önüne geçmek gerektiğini görüyoruz. Koruma kararları uygulanmadığı için öldürüldüklerini görüyoruz. Yani aslında onlar sadece birer sayı değil, birer rakam değil, aynı zamanda da çözüm sunulan veriler” açıklamasında bulundu.

İzmir, ön sıralarda yer alıyor

Kadın cinayetleri konusunda İzmir'deki tablonun Türkiye genelinin üstünde olduğunu dile getiren Osmanoğulları, “İzmir’de kadın cinayeti de kadına yönelik şiddet de Türkiye ortalamasının üstünde. 2025’in ilk 7 ayında 2’si şüpheli ölüm olmak üzere 10 kadın cinayeti İzmir’de meydana geldi. O öldürülen kadınların davalarını, şiddet gören kadınların davalarını takip ediyoruz ve oranın oldukça yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Neredeyse haftada 2 ya da 3 gün adliyelerdeyiz. Mahkemelerdeki o haksız kararları ya doğru ya da yanlış bütün her şeyi çıkıp anında kamuoyuna duyuruyoruz. İzmir gerçekten de Türkiye ortalamasının üstünde, kadın cinayetinde de kadına yönelik şiddette de” dedi.

Kaynak: Ayselin Uzun