Bilim insanları, 2032 yılında Ay’a yaklaşık 60 metre çapında bir asteroidin çarpma ihtimaline karşı kapsamlı senaryolar üzerinde çalışmaya başladı. Güncel hesaplamalar, çarpma olasılığını yüzde 4 olarak ortaya koyarken, uzmanlar bu oranın uzay çalışmaları açısından ciddi bir risk ve aynı zamanda önemli bir fırsat barındırdığı görüşünde birleşiyor.

Uluslararası gözlem ağlarının verilerine göre “2024 YR4” olarak adlandırılan asteroidin Ay’a çarpması halinde, yüzeyde yaklaşık 1 kilometre genişliğinde yeni bir krater oluşması bekleniyor. Çarpışmanın, Dünya’dan özellikle Pasifik bölgesi üzerinden çıplak gözle izlenebilecek parlaklıkta gerçekleşebileceği belirtiliyor.

Araştırmacılar, olası çarpışmanın Ay’ın jeolojik yapısına ilişkin bugüne kadar elde edilemeyen bilgileri açığa çıkarabileceğini vurguluyor. Çarpma anında oluşacak sismik dalgaların, Ay’ın iç katmanları ve kimyasal bileşimi hakkında doğrudan veri sunacağı, bu durumun bilimsel açıdan eşsiz bir gözlem fırsatı yaratacağı ifade ediliyor. Uzay teleskopları ve yörünge araçlarının, kraterin oluşum ve soğuma sürecini anlık olarak takip etmesi planlanıyor.

Ancak senaryonun risk boyutu da yakından izleniyor. Çarpışma sonrası Ay yüzeyinden kopacak toz ve kaya parçalarının Dünya yörüngesine doğru ilerlemesi, iletişim, navigasyon ve internet altyapısını sağlayan uydular için tehdit oluşturabilir. Yaklaşık 400 kilogramlık enkazın yörüngeye karışmasının, zincirleme çarpışmalara yol açabilecek bir süreci tetikleme ihtimali üzerinde duruluyor.

Bu kapsamda uzay ajansları, asteroidin yörüngesinin değiştirilmesine yönelik olası bir saptırma görevini de gündeminde tutuyor. 2028 yılında gerçekleşmesi beklenen yakın geçiş sırasında yapılacak hassas ölçümlerin, asteroidin rotası ve çarpma riskine ilişkin belirsizlikleri önemli ölçüde azaltması bekleniyor. Elde edilecek veriler doğrultusunda müdahale gerekip gerekmediğine karar verilecek.

Bilim dünyası, bir yandan Ay’a yönelik benzersiz veriler sunabilecek bir çarpışmayı izleme ihtimalini, diğer yandan Dünya yörüngesindeki teknolojik altyapıyı koruma zorunluluğunu tartıyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak gözlemler ve hesaplamalar, 2032 senaryosunun kaderini belirleyecek.

Kaynak: Diken