Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,3 büyüme kaydetti.
Ekonomide çeyreklik bazda da büyüme gerçekleşti. TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,1 büyüdü.
Böylece yılın ikinci çeyreğinde ekonomik aktivitede hem yıllık hem de çeyreklik bazda büyüme kaydedilmiş oldu.
Büyüme beklentinin altında kaldı
Açıklanan yıllık büyüme oranı, piyasa beklentisinin altında gerçekleşti. Bloomberg HT anketine katılan kurumların tahmini, Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,7 büyümesi yönündeydi. TÜİK'in açıkladığı yüzde 2,3'lük büyüme, söz konusu beklentinin 0,4 puan altında kaldı.
Çeyreklik büyümede ise gerçekleşme beklentinin sınırlı ölçüde üzerine çıktı. Ankette ikinci çeyrek için yüzde 1 olarak öngörülen çeyreklik büyüme, yüzde 1,1 seviyesinde gerçekleşti.

Bakan Şimşek'ten değerlendirme
İkinci çeyrekte iç ve dış talebin etkisiyle dengeli bir büyüme sergilendiğini söyleyen Bakan Şimşek, şunları söyledi;
"Türkiye ekonomisi, jeopolitik gerilimlerin öne çıktığı 2026 yılının ikinci çeyreğinde zorlu küresel koşullara rağmen çeyreklik yüzde 1,1, yıllık yüzde 2,3 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelir 1,7 trilyon doları aştı.
Teknoloji yoğun sektörlerdeki olumlu görünümün desteğiyle sanayi katma değeri yıllık yüzde 2,4 artarken tarım sektörü yüzde 13,3 ile güçlü büyümesini sürdürdü. Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar yüzde 0,6 büyürken net dış talep büyümeye pozitif katkı verdi. Böylece ikinci çeyrekte iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir büyüme gerçekleşti.
Jeopolitik gelişmelerin ticaret ortaklarımız üzerindeki etkileri ve başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki artışla yıllıklandırılmış cari açık ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olurken cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,3 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı.
Kayıt dışılıkla mücadele, güçlenen vergide adalet ve harcama disiplini sayesinde önemli bir mali alan sağladık. Küresel fiyat şoklarının vatandaşlarımıza etkisini sınırlamak ve dezenflasyonu desteklemek amacıyla eşel mobil uygulamasıyla önemli bir vergi gelirinden vazgeçilmesine rağmen bütçe performansımız olumlu seyrini sürdürüyor.
İkinci çeyrek itibarıyla brüt dış borç stokumuzun milli gelire oranı yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyretti. Türkiye'nin toplam borcunun milli gelire oranı yüzde 91 ile gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229'un ve dünya ortalaması olan yüzde 306'nın oldukça altında bulunuyor.
Ekonomimizin güçlenen makroekonomik temelleri, şoklara karşı direncimizi artırıyor. Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını bekliyoruz. 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı ile fiyat istikrarını sağlamak, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla büyüme potansiyelimizi güçlendirmek ve kalıcı refah artışını temin etmek için yol haritamızı ortaya koyacağız."





