Ulusal Süt Konseyi 26 Ocak’tan geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye satış fiyatını 22 lira 20 kuruş olarak açıkladı. Bu fiyatların sürdürülemez olduğuna dikkat çeken üreticiler, süt para kazandırmayınca ineklerin kasaplara satılacağını bunun da süt üretiminin düşmesine, market fiyatlarının ise yükselmesine neden olacağını kaydetti.
Çiğ süt fiyatının yetersiz olduğunu söyleyen Çiftçi Sen Genel Sekreteri Adnan Çobanoğlu, çiğ süt fiyatları ve üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Üreticilerin temel harcamaları ile çiftçinin emeği arasındaki uçuruma dikkat çeken Çobanoğlu, “Bugün köy kahvesinde bir bardak çay bile 20 TL’den az değil. Markette bir sakız bile yine 20-25 TL’den başlarken üreticiye 22 liralık çiğ süt fiyatı verilmesi insafsızlık. Çiftçilerin yoğun emekle ürettiği, her türlü zorluğa karşı çalıştığı bir süreçte 1 litre çiğ sütün fiyatının 22,20 TL olarak belirlenmesi çiftçiye adeta ‘hayvanlarınızı satın. Bu işi bırakın’ demektir” diye konuştu.

Kuru 1 gevrek
Çiftçinin sattığı 1 litre süt ile kuru 1 gevrek alınabildiğine dikkat çeken Çobanoğlu, “İşte bu nedenle gençler çiftçilikten uzaklaşıyor. Köylü tarlasını, hayvanını, traktörüne satıyor.
Söz konusu ekonomik dengesizlik köylerde ciddi sonuçlar doğuruyor. Köy nüfusunun giderek azaldığını, gençlerin çiftçilik yapmak istememesi ve çiftçilerin yaş ortalamasının hızla yükselmesinin nedeni de çiftçinin bu işlerden artık kazanamamasıdır. Bu durumu siyasetçilerin de iyi okuması gerek. Süt inekleri kesime gönderildikçe süt miktarı düşecek bu da vatandaşın marketlerden sütü daha pahalıya almasına neden olacak. Maalesef tarım ve hayvancılıkta sürdürülebilirlik ciddi risk altında” şeklinde konuştu.

‘En az 27 TL olmalı’
İzmir Köy Koop Başkanı Neptün Soyer ise Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan 22,20 liralık çiğ süt tavsiye satış fiyatının, üretim maliyetlerinin altında kaldığını belirterek, “Bu karar sahada süt krizini derinleştirir” dedi. Türkiye genelinde çiğ sütün üretim maliyetinin bölgelere göre değişmekle birlikte 24–27 lira aralığında olduğunu kaydeden Soyer, küçük aile işletmelerinde bu rakamın 30 liraya kadar çıktığını ifade etti. Maliyet artışlarının temel nedenlerini yem fiyatları, mazot, elektrik, veteriner ve ilaç giderleri, işçilik ve finansman maliyetleri olarak sıralayan Soyer, “Bu tabloya rağmen açıklanan 22,20 liralık referans fiyat, üreticinin maliyetlerini karşılamıyor” dedi. Sahadaki tabloya ilişkin verileri paylaşan Soyer, “Bugün 1 litre süt 22,20 lira, 1 kilogram yem ise 13–15 lira arasında. Bu durumda 1 litre sütle 1,5 kilogram yem bile alınamıyor. Bugün için adil çiğ süt fiyatı 27–30 lira aralığında olmalı” ifadelerini kullandı.
’20 liraya veriyor’
Mevcut fiyat politikasının sonuçlarının şimdiden görülmeye başlandığını kaydeden Soyer, ineklerin kesime gönderildiğini, damızlık hayvanların elden çıkarıldığını ve süt üretiminin düştüğünü söyledi. Türkiye’de sütün büyük bölümünün küçük aile işletmeleri tarafından üretildiğine dikkat çeken Soyer, açıklanan fiyatın bu işletmeleri sistem dışına ittiğini belirtti. Açıklanan fiyatın yalnızca bir tavsiye fiyat olduğuna işaret eden Soyer, birçok bölgede üreticilerin sütünü 20–21 liradan satmak zorunda kaldığını, soğutma, nakliye ve kalite kesintilerinin de üreticinin gelirini daha da azalttığını sözlerine ekleyerek, “Kağıt üzerinde bile yetersiz olan bu fiyat, sahada fiilen uygulanamıyor” değerlendirmesinde bulundu. Soyer, süt fiyatını baskılamanın enflasyonu düşürmeyeceğini belirterek, bunun üreticiyi bitirdiğini, üretimi azalttığını ve orta vadede tüketiciye daha pahalı gıda olarak geri döndüğünü kaydetti.

‘KDV alınmamalı’
Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, kısa dönemli çözüm olarak taban çiğ süt fiyatlarının işletme büyüklüğüne göre yapılması gerektiğini önerdi. Kaymakçı, “Ayrıca 20 baş sağmal inekten daha az ineğe sahip olan işletmelerin süt ineklerinin yem, ilaç, su elektrik gibi girdi fiyatlarından KDV alınmamalı. Zaten sütçü işletmelerinin yüzde 90’ını bu tür işletmelerden oluşuyor ve onlara büyük kolaylık sağlanmış olur. Diğer yandan yem fabrikalarının da sıkı şekilde denetlenmesi gerekiyor. Orta dönemde yem bitkileri üretimi teşvik edilmeli ancak burada da yine işletme büyüklükleri dikkate alınmalı. Çiftçinin en önemli sıkıntılarından biri de pazarlama. Bu açıdan üreticilerin pazarlama kanalları genişletilmeli ve kooperatifleşme desteklenmeli” ifadelerini kullandı.




