Mücevher ve kuyumculuk sektöründe kayıt dışılığı, sahtecilik sorunlarını ortadan kaldırmak amacıyla alım-satım işlemlerinde yeni dönem başlıyor. Gelecek yeni sistemle; 1 gramdan külçeye kadar altınlar üzerine lazerle işaretlenip Kıymetli Metal Takip Sistemi (KMTS) kapsamında takip edilecek. Yüzük, bilezik kolye gibi işlenmiş ürünler bu kapsamda olmayacak. Vatandaşlar yaklaşık 5 gram altına kadar nakit alışveriş yapabilecek. Nakit alışverişte 30 bin lira sınırı devam edecek. 5 gram sınırının üzerinde olan tam altın ve cumhuriyet altını artık kuyumculardan alınamayacak.

Halil Telli Son-3

‘İkinci ele müdahale’

30 bin TL’nin üzerindeki alışverişlerin ya banka üzerinden ya kredi kartıyla ya da mevduat bankasındaki hesaptan çekilip alınıp verilmek zorunda olduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Mücevher, Saat ve Hediyelik Eşya Grubu Meclis Üyesi Halil Telli, “Bu, hem mali sorumluluk hem de kurallar çerçevesinde zaten zorunlu olan bir uygulama. Maliye Bakanlığı bu işe daha sık eğileceğini, daha yakından bakacağını söylüyor. Zaten sektörde 30 bin TL’nin üzerindeki işlemlerin büyük kısmı bankalardan geçiyor. Arada sehven yapılan, ihmalden kaynaklanan durumlar olabilir. Ama anlaşılan o ki, bu tür durumların önlemek için daha sıkı denetim, daha sıkı takip süreci olacak. Darphane tarafından basılan külçe altınlar ve ziynet altın grubunun; yani çeyrek altın, yarım altın, tam altın, Cumhuriyet altını, ata altın, iki buçukluk, beşli gibi ürünlerin takibi daha net yapılmak isteniyor. Maliye Bakanlığı burada özellikle ikinci el piyasasına dikkat çekiyor. Çünkü bu alanda zaman zaman art niyetli uygulamalar olabiliyor. Bunun önüne geçmek için lazerle işaretleme, barkodlama benzeri bir sistemle ürünlerin giriş-çıkışını takip etmek istiyorlar. Bu durum altın fiyatlarını daha da yukarı çekebilir. Kuyumcu komisyon verdiği için vatandaştan komisyon almak zorunda kalıyor” dedi.

‘4,5 bin ton altın yastık altı’

Bu işin cari açık boyutunun olduğunu aktaran Halil Telli, “Devletin kuyumculuk sektörüne bakışında bu önemli yer tutuyor. Çünkü ülkemizin cari açık sorunu var ve altın ithalatı bu açığın kalemlerinden biri. Altın bir yatırım aracı. Buraya kadar bir sorun yok. Sorun, bu altının alındıktan sonra yastık altına gitmesiyle başlıyor. Çünkü altın yastık altına girdiği anda ekonomiden çıkıyor. Oysa bu altın bankaya mevduat olarak girse, sistem içinde dolaşacak. Bugün yastık altında yaklaşık 4,5 bin ton altın olduğu söyleniyor. Bu muazzam bir sermaye. Bunun ekonomide dolaşması demek, piyasaya çok ciddi bir kaynak girmesi demek. Altın bankaya girdiğinde ithalata olan ihtiyaç azalır. Cari açığa olan olumsuz etki düşer. Devletin asıl eğilmesi gereken yer burası. Yastık altındaki altını, güvence vererek ekonomiye kazandırmak. Altın için de benzer bir güven ortamı oluşturulmalı. Kimse altına müdahale edilsin demiyor. Ama altın sahibine açık, net, güçlü güvenceler verilmeli” diye konuştu.

‘Vatandaş vazgeçmez’

Vatandaşın altınını yastık altında tutmak istediğini aktaran Telli, “Çünkü ‘Bankaya koyarsam bir gün bir şey olur mu, vergisi artar mı, müdahale edilir mi?’ diye korkuyor. Bu algı sosyal medyada da çok yayılıyor. Oysa bu tür düzenlemeler olacaksa bile geriye dönük olmamalı. Uygulama başladıktan sonraki hesaplar için geçerli olacağı net bir şekilde ilan edilmeli. O para bankaya girdiği anda sorun kalmaz. Diğer her şey zamanla çözülür. Kayıt dışılıkla mücadele denetimle olur ama kalıcı çözüm güvenle olur. Vatandaş, enflasyon devam ettiği sürece yastık altından vazgeçmez” diye konuştu.

‘Kuyumculuk sektörünün özel yasası yok’

İzmir Ticaret Odası Mücevher, Saat ve Hediyelik Eşya Meclis Grubu Üyesi Halil Telli, konuşmasının devamında, “Daha da önemlisi, ülkemizde kuyumculuk sektörüne özel bir yasa bile yok. Çok köklü, çok kıymetli, çok büyük bir sektör ama kendine özgü bir kuyumculuk yasası bulunmuyor. Bu mevzuatlar düzenlendiği, vergisel yanlışlıklar sektörle uzlaşılarak düzeltildiği zaman; kayıt altına girme süreci de, sahte altının önlenmesi de, stok ve envanter takibi de çok daha kolay hâle gelir. Bu durumda devlet daha fazla vergi toplar, verim artar. Karşılıklı bir düzenleme şart” sözlerine yer verdi.

Kaynak: Filiz Erol