“Kar gibi beyaz” ifadesi, günlük dilde masum bir benzetme gibi görünse de bilimsel açıdan tam karşılığını bulmuyor. Çünkü karın rengi, sandığımız gibi doğuştan beyaz değil; beyazlık dediğimiz şey, ışığın karmaşık ama son derece düzenli bir fiziksel oyunundan ibaret. Başka bir deyişle, karın beyazlığı bir madde özelliği değil, bir optik algı.

Kar nedir, aslında neye bakıyoruz?

Kar, temelde donmuş sudur. Bulutlarda oluşan su damlacıkları yeterince soğuk koşullarla karşılaştığında buz kristallerine dönüşür. Bu kristaller, havadaki toz, polen ya da is gibi mikroskobik parçacıklar etrafında büyür. Yere ulaşana kadar katman katman genişleyen bu yapı, bildiğimiz kar tanesini oluşturur.
Buradaki kritik nokta şu: Buz şeffaftır. Tek başına ele alındığında ne beyazdır ne de opak.

Peki kar neden beyaz görünüyor?

Cevap güneş ışığında gizli. Güneşten gelen ışık, kırmızıdan mora kadar tüm görünür renkleri içerir. Kar tanelerinin çok yüzeyli, köşeli ve girintili-çıkıntılı kristal yapısı ise bu ışığı adeta küçük bir prizma gibi her yöne dağıtır.
Her bir kar tanesi, ışığı defalarca kırar, yansıtır ve saçar. Tüm renkler eşit biçimde dağıldığında, insan gözü bu renklerin toplamını beyaz olarak algılar. Yani gördüğümüz beyazlık, karın kendisinden değil, ışığın kar üzerinde uğradığı yolculuktan kaynaklanır.

Her kar beyaz mı?

Hayır. Karın rengi çevresel koşullara son derece duyarlıdır. Havada ya da zeminde bulunan kirleticiler, mineral tozları ve biyolojik unsurlar karın rengini kolayca değiştirebilir.
Yüksek rakımlı bölgelerde görülen ve “pembe kar” ya da “karpuz karı” olarak adlandırılan olay, soğukta yaşayabilen mikroskobik alglerin ürettiği kırmızı pigmentlerden kaynaklanır. Antarktika’da ise penguen kolonilerinin yoğun olduğu alanlarda karın pembemsi tonlara bürünmesi şaşırtıcı değildir.
Buzullarda gözlenen mavi tonlar ise bambaşka bir fiziksel sürecin sonucudur: Yoğun buz kütleleri kırmızı ve sarı dalga boylarını emer, geriye yalnızca mavi ışığı yansıtır.

Albedo etkisi: Kar neden bu kadar parlak?

Bilimde bir yüzeyin ışığı yansıtma kapasitesi “albedo” kavramıyla ifade edilir. Yeni yağmış, temiz karın albedosu son derece yüksektir; yani güneşten gelen ışığın büyük bölümünü geri gönderir. Bu özellik, Dünya’nın enerji dengesinde kritik rol oynar.
Ancak karın üzerine is, duman ve toz çöktüğünde albedo hızla düşer. Daha fazla ışık emen kar, daha çabuk erir. Bu durum yalnızca yerel su kaynaklarını değil, iklim sistemini de doğrudan etkiler.

Göz kamaştırması ve görüş kaybı neden olur?

Karla kaplı geniş alanlar, özellikle bulutlu havalarda gökyüzüyle aynı parlaklığı yansıtarak “whiteout” adı verilen tehlikeli bir görüş kaybına yol açabilir. Ayrıca kar, UV ışınlarını güçlü biçimde yansıttığı için gözlerde geçici körlük ve ciltte ciddi güneş yanıkları oluşturabilir. Bu yüzden uzmanlar, karlı havalarda güneş gözlüğü ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımını özellikle vurgular.

Sonuç

Kaynak: Oksijen