Sattığı üründen para kazanamayan çiftçi, borcunu kapatmak için bankadan kredi çekmek istediğinde hem prim borcunun olmaması isteniyor hem de 2 sigorta birden yaptırmak zorunda kalıyor. Tarım Kredi Kooperatifi’nden kredi çekmek isteyen çiftçi başvuru sürecinde önce TARSİM sigortası yaptırıyor. Kredi onaylandıktan sonra Ziraat Bankası’ndan bu krediyi çekmeye gittiğinde ise ikinci bir teminat sigortası daha yaptırması isteniyor. Böylece aynı parsel için üretici 2 sigorta yaptırmak zorunda kalıyor. Türkiye’de uygulanan tarım politikalarının, küçük çiftçiyi ayakta tutmak için değil, onu sistemli biçimde üretimin dışına itmek için uygulandığını aktaran Çiftçi Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu, “Bugün gelinen noktada devlet, küçük üreticinin üretim yapmasını istemiyor. Atılan her adım, çıkarılan her düzenleme, verilen ya da verilmeyen her destek bu doğrultudadır. Çiftçi üretmek istese bile üretemez hâle getirildi. Bu yüzden çiftçi borcunu ödeyemiyor. Bankalara, Tarım Kredi Kooperatiflerine, özel finans kuruluşlarına borçlanmak zorunda bırakılan üretici, borcunu çeviremediği anda icra tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Çaresiz kalan çiftçi tarlasını satmak zorunda kalmakta, traktörünü elden çıkarmakta, hayvanını kesime göndermekte” dedi.

Adnan Çobanoğlu (2)

‘Ürününü telafi edemiyor’

Çiftçilerin sadece borç yükü altında değil, aynı zamanda sosyal güvenceden de koparıldığını vurgulayan Çobanoğlu, “Çiftçi bu borcu keyfinden ödemiyor gibi davranıyorlar. Ödeyemediğinde daha çok borcu oluyor, yeni yılın mahsulünü satıp parasını almadan borcunun vadesi geliyor. Çiftçiler ne yapacaklarını şaşırdı, umutsuz ve sinirliler, sigortaları atıyor. Tarım Bakanlığı çıkıp ‘çiftçiye şu kadar destek verdik’ diye açıklamalar yapıyor. Sözde tarım sigortalarının devlet destekli olduğu söyleniyor, ancak gerçekler bunun tam tersidir. Üreticinin TARSİM’e ödediği prim, zarar gördüğünde alacağı tazminatın çok üstünde. Zarar gören çiftçi, sigortadan aldığı parayla ne ürününü telafi edebilmekte ne de üretime devam edebiliyor” ifadelerini kullandı.

‘Geleceğimiz tehdit altında’

Üretim olmazsa sofraya konan ekmeğin daha pahalı hâle geleceğinin altını çizen Adnan Çobanoğlu, “Devlet bir yandan büyük şirketlerin vergi borçlarını affetmekte, kredi faizlerini silmekte, teşvik üstüne teşvik veriyor. Milyarlarca liralık kamu kaynağı şirketlere aktarılırken; küçük çiftçiye gelince ‘borcun var’ denilerek kredi kapıları kapatılıyor. Oysa borcu olsa bile çiftçiye kredi verilmesi gerekir. Borçlarının yeniden yapılandırılması, faizlerinin silinmesi, üretimde kalabilmesi için desteklenmesi gerekir. Aksi hâlde üretici tamamen tasfiye ediliyor. Bu anlayış hem çiftçiyi hem tüketiciyi hem de ülkenin geleceğini tehdit ediyor. Bu nedenle bu politikaların derhal geri çekilmesi gerek. Küçük çiftçiyi yok sayan, üretimi değil ithalatı önceleyen, şirketleri koruyup üreticiyi yalnız bırakan bu anlayış kabul edilemez. Çiftçi üretimden koparılırsa, bunun bedelini yalnızca çiftçi değil, bütün toplum öder” dedi.

Ali Bülent Erdem (1)

‘Böyle devam edemez’

Çiftçilere verilen desteklerin ortadan kaldırılmasının önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, “Borcu olan çiftçilere Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası üzerinden sağlanan düşük faizli kredilerden vazgeçildi. Bunun anlamı küçük çiftçiler ve köylüler kendi topraklarında üretim yapamaz hale getiriliyor. Toprak var ama işlenemiyor. Mazot, gübre, tohum ve diğer girdiler pahalı; uygun krediye erişim yok. Bu koşullarda çiftçiler giderek daha ağır şartlar altında üretim yapmak zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı. Çiftçinin ürettikçe zarar ettiğini ve borçlandığını belirten Erdem, “Hasat sonunda çoğu zaman elde edilen gelir maliyeti ancak karşılıyor, borçlar ise birikmeye devam ediyor. Bu da çiftçileri kalıcı bir borç sarmalının içine itiyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçi üretimden çekilmek zorunda kalıyor. Bu tabloya karşı çıkmaktan başka bir seçenek kalmıyor. Üstelik Bağ-Kur borcu olan çiftçiler, Tarım Kredi Kooperatiflerinden mazotu bile indirimli alamıyor. Bu koşullar altında çiftçiden üretime devam etmesini beklemek gerçekçi değil” dedi.

Kaynak: Filiz Erol