Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Zafer Partisi İzmir İl Başkanlığı’nın yeni binasının açılışını gerçekleştirdi. Açılışın ardından basın toplantısı gerçekleştiren Özdağ hem ülke hem de İzmir gündemine dair dikkatleri çeken açıklamalarda bulundu. Açıklamalarına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Özdağ, “Cumhuriyet tarihi boyunca çocukluk yaşayan herkes bu bayramın doğal sahibidir. Ancak bu 23 Nisan’da önce Siverek’te sonra Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiseler sonrasında 23 Nisan’ı kutluyoruz. Bu olayın tekrarlanmaması en büyük dileğimiz. Ancak şunu da ifade edelim; bugün MEB’e anneleri ve babaları tarafından emanet edilen gençlerin karşı karşıya olduğu eğitim sistemi içindeki en büyük sorunların başında MEB’in her türlü pedagojik ve bilimsel ilkeyi ihlal ederek tarikat ve cemaatleri eğitim sistemi içine sokmasıdır. Her gün bir başka dernekle imzalanan anlaşmanın okullara yollandığını öğretmenlerin şikayetlerinden takip ediyoruz. Bu yaklaşım, bu uygulamalar gençlerimizi gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin gençleriyle rekabet edebilecek yeteneklerle donanmalarından alıkoyuyor. 21’inci yüzyılın fırsat ve meydan okumalarını yönetebilecek bir donanıma sahip olmadan mezun oluyorlar. Sınav sonuçlarının Türkiye açısından ortaya koyduğu durum bu. Türk üniversitelerinin 100, 200 üniversite arasında yer almadığını ancak 500’üncü sıralarda birkaç üniversite olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Asgari ücretle 3 çocuk nasıl bakılır’
Bugün çocuklara armağan edilmiş bir bayramın ama en az çocuğun olduğu yıllardan geçtiğimizi söyleyen Özdağ, “Erdoğan ‘3 çocuk’ dedi, doğrudur. Doğum oranı 2.1 olmazsa millet azalır. Bugün doğum oranları 1.4’e düştü ve Türk milleti azalmaktadır. Sayın Erdoğan 3 çocuk diyor ama hiç düşünüyor mu asgari ücretle çalışan bir baba 3 çocuğu nasıl bakacak? Toplum fakirleşiyor. Gayri Safi Milli hasılanın büyük bölümü sürekli zenginleşen yüzde 10’luk bir kesim kontrol ederken toplumun geriye kalan kısmının büyük fakirleşme içinde olduğunu görüyoruz. Her gün okula giden üç çocuktan birisi aç. Okulların eğitim kalitesi düştüğü gibi önlerinde de torbacılar tarafından karşılaşılan çocuklarımızı görüyoruz. Uyuşturucu okul önlerinde dolaşıyor. Hani eski bir bakan torbacıların bacaklarını kıracağını söylemişti ya oysa bacakları kırılması gereken önce baronlar. Daha birkaç gün önce bir öğretmen hanım bana mesaj atmış: Kendi okulu önünde gördüğü 13 ila 14 yaşındaki bir çocuğa burada ne aradığını sorduğunda ‘Korkma Hoca seni öldürmeyeceğiz’ diyor. Kadın panik ve telaşla bunu bana yazmış. Evet, uyuşturucu bağımlısı sayısı 3 milyonu geçmiş durumda. Sanal kumar bağımlıları milyonların üzerinde. Bursa’da bir iş insanı grubuyla konuşurken 200 işçinin 100 tanesi sanal kumar bağımlısı” sözlerine yer verdi.
‘Veliler ihbar etmiş’
Siverek ve Kahramanmaraş’taki olayların benzerlerini ABD’de görüp şaşırdıklarını ancak artık Türkiye’de de görüldüğünü aktaran Genel Başkan Özdağ, “23 Nisan’da törenleri yapmayalım tartışmaları gerçekleşti. Mesele çocuklara hediye edilen bayramı ertelemek, şenlikleri durdurmak olarak değerlendirmemeli; mesele bu olayların gerçekleşmemesi için önlemler alarak çocukların bu bayramı hakkıyla kutlayabilecek ortamları sağlamak olmalı. Basının bu olayın üzerinde çok durmaması gerektiğini söylemiştim çünkü bu tür haberlerin uzmanlar başka olayları da tetikleyebileceğini söylüyorlar. Ankara’da ortaokul öğrencisi 3 gündür dedesinin silahını torbaya koyup okula geliyormuş. Okul yönetimi yakalamamış, veliler ihbar etmiş. Demek ki veliler okulun içindekileri okul yönetiminden ve MEB’den daha iyi biliyorlar. Yeni bir sistem şart. Biz de görüşlerimizi paylaşmaya hazırız. Bu meseleyi ortak aklı kullanarak hızla çözecek önlemleri Türkiye almak zorundadır” dedi.
‘AK Parti’den umutlarını kesmişler’
Gittikleri her şehirde o şehrin önemli unsurlarını ziyaret edip görüşlerini aldıklarını söyleyen Özdağ, İzmir’de de bu kapsamda temaslarda bulunacaklarını belirtti. Özdağ, “Bütün bu ziyaretler sırasında bir şeyi net görüyoruz: Hepsi AK Parti’den umutlarını kesmişler. Bunun için de AK Partili olarak bilinen iş insanları da var. AK Parti’nin ekonomiyi düzelteceğinden AK Parti de umudu kesmiş. Ekonomiyi ya rasyonel ya irrasyonel çökertiyorlar ama ekonomiyi çökertiyorlar. Yaptığımız bu ziyaretlerde partimizin adalet, eğitim ve ekonomi programlarını muhataplarımızla paylaşıyoruz. Hukukun olmadığı yerde ekonomi ayağa kalkmaz. Eğitim sistemini yeniden kurmazsak 21’inci yüzyılın meydan okumalarına karşı çıkamayız. Ekonomi, adalet ve eğitimle sistemi yeniden kuran bir programla halkın karşısına çıkıyoruz ve bunları anlatıyoruz” diye konuştu.
‘Özelleştirmeleri durduracağız’
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında yaşanan Meslek Fabrikası geriliminin sorulması üzerine cevap veren Ümit Özdağ, “AK Parti büyük buhranı aşmak için bir politika koyamadığı için halka, esnafa, kamyoncuya ceza verip vergi yüklerini azaltıyor. Vergi yüklerini azaltırken büyük bir özelleştirme adı altında ülkenin elinde kalan son zenginlikleri satma çabasına giriyor. En son otoyol ve köprüleri satmak için Portekiz şirketleriyle görüşme yaptılar. Birkaç 10 yıl içinde 65 ila 75 milyar dolar kazanacağımız varlıkları 6 ila 7 milyara satmaya gidiyorlar. Altın yumurtlayan tavuklar kesiliyor; yeter ki seçimi kazanalım. Peki ya sonra? Hiç umurunda değil. Ne istihdamı artırma ne de sanayiyi geliştirmeye dair bir projeleri var. Ne petrokimya ürünlerini yapacak bir proje var, hiçbir şey yok. Olan tek şey varsa yoksa inşaat, arazi ve özelleştirme. Bundan ibaret. Bu, Türkiye’yi aşağıya çekiyor. Buna artık Türk halkının ‘Hayır’ diyecektir. Biz bütün özelleştirmeleri yeni baştan gözden geçireceğiz ve ülkenin menfaatine olmayan bütün özelleştirmeleri durduracağız. Ancak Türk halkı menfaatinde olan bir süreç varsa onu durdurmayacağız. Evet devlette devamlılık esastır, AK Parti ile başlamamıştır. Hukuk devleti zeminine oturulduğunda tüm bu kararlar tekrar gözden getirilecektir” diye konuştu.
Son olarak ‘erken seçim’ hakkında da Özdağ, şu mesajı verdi: “Ara seçim anayasal sorumluluktur ancak bunu tanımayıp düşman hukuku uygulayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Muhakkak seçim olacağını ve bu seçimde Türk halkının iktidarı emekliye sevk edeceğini görüyoruz.”





