İzmir Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Emin Bağcı, perakende yasasındaki yetersizlikler ve zincir marketlerin kontrolsüz büyümesi nedeniyle küçük esnafın tükenme noktasına geldiğini belirtti. Anayasal koruma hakkına rağmen yalnız bırakıldıklarını belirten Bağcı, esnafın rafını doldurabilmek için kredi kartı borç sarmalına düştüğünü dile getirdi. Sermaye yetersizliği nedeniyle esnafın çaresiz kaldığını belirten Bağcı, finansal baskının boyutlarını şu sözlerle özetledi: “Nakit akışı sağlayamayan esnaf, rafına mal koyabilmek için kredi kartlarına sarılıyor. Ancak dolan limitler, yüksek faiz yükü ve gelen vadelerle borçlar katlanarak büyüyor. Dev zincirler uygun şartlarda mal tedarik ederken, küçük esnaf borç sarmalı altında eziliyor. Artık veresiye defterinde esnafın da ismi var. Çünkü bakkal, veresiye defterinde yazan borçları toplayamıyor. Vatandaşta para yok ki gelip borcunu kapatsın. Öyle olunca bakkal da para kazanamıyor ama işini de sürdürmek adına veresiye yazdırıp ürün alıyor ve onlarla raflarını dolduruyor” şeklinde konuştu.

Emin Bağcı-2

‘Tahsil edemiyoruz’

Geleneksel esnaflığın ciddi öz sermaye ve tecrübe gerektirdiğini hatırlatan Bağcı, artan maliyetler ve esnafın kendi kredi kartı borçları nedeniyle, geçmişte dayanışmanın simgesi olan veresiye defterlerinin de artık sürdürülemez hale geldiğini sözlerine ekledi. Bağcı, “Çünkü borçların tahsili çok zor oluyor. Borç tahsil edilemeyince ürün alınamıyor. Ticaret yapmakta zorlanan esnaf da ya dükkanını kapatıyor ya az ürünle işine devam etmeye çalışıyor. Ama bu böyle gitmez. Artık bakkallar veresiye defterini kaldırma, kullanmama gayreti içinde. Sonuçta bakkal esnafın da ticaret yapıp yaşamına, işine devam etmesi gerek” ifadelerini kullandı. Yıllardır beklenen Perakende Yasası’nın esnafı korumaktan uzak olduğunu ifade eden Bağcı, görüşleri alınsa dahi nihai kararların piyasadaki dev aktörlerin lehine çıktığını belirtti.

‘Çadır yanına bile’

Zincir marketlere yönelik eleştirilerini de sıralayan Başkan Emin Bağcı, “Köy statüsü kazanmamış mahallelere, orman yollarına ve hatta imarı olmayıp sadece birkaç çadırın bulunduğu yazlık alanlara kadar girdiler. Bir marka dükkan açtığında, diğerleri de pazar payını kaybetmemek için hemen yanı başına konuşlanıyor. Böylece yalnızca şehir merkezlerinde değil, nüfusun sınırlı olduğu ve geçmişte ticari açıdan cazip görülmeyen en ücra noktalarda bile aynı markaların izlerini görmek mümkün hale geliyor. Bu yayılma, markaların tüketiciye ulaşma stratejisinin ne kadar değiştiğini de ortaya koyuyor. Eskiden yalnızca yoğun nüfuslu bölgelerde mağaza açmak tercih edilirken, bugün müşteri potansiyeli küçük de olsa her bölge değerlendiriliyor” dedi.

‘Alanımızı daralttılar’

Bir yerde yaşanan en küçük hareketliliğin zincir marketler tarafından o bölgeye yatırı yapmak için fırsat gözüyle bakıldığını aktaran Bağcı, “Rakip markalar da kısa sürede o bölgeye yatırım yapıyor. Birkaç ev, birkaç çadır var diye hemen mağazayı açıyorlar. O zaman bakkallar ne yapacak; aç mı kalsınlar, dükkanı mı kapatsınlar? Ne yazık ki bu zincir markalar açısından her yeni nokta, yalnızca bugünün müşterisini değil, bölgenin gelecekteki ticari potansiyelini de temsil ediyor. Bu nedenle pazar genişledikçe, daha önce ticari haritanın dışında kalan bölgeler de markaların radarına giriyor” diye konuştu. Zincir marketlerin gıda dışındaki sektörleri de yuttuğunu ifade eden Bağcı kırtasiye, manav, elektronik ve hatta tekne satışıyla esnafın alanının daraltıldığını söyledi.

‘Tekne bile satıyorlar’

Dev mağazaların sadece 2-3 personel çalıştırarak maliyet kırdığını ve haksız rekabet yarattığını sözlerine ekleyen Bakkallar Odası Başkanı Emin Bağcı sözlerini tamamladı: “Satmadıkları şey kalmadı. Sadece gıda ile de sınırlı kalmadılar. Kırtasiye, manav, elektronik derken artık tekne bile satıyorlar. Sadece bir esnaf kolunu değil, tüm alanları etkiliyorlar. Bugün bir kırtasiyecinin, manavın, elektronikçinin, yarın başka bir sektördeki esnafın karşısına çıkabiliyorlar. Bu kadar geniş bir ürün yelpazesiyle faaliyet gösterdiklerinde küçük esnafın rekabet etmesi çok zorlaşıyor. Dev mağazalarda 2-3 personelle çok büyük bir iş hacmi gerçekleştiriliyor, bu da maliyetleri düşürüyor. Mahalle esnafı ise kira, personel ve diğer giderlerini karşılamaya çalışırken aynı fiyatlarla rekabet etmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla burada sadece bir marketin açılmasından bahsetmiyoruz; zincir marketlerin girdikleri her yeni alan, o alanda yıllardır faaliyet gösteren esnafın ekmeğini ve pazarını daraltıyor. Esnafın korunması ve haksız rekabetin önüne geçilmesi gerekiyor.”

Kaynak: Ayselin Uzun