Milli İstihbarat Teşkilatı’nın internet sitesinde yer alan “Özel Koleksiyon” bölümünde yayımlanan 1942 tarihli arşiv belgesi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında İzmir’de yürütülen propaganda faaliyetlerine ilişkin dikkat çekici ayrıntıları ortaya çıkardı.

MİT’in “Belgeler” kısmında yayımlanan 7 Mayıs 1942 tarihli yazışmada, İzmir Merkez Amirliği tarafından Milli Emniyet Hizmeti Başkanlığı’na gönderilen resmi rapora yer verildi. Belgede, Almanya’nın İzmir Konsolosluğu’nda görev yapan Türk tercümanın yürüttüğü propaganda ve istihbarat faaliyetlerinin yakından takip edildiği belirtildi.

Hitler Ocg

“Almanya’nın İzmir Konsolosluğu’nda çalışan Türk tercümanın yürüttüğü propaganda faaliyetlerine ilişkin olarak İzmir Merkez Amirliği’nden MAH Başkanlığı’na 7 Mayıs 1942’de gönderilen yazı” başlığıyla paylaşılan iki sayfalık belgede, söz konusu tercümanın faaliyetlerinin her geçen gün arttığı ifade edildi.

Belgede, Alman Konsolosluğu’nda görev yapan şahsın özellikle dini konuları propaganda aracı olarak kullandığı aktarıldı. Yazışmada, tercümanın “Müslümanlık ile Almanlık arasında bir bağ bulunduğunu” ileri sürdüğü ve “Hitlerizmi benimsemenin İslam ruh ve dinine uygun olduğunu” çevresine anlatmaya çalıştığı kaydedildi.

Der Untergang 112 V Facebook1200 3667A9

Arşiv belgesinde, tercümanın Adolf Hitler ile Hazreti Muhammed arasında benzerlik kurmaya çalıştığı da belirtildi. Belgede şu ifadeler yer aldı:

“Hitler ve Hazreti Muhammed üzerinde durarak her ikisinin de yaptıklarının zemin ve zaman farklarına rağmen birbirinin aynı olduğunu söylemekte ve bu söylediklerini Müslümanlığa ait kitaplar üzerinde yaptığı derin tetkiklere istinad ettirdiğini ilâveyi ihmal etmemektedir.”

Yayımlanan belgede, söz konusu tercümanın yalnızca propaganda değil aynı zamanda istihbarat faaliyetleri bakımından da dikkatle takip edildiği ifade edildi. Belgede şahıs için “propaganda ve istihbarat sahasında her gün biraz daha artan bir faaliyet gösterdiği” değerlendirmesi yapıldı.

Raporda, Alman Konsolosluğu’nda resmi görevli olarak çalışmasına rağmen gününün büyük bölümünü kahve, gazino ve benzeri kamusal alanlarda geçirdiği belirtildi. Şahsın İzmirli olması nedeniyle çevrede dikkat çekmeden farklı kesimlerle rahat şekilde ilişki kurabildiği aktarıldı.

Arşiv belgesinde ayrıca, söz konusu kişinin bölgede faaliyet gösteren Alman istihbaratının “en tehlikeli ve faal elemanlarından biri” olarak değerlendirildiği bilgisine de yer verildi.

Belgede, faaliyetlerinin önüne geçilmesi amacıyla şahsın ihtiyat topçu teğmeni olması nedeniyle yeniden silah altına alınarak tecrit edilmesinin düşünüldüğü belirtildi. Ancak yapılan incelemelerde, “310 doğumlu olması nedeniyle askerlikle ilişiğinin kalmadığının” tespit edildiği ifade edildi.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yayımladığı belge, İkinci Dünya Savaşı döneminde Türkiye’de yürütülen propaganda faaliyetlerine ilişkin dikkat çeken tarihi kayıtlar arasında yer aldı.

Kaynak: İHA