Türkiye’de kredi kartı borçları tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşırken, milyonlarca insan günlük yaşamını artık gelirle değil borçlanmayla sürdürmeye çalışıyor. Son veriler, ülkede aktif kredi kartı sayısının 147 milyona yaklaştığını, toplam kredi kartı borcunun ise 3 trilyon lirayı aştığını ortaya koyuyor. Her iki kişiden birinin kredi kartı borcu bulunduğu belirtilirken, milyonlarca vatandaşın da ödeme güçlüğü nedeniyle yasal takip riskiyle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Artan enflasyon, yüksek yaşam maliyetleri ve gelirlerin yetersiz kalması nedeniyle kredi kartları artık yalnızca alışveriş aracı değil, temel ihtiyaçların finansman kaynağı haline geldi. Market harcamalarından faturaya, ulaşımdan kahvaltılık bir simit ve çaya kadar en temel giderler bile kartla karşılanıyor.

‘Çay bile lüks oldu’
Bir dönem yalnızca yüksek tutarlı alışverişlerde kullanılan kredi kartlarının bugün simit, çay, su ve ekmek almak için kullanılan bir geçim aracına dönüştüğünü belirten DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe, “Artan hayat pahalılığı karşısında gelirlerin yetersiz kalması, milyonlarca insanı günlük yaşamını borçla sürdürmeye itiyor. Bir simidin 20 liraya, sıradan bir kahvaltının onlarca liraya ulaştığı bir düzende, dışarıda oturup çay içmek bile hesap yapılmadan gerçekleştirilemeyen bir harcamaya dönüştü. Maaşların ayın ilk haftalarında eridiği bir ortamda vatandaş, market alışverişinden fatura ödemelerine kadar birçok temel ihtiyacını kredi kartıyla karşılamaya çalışıyor. Ancak kartla yapılan her harcama, sonraki ay faiz ve borç yükü olarak geri dönüyor. Eskiden kolaylıkla alınabilen peynir, zeytin, kıyma ve et gibi ürünler artık birçok sofrada daha az yer buluyor. Çocuklara gönül rahatlığıyla bir şey ısmarlamak, ailecek dışarıda kahvaltı yapmak ya da bayramda rahat bir sofra kurmak giderek zorlaşıyor” dedi.
‘Borç, kartla kapanıyor’
Kredi kartı borçlarının başka kartlarla kapatıldığı, nakit avanslarla ay sonunun getirilmeye çalışıldığı bir düzenin yaygınlaştığını belirten Yeşiltepe, “Bir kartın limiti başka bir borcu kapatmak için kullanılıyor, ardından yeni faiz yükleri ekleniyor. Böylece geçici çözüm olarak görülen kredi kartları, zamanla daha ağır bir ekonomik baskının parçası haline geliyor. Yaşanan ekonomik tablo yalnızca alım gücünü değil, insanların yaşam hissini de değiştiriyor. Bir simit almanın bile sevindirici hale geldiği bir ekonomik düzende, günlük hayat giderek daha kırılgan ve daha zor sürdürülebilir bir hale dönüşüyor. Bugün gelinen noktada mesele yalnızca yüksek fiyatlar değil; insanların en temel ihtiyaçlarını bile borçlanmadan karşılayamaz hale gelmesi. Çay, simit ve su gibi en sıradan ihtiyaçların bile kredi kartıyla alınması, yaşanan geçim krizinin toplumun gündelik hayatına ne kadar derin şekilde yerleştiğini ortaya koyuyor” diye konuştu.

Simit bile kartla
Mart ve nisan ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte Türkiye’de yaşanan hayat pahalılığının bir kez daha gündeme geldiğini vurgulayan Ekonomist Dr. Osman Sirkeci, “Son aylarda yaşanan fiyat artışları, maaş ve ücretlerdeki erimeyi hızlandırdı. Yılbaşında belirlenen asgari ücret ve emekli aylıkları, kısa süre içinde yükselen enflasyon karşısında alım gücünü kaybetti. Temel tüketim ürünlerinden gıdaya, ulaşımdan faturaya kadar birçok kalemde yaşanan zamlar, milyonlarca insanın gelirinden birkaç ay içinde binlerce liralık kayba yol açtı. Böylece vatandaşın cebindeki para daha ay tamamlanmadan erimeye başladı. Ekonomik sıkışmışlık özellikle günlük gıda harcamalarında daha net hissediliyor. Bir dönem en ucuz ve en ulaşılabilir yiyecekler arasında görülen simit, gevrek ve benzeri ürünler bile artık hesap yapılarak alınabiliyor. Temel beslenmenin büyük ölçüde karbonhidrat ağırlıklı ürünlere sıkıştığı bir tabloda, insanlar nakit para yerine kredi kartına yönelmek zorunda kalıyor. Çünkü birçok kişi için mesele artık en temel gıda ürünleri bile karşılayabilmek” sözlerine yer verdi.
‘Faiz yükü büyüyor’
Geçmişte kredi kartlarının daha çok acil ihtiyaçlar ya da dönemsel harcamalar için kullanılırken, bugün günlük yaşamın ana finansman aracına dönüştüğünü aktaran Dr. Sirkeci, “Eskiden ayın son günlerini geçirmek için kullanılan kartlar, artık ayın ilk gününden itibaren devreye giriyor. Market alışverişi, fatura ödemesi, ulaşım giderleri ve en temel ihtiyaçlar dahi kartla karşılanıyor. Bu durum, kredi kartlarını geçici bir ödeme aracı olmaktan çıkarıp, milyonlarca insan için zorunlu bir yaşam desteğine dönüştürüyor. Borcun borçla kapatıldığı bu sistem ise her geçen gün daha büyük bir ekonomik yük yaratıyor. Bir kartın limiti başka bir kartın borcunu kapatmak için kullanılıyor, ardından faiz yükü daha da büyüyor. Türkiye’de milyonlarca kredi kartının aktif olarak kullanıldığı düşünüldüğünde, toplam kart borçlarının trilyonlar seviyesine ulaşması da kaçınılmaz hale geliyor” ifadelerini kullandı.





