Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazda son bir yılda pek çok köklü şirket konkordato ilan etti. Bu kapsamda açıklamalarda bulunan Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer) İzmir Şube Başkanı Av. Fatih Kurdoğlu ise bu ilanın şirketlerin itibarını zedelediğini ancak firmaların sıcak paraya erişememesi ve kur dengesizlikleri nedeniyle bu sürece girdiğini, ayrıca bunun bir domino etkisi oluştuğunu belirtti. Kurdoğlu, “Konkordato ilan eden bir firmadan alacaklı olan şirket alacağını tahsil edemediği için kendisi de nakit sıkıntısına düşmekte ve konkordato ilan etmek zorunda kalabilmektedir” diye konuştu. Öte yandan Kurdoğlu, en çok konkordato ilan eden sektörlerin arasında inşaat ve tekstil firmalarının geldiğini belirtti.

"BU TÜR GİRİŞİMLER HEMEN TESPİT EDİLİYOR"
Türkiye genelinde konkordato ilan eden firma sayılarında ciddi bir artış söz konusu olduğunu vurgulayan Fatih Kurdoğlu, bu artışın temel nedeninin her ne kadar ekonomik şartlardan olsa da bu durumu kötüye kullanan firma sahiplerinin de olduğunu belirttiği konuşmasında: “Hiçbir firma kolay kolay konkordato ilan etmek istemez. Konkordato, şirketler açısından son çare niteliğindedir. Elbette kötü niyetli birkaç örnek olabilir; ancak mahkemeler bu tür girişimleri oldukça hızlı şekilde tespit etmektedir. Geçici mühlet süresi sonunda, hatta bazı durumlarda daha erken aşamada, konkordato koruması kaldırılmakta ve davalar reddedilmektedir. Bu nedenle kötüye kullanım örnekleri oldukça sınırlıdır. Artışın başlıca sebepleri; faiz oranlarının yüksekliği, döviz kurlarının (dolar ve euro) baskılanması nedeniyle gerçek piyasa değerinde olmaması ve bankaların kredi musluklarını kapatmasıdır. Firmalar sıcak paraya erişememekte, likidite sıkıntısı yaşamaktadır. Ayrıca domino etkisi oluşmaktadır: Konkordato ilan eden bir firmadan alacaklı olan şirket alacağını tahsil edemediği için kendisi de nakit sıkıntısına düşmekte ve konkordato ilan etmek zorunda kalabilmektedir” şeklinde konuştu.
"İŞÇİ ALACAKLARI KONUSUNDA SON DERECE HASSAS"
Konkordato ilan eden şirketlerin çalışanları hukuki açıdan nasıl bir önlem alması gerektiğine de değinen Kurdoğlu, “Konkordato süreci işçi alacaklarını ortadan kaldırmaz. Aksine, işçi ücretleri öncelikli alacaklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle firmalar konkordato sürecinde de çalışanların ücretlerini ödemeye devam etmekle yükümlüdür. Çalışanlara bu süreçte sakin olmalarını ve herhangi bir ödeme aksaması durumunda konkordato komiserleriyle iletişime geçmelerini tavsiye ederiz. Komiserler firma yetkilileriyle temasa geçerek işçi alacaklarının ödenmesini sağlarlar. Zira işçi ücretlerini dahi ödeyemeyen bir firmanın mahkeme nezdindeki itibarı ciddi şekilde zedelenir ve konkordato şartlarını yerine getiremeyeceği kanaati oluşur. Bu durum firmanın iflasına kadar gidebilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle firmaların özellikle işçi alacakları konusunda son derece hassas davranmaları gerekir” dedi.
İKİ SEKTÖR ÖNE ÇIKIYOR
Son yıllarda en fazla konkordato başvurusunda bulunan sektörlere dikkat çeken Kurdoğlu, konkordato ilanı vermenin şartlarına ilişkin, “2025 yılında 6 binin üzerinde şirket konkordato başvurusunda bulunarak geçici mühlet kararı almıştır. Açıklanan bu rakam Türkiye tarihinde görülmemiş derecede yüksek bir seviyededir. 2025 yılındaki bu artışın 2026 yılına da yansıyacağı kanaatindeyiz. En çok konkordato başvurusu yapılan sektörlerin başında inşaat ve tekstil gelmektedir. 2026 yılında da birçok firma konkordato başvurusunda bulunmuş adeta çığ gibi büyümektedir. Konkordato başvurusu yapabilmek ve geçici mühlet kararı alabilmek için şirketlerin öncelikle bir konkordato ön projesi hazırlaması gerekir. Bu projede; şirketin nasıl ayakta kalacağı, iflastan nasıl kurtulacağı ve likidite sorununu nasıl aşacağı somut şekilde ortaya konulmalıdır. Ayrıca bu projenin, makul güvence raporu ile desteklenmesi zorunludur. Bu rapor, Kamu Gözetim Kurumu tarafından yetkilendirilmiş ve listesi yayımlanmış bağımsız denetim firmaları tarafından hazırlanmalıdır. Mahkemeye sunulması gereken temel belgeler şunlardır; konkordato ön projesi, makul güvence raporu, borçlunun malvarlığını ve mali durumunu gösterir belgeler, alacak ve alacaklı listesi, mahkemenin istediği diğer belgeler, gider avansının yatırıldığına dair belge. Bu unsurların tamamlanması halinde mahkeme tarafından geçici mühlet kararı verilir” ifadelerini kullandı.
İFLASTAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Olumsuz etkisi; piyasadaki güven ortamının zedelenmesi ve ticari ilişkilerde temkinli davranışın artmasıdır. Ancak konkordato, iflastan önceki son çıkış yoludur. Köklü ve üretim yapan firmaların tamamen tasfiye edilmesini engelleyerek hem işçilerin hem de tedarikçilerin korunmasını sağlar. Bir koruma kalkanı işlevi görür. Zira bir firma iflas ederse, alacaklıların ve işçilerin alacaklarını tahsil etme ihtimali oldukça düşer. Oysa konkordato süreci başarıyla sonuçlanırsa firma faaliyetini sürdürür, borçlarını yapılandırarak ödeme imkânı bulur ve piyasadaki ekonomik zincirin kopması engellenir. Ayrıca konkordato ilan eden firmalardan alacaklı olan şirketler, alacaklarını uzun süre tahsil edemeyebilir. Özellikle yüksek tutarlı alacakları bulunan firmalar ciddi finansman sıkıntısıyla karşı karşıya kalabilir ve iflas riskiyle yüzleşebilirler. Bu firmalar ilk etapta giderlerini azaltmak amacıyla personel azaltımına gidebilir. Dolayısıyla konkordato sayısındaki artış, zaman içerisinde dolaylı olarak işsizlik oranlarının yükselmesine neden olabilir” dedi.





