Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde gerçekleştirdikleri farkındalık çalışmasıyla gündeme gelen İzmir Vegan Platformu, eylemlerinin temel amacının hayvan hakları ve yaşam hakkı konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak olduğunu ifade etti. Platform adına konuşan İzmir Vegan Platformu Üyesi Erben Esra, “Bayrama Evet, Kurbana Hayır” sloganının hem kültürel değerlere saygı duyan hem de yaşam hakkını merkezine alan net ve tutarlı bir perspektifi yansıttığını söyledi.
“Kültürel değerlere karşı değiliz”
Sloganın ilk kısmının özellikle dayanışma ve paylaşma kültürüne vurgu yaptığını belirten Erben Esra, “Sloganın ilk kısmı olan ‘Bayrama Evet’, toplumun bir arada olma, dayanışma, paylaşma ve neşe gibi bayram değerleriyle bir derdimiz olmadığının açık bir ifadesidir. Bizler bir kültürü, geleneği ya da toplumsal bağı bütünüyle reddetmiyoruz. Aksine, bayramların özünde yatan ‘paylaşma ve yardımlaşma’ ruhunu destekliyoruz” dedi.
Platformun asıl itirazının hayvanların yaşam hakkının bir ritüelin parçası haline getirilmesine yönelik olduğunu söyleyen Esra, “Sloganın ikinci kısmı olan ‘Kurbana Hayır’ ise vegan felsefenin en temel ilkesine dayanır: Hissedebilir hiçbir canlının yaşam hakkı, bir geleneğin, alışkanlığın veya ritüelin malzemesi olamaz” ifadelerini kullandı.
Hayvanların da insanlar gibi korku, acı ve yaşama isteğini hisseden canlılar olduğunu vurgulayan Esra, “Bir hayvanın hayatını elinden alarak kutlama yapmak veya ibadet etmek, veganlığın savunduğu türcülük karşıtlığı ve adalet ilkeleriyle çelişir” diye konuştu.

“Şiddetsiz dayanışma mümkün”
Bayramların sosyal yardımlaşma ruhunun farklı yollarla da yaşatılabileceğini savunan Erben Esra, “Gerçek bir dayanışma ve paylaşma, arkasında kanlı bir iz bırakmayan paylaşımdır. Yaşamı savunarak da açlığı ve yoksulluğu çözebiliriz. Bitkisel gıdalarla, giysi yardımlarıyla veya doğrudan maddi desteklerle de bayramın sosyal yardımlaşma amacı çok daha sürdürülebilir ve etik bir şekilde gerçekleştirilebilir” dedi.
Platformun bu noktadaki temel mesajının ise “Paylaşmayı ve dayanışmayı büyütelim, ama bunu kimseyi kurban etmeden, şiddetsiz bir şekilde yapalım” olduğunu söyleyen Esra, ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılacak mercimek, nohut, fasulye ve bulgur gibi bitkisel içerikli erzak paketlerinin hem besleyici hem de sürdürülebilir bir alternatif sunduğunu ifade etti. Ayrıca hayvan satın almak için ayrılan bütçelerin doğrudan maddi yardıma dönüştürülmesinin ailelerin gerçek ihtiyaçlarına daha uzun vadeli katkı sağlayabileceğini belirtti.
“Şiddetin gelenek altında normalleştirilmesini kabul etmiyoruz”
Platformun özellikle çocukların bayram dönemlerinde şiddet görüntülerine maruz kalmasına da dikkat çekmek istediğini belirten Erben Esra, “Sokakların mezbahaya döndüğü, çocukların şiddete doğrudan tanıklık ettiği ve binlerce hayvanın acı içinde can verdiği bir pratiği ‘gelenek’ adı altında normalleştirmeyi reddediyoruz” dedi.
Esra, bu sloganla insanlarda “Bir canlının yaşamını sonlandırmadan da mutlu, huzurlu ve bir arada olabileceğimiz bir bayram mümkün değil mi?” sorusunu uyandırmak istediklerini ifade etti.

“İzmir'de farkındalık artıyor”
İzmir’de son yıllarda veganlık ve hayvan hakları konusunda dikkat çekici bir değişim gözlemlediklerini belirten Esra, hayvan haklarına olan ilginin arttığını ancak sömürünün boyutlarının hâlâ yeterince fark edilmediğini söyledi. “Sokak hayvanları adına pek çok yeni oluşumun kurulması çok kıymetli; fakat bizler sömürüyü türcü bir hiyerarşiyle ayırmıyoruz” diyen Esra, “Kedi ve köpeklerin yaşam hakkını savunurken, mezbahalarda veya çiftliklerde görünmez kılınan koyun, inek, tavuk gibi tüm hissedebilir canların da yaşamını eşit derecede değerli kılıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hayvan sömürüsüne karşı mücadelenin örgütlü hareketle güçleneceğini savunan Esra, Alsancak, Karşıyaka ve Bornova gibi noktalarda düzenli olarak “Veganım, soru sorabilirsiniz” etkinlikleri yaptıklarını anlattı. “Sokakta doğrudan insanlarla temas kurarak, vegan olmayan kişilerin merak ettiği, akıllarına takılan tüm soruları önyargılardan uzak, şeffaf bir dille yanıtlıyoruz” diyen Esra, amaçlarının İzmir’i “hayvan sömürüsünün tamamen reddedildiği özgür bir kent” haline getirmek olduğunu söyledi.
“Biz bir inanç karşıtı platform değiliz”
Kurban ibadetine yönelik yaklaşımlarının sorulması üzerine Erben Esra, meseleyi “ibadet” ve “kesim” olarak ikiye ayırmadıklarını belirtti. “Bizim meseleye yaklaşımımız, kurban ritüelini kendi içinde ‘ibadet’ ve ‘kesim’ olarak ikiye ayıran bir yaklaşımdan tamamen farklı bir perspektife dayanıyor” diyen Esra, platformun doğrudan hayvan özgürleşmesi ve hak temelli bir vegan perspektiften hareket ettiğini söyledi.
“Biz bir din, inanç veya ibadet karşıtı platform değiliz; odağımız inançların kendisi değil, doğrudan canlıların maruz kaldığı sömürüdür” ifadelerini kullanan Esra, “Mezbahada ticari amaçla kesilen bir inekle, bayramda kurban edilen bir koyun arasında, hayvanın hakkı açısından hiçbir fark yoktur. Bu yüzden yaklaşımımız dönemsel veya durumsal bir tepki değildir; türcülüğe karşı bütünsel bir reddediştir” dedi.
“En güçlü ses bazen sessizliktir”
Gerçekleştirdikleri çalışmalarda vatandaşlardan yoğun ilgi gördüklerini söyleyen Erben Esra, özellikle sessiz bir eylem dili tercih ettiklerini ifade etti. “Bizler bu süreçte sesimizi yükseltmek yerine sessiz eylem yapmayı tercih ettik; çünkü bazen en güçlü ses, yaratılan o derin sessizliktir” diyen Esra, ellerindeki afişlerin ve sloganların anlatmak istedikleri mesajı net şekilde yansıttığını belirtti.
Sokaktan geçen birçok kişinin durup afişleri uzun süre incelediğini anlatan Esra, “Elbette geleneksel alışkanlıkları ve kültürel kodları koruma refleksiyle eleştirel gözlerle bakanlar oldu; ancak ‘Gerçekten hiç bu açıdan düşünmemiştim’ diyerek bizlere destek veren çok ciddi bir kesimle de karşılaştık” dedi. Platform için en büyük kazanımın ise “insanların zihninde küçük de olsa bir soru işareti bırakabilmek” olduğunu söyledi.





