2026’nın ilk sabahında takvim değişti ama yurttaşın cebindeki yük hafiflemedi. Daha günün ilk saatlerinde İzmir’de gevrek 20 liraya çıktı, market poşeti 1 lira oldu. Muayene katılım payı ücretlerine yüzde 30 oranında zam yapıldı. Vergi, harç ve cezalardaki artışlar da yürürlüğe girerken, yeni yıl; umutla değil, etiket değişimleriyle başladı. Asgari ücrete yapılan artış henüz maaşlara yansımadan, zamlar günlük yaşamın en temel kalemlerinde kendini hissettirdi. Asgari ücret zammı, vergi ve harçlardaki artışlar ile kiralardaki yükseliş maliyetleri daha da büyütürken, bu durumun ocak ayı boyunca günlük hayata yansıyacağı, resmi etkisinin ise şubat ayında açıklanacak verilerle netleşeceği belirtiliyor.

‘Daha zor olacak’
Yeni yılda yalnızca fiyatların değil, vergi ve harç kalemlerinin de ciddi biçimde değiştiğini vurgulayan Ekonomist Uğur Civelek, “Vergilerdeki artışlar, pasaport ve farklı harç türlerinde yapılan otomatik zamlar, ekonomik yükü her geçen gün daha ağır hale getiriyor. Bunu “normal bir süreç” gibi göstermeye yönelik açıklamalar yapılsa da, artışların enflasyon beklentilerinin üzerine çıkması dikkat çekiyor. Bu gidişat, önümüzdeki yılın ekonomik açıdan daha zorlu geçeceğine güçlü bir işaret veriyor. Birçok alanda uzun süredir değişmeden kalan oranların artık otomatik olarak yükselmesi, maliyet zincirinin tamamını etkiliyor. Asgari ücrete yapılan yüzde 27,5’lik artış da bu sürece eklendiğinde, üretimden günlük tüketime kadar her şeyin yeniden fiyatlandığı bir dönem başlıyor. Enflasyonla mücadele bu nedenle daha güç hale geliyor ve bu durum doğrudan vatandaşın alım gücünü zayıflatıyor” sözlerine yer verdi.
‘Daha fazla sürmez’
Türkiye’de yoksulluğun giderek hızlandığı yönündeki değerlendirmelerin güç kazandığını belirten Civelek, “Siyasetin önceliklerinin ekonominin önüne geçmesi, küresel koşullardaki belirsizlikler, ağır ekonomik şokların sıklaşması ve sorunların kalıcı hale gelmesi bu süreci derinleştiriyor. Ekonominin yönetilmesinin giderek zorlaştığı, orta gelir grubunun eridiği, dengelerin bozulduğu bir dönem yaşanıyor. Kredi mekanizmaları üzerinden yapay bir refah görüntüsü oluşturulduğu, orta sınıf varmış gibi davranıldığı, fakat gerçekte bunun gerçekçi bir durum olmadığı sık sık dile getiriliyor. Geleneksel ekonomi politikalarından uzaklaşılması nedeniyle, krediler normale döndüğünde yoksullaşmanın dünyanın birçok yerinde daha sert şekilde ortaya çıktığı örnek gösteriliyor. Bu düzen bu şekilde daha fazla devam edemez. Bu gerçeğin henüz açık biçimde konuşulmadığı, muhtemelen sistem daha ağır sarsıldığında gündeme geleceği düşüncesi öne çıkıyor. Ekonomiye dair kaygılar büyürken, geleceğe yönelik endişeler de giderek artıyor. Kıyamete doğru bir koşu var” diye aktardı.

‘Şubat’ta yansır’
Yeni yıla zamlarla uyandığımızı aktaran Ekonomist Prof. Dr. İbrahim Atilla Acar ise, “Asgari ücret artışı, vergi yükleri, kiralardaki yükseliş ve üretim maliyetlerindeki artış derken, yeni dönemde fiyatların genel seviyesi üzerinde güçlü bir baskı oluşacağı şimdiden netleşmiş durumda. Yılbaşlarının yarattığı psikolojik etki de bu süreci hızlandırıyor. Üreticilerden hizmet sektörüne kadar fiyatlandırma gücü olan hemen herkes etiketlerini yeniden gözden geçiriyor ve ‘fiyat güncellemesi’ artık neredeyse olağan bir uygulama haline geldi. Bu tablo özellikle ocak ayında daha belirgin hissedilecek. Ancak bu artışların resmi yansımasını şubat ayında açıklanacak ocak ayı enflasyon verileriyle görebileceğiz. Yani zamlar hayatımıza ocakta girecek, fakat bunun istatistiklere yansıması şubatın ilk haftasında ortaya çıkacak” dedi.
Rahatlama olmayacak
Şimdiden simitten ulaşıma, poşetten temel tüketim ürünlerine kadar pek çok kalemde fiyat artışlarının başladığını aktaran Acar, “15 liralık simidin 20 liraya çıkması, market poşet ücretlerinin yükselmesi ve gündelik ihtiyaçların pahalanması, yeni dönemin ilk somut işaretleri olarak değerlendiriliyor. Asgari ücret artışı başlangıçta bir rahatlama gibi görünse de, hızlı fiyat yükselişlerinin alım gücünü kısa sürede yeniden zayıflatacağı ifade ediliyor. Şu anda yaşanan, büyük ölçüde algı ve beklenti kaynaklı bir fiyat dalgası. Ancak asıl enflasyonist baskının yeni yılın ilk ayı ile birlikte daha güçlü hissedileceği, vatandaşın günlük yaşamında bunun etkilerini daha açık şekilde görülecek” ifadelerini kullandı.




