Artan yaşam maliyetleri karşısında hızla eriyen emekli maaşları, yıllarca kamu hizmetinde çalışmış birçok kişiyi yeniden çalışmaya zorluyor. Emekli öğretmenler, emekli memurlar ve farklı meslek gruplarından binlerce kişi geçinebilmek için ev temizliğine gitmek, gündelik işlerde çalışmak ya da ek gelir aramak zorunda kalıyor. Öte yandan son yıllarda gündelik temizlik ücretlerinin de ciddi şekilde artması, emeklilerin bu alana yönelmesinde etkili oluyor. Bir zamanlar devlet kadrolarında görev yapan emeklilerin bile bugün temizlik işlerinde çalışmak zorunda kalması, hem emekli aylıklarının yetersizliğini hem de derinleşen geçim krizini gözler önüne seriyor.

Sertifika bile alıyorlar
Ekonomik koşullar ağırlaştıkça farklı kesimlerden insanların da geçim sıkıntısı nedeniyle bu alanlara yönelmek zorunda kaldığını belirten Emekliler ve Emekçiler Derneği Başkanı Dilek Ete, sadece işçi emeklisi değil birçok devlet memurunun da emekli olduktan sonra geçinemediği için çalışmaya devam etmek zorunda kaldığına dikkat çekti. Maaşı enflasyon karşısında eriyen emekliler için bu durumun daha da ağırlaştığına dikkat çeken Ete, “Oysa geçmişte devlet memurları emekli olduklarında ikramiyeleriyle ev alabiliyordu. Ama bugün emekli olan karı koca bile yeniden çalışmak zorunda kalıyor. Kimisi ev temizliğine gidiyor, kimi çocuk bakımı veya hasta bakımı yapıyor. Hatta bu işler için kurslara gidip sertifika alarak bakım hizmetlerinde çalışmaya başlayanlar var. İnsanlar emekli olmalarına rağmen dinlenmek yerine yeniden çalışmak zorunda kalıyor. Üstelik bu çalışmalar çoğu zaman oldukça yorucu ve güvencesiz alanlarda gerçekleşiyor” sözlerine yer verdi.
‘Bakıcılık da yapıyorlar’
Sadece evlerde değil, hastanelerde de benzer bir durum yaşandığını aktaran Ete, “Pek çok emekli ya da geçim sıkıntısı yaşayan kişi hastanelerde refakatçi ya da hasta bakıcı olarak çalışıyor. Devlet hastanelerinde refakatçilerin rahatça kalabileceği alanlar çoğu zaman bulunmuyor. Bunun için temizlik şirketlerine ya da evde bakım hizmeti veren firmalara gidip isimlerini ve telefon numaralarını bırakıyor. Bir hasta çıktığında çağrılıyorlar ve gün boyu bakım hizmeti veriyorlar. Aslında bütün bunlar emekliler açısından oldukça düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor. Bir dönem Türkiye’de bu tür işlerde daha çok yurtdışından gelen göçmen işçiler çalışırdı. Bulgaristan’dan ya da başka ülkelerden gelen insanların bu işleri yapması sıkça konuşulurdu ve birçok kişi bunu garip karşılardı. Bugün ise aynı işleri Türkiye’deki emekliler yapmak zorunda kalıyor. Bugün temizlik, çocuk bakımı ve hasta bakımı gibi işler sadece belirli bir meslek grubunun yaptığı işler olmaktan çıkmış durumda. Geçim sıkıntısı yaşayan öğrenciler, emekliler ve farklı mesleklerden insanlar da bu alanlara yönelmek zorunda kalıyor” diye konuştu. Ete, ailesinden gelen paranın öğrencinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyince, genç bir erkek öğrencinin bile evlere temizliğe gitmek zorunda kaldığına dikkat çekti.

'Şiddete, tacize açık’
Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (Evid-Sen) Başkanı Gülhan Benli, “Öğretmen ya da başka bir meslekten emekli olmuş bir kişi, aldığı emekli maaşı yaşamını sürdürmeye yetmediği için temizlik işlerine gitmek zorunda kalabiliyor. Bu da aslında yaşanan ekonomik sıkıntının ne kadar derin olduğunu gösteren bir tabloyu ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Ev işlerinde çalışan birinin bu işten emekli olabilmesinin neredeyse hiç mümkün olmadığına dikkat çeken Benli, “Ayrıca ev işçileri çalışırken tacize ve şiddete açık bir ortamda da bulunuyor. Çalışma alanları çoğu zaman özel alan olduğu için denetim mekanizmaları son derece sınırlı kalıyor. Bu durum da ev işçilerinin kendilerini güvende hissetmesini zorlaştırıyor. Can güvenliği, iş güvenliği yok, çalışma koşullarını belirleyen net bir standart yok. Gün boyu süren ağır ve yoğun bir çalışma temposu var. Bu yoğun tempo yıllar içinde ciddi meslek hastalıklarına yol açıyor. Ancak bu hastalıkların büyük bir bölümü ne tanınıyor ne de görünür hale getiriliyor. Ev işçilerinin yaşadığı güvencesizlik, çalışma koşullarının belirsizliği ve herhangi bir standarda bağlanmamış olmasıdır. Ev işçileri enflasyonun nedeni değildir. Ekonomik krizi yaratan kesim de değildir. Buna rağmen zaman zaman sanki ekonomik sorunların sorumlusuymuş gibi hedef gösterilen kesim yine ev işçileri oluyor. Oysa ekonomide yaşanan sorunların kaynağı ortadayken, bunun bedelini en savunmasız kesimlerden birine yüklemek son derece haksız bir yaklaşımdır” şeklinde konuştu.
‘6 bin liraya kadar çıkıyor’
Temizlik ücretlerinde evin oda sayısı kadar, hijyenin en zor sağlandığı alanlar olan mutfak ve banyo sayısı da belirleyici rol oynuyor. Stüdyo ve 1+1 daireler için ortalama 4 saatlik bir hizmet 2 bin liradan kapı açarken, 3+1 gibi geniş dairelerde bu rakam 6 bin liraya kadar çıkabiliyor. İnşaat sonrası temizlik, villa veya ofis gibi özel alanlarda ise fiyatlar katlanarak artıyor. Geçmişte temizlik paketinin bir parçası olarak görülen hizmetler artık ayrı ücretlendiriliyor. Birçok temizlik çalışanı ütü, yemek yapma veya çocuk bakımı gibi işleri tamamen reddederken; bu hizmetleri kabul edenler ana ücrete ek olarak 1000 liraya kadar ilave bedel talep ediyor. Fiyat belirleme yetkisinin tamamen çalışanın inisiyatifinde olması, piyasada büyük değişkenlikler yaratıyor.





